<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583</id><updated>2012-01-23T19:59:58.416+02:00</updated><title type='text'>Gizliyüz</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>120</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-364104808680342873</id><published>2012-01-19T22:11:00.003+02:00</published><updated>2012-01-20T10:41:41.812+02:00</updated><title type='text'>Onikiye Beş Kala..</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;İnsan psikolojisidir, bütün hayatını hep arayarak geçirir. Aslında aradığı şu anda yaşadığı değil, gerçekte ne istediğidir. Bulup bulamaması bir yana, bu durumun tek kifayetsiz yanı, kişinin ne aradığını bilmemesidir. Zordur elbette. Çünkü çok değişkenli bir denklem gibidir. Kimi sevgi der, kimi aşk, kimi mantık. Düşün ki yağmur yağıyor; yüzlerce, binlerce damla düşüyor yere ama o damlaların yalnızca bir tanesi senin ve hangisi olduğunu bilmiyorsun. İş ki onu bulmakta, yere düşmeden tutabilmekte. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Burada yağmur yağıyor ama sen &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Şemsiyeni almadan gel yine de &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Özletiyor bu çılgın sağanak seni &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yağmuru sevdiğimi bilmeyen kalmadı değil mi ? Örnek verirken bile düşüncelerim o tarafa doğru kayıyor. Ne yapayım ama, yağmur yağarken yürüyüş yapmayı ve altında ıslanmayı seviyorum. Başkalarının ne söylediği, ne yaptığı, niye saklandığı umurumda bile değil. Mesela şimdi bu satırları yazarken penceremden "tıp tıp" sesleri geliyor, ufaktan ufaktan çiselemeye başladı yine. Ve biliyorum ki birazdan o mis gibi koku odama dolacak. Ne güzel. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Penceresi büyük ve balkonlu evleri bu yüzden çok seviyorum, rahat oluyor. Çalışma masam pencere kenarında ve iki adım ötesinde balkon kapısı. Yağmur başladıktan beş dakika sonra -hangi mevsimde olduğuna aldırmadan- kapıyı açıp, temiz havayla birlikte o kokuyu odama dolduruyorum. İçime derince bir nefes çekip bir süre bekledikten sonra, "ohh" diyorum kendi kendime "işte hayat bu"...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Bugün yağmur &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bir kadın saçıdır, &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yeryüzüne dökülen; &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;upuzun, ince ince..." &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bülent Abi kulağıma fısıldamaya başladı bile yine aynı şarkıyı. Birazdan Gökhan Kırdar'ın yağmuru gelecek, ardından Singing in the Rain, ardından Turgut Uyar ve Sunay Akın.. derken hep birlikte olacağız. O sayfalar dolusu yazılar, notalar, film pelikülleri ardarda dizilip yol olacaklar önümde. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bak ne geldi aklıma ? Belki şimdi hatırlamayacaksın ama, seni de bana getiren bir ilkbahar yağmuruydu. Aylardan Mayıs'dı. Günlerden Salı. Ve bardaktan boşanırcasına yağıyordu mübarek. Yarı ıslak, yarı kuruyarak geçen bol sohbetli bir gecenin sonunda uzun zamandır tanıdığımı sandığım ama gerçekte hiç tanımadığım bir kadının portresi duruyordu karşımda. Ne çok hayalin vardı, cümleler yetişemiyordu peşinden. Nasıl da heyecanla anlatıyordun herşeyi. Ya gülüşün ona ne demeli, hele hele gözlerindeki o ışık yok mu, bugün bile parlaklığını yitirmedi. Ne zaman baksam dalıyorum, içinde kayboluyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Kum taneleri var ya onlardan birindeyim&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Haydi yeri gelmişken söyleyim, ben bir yağmur romantiği değilim. Yağmuru sevebilirim, o ayrı. Yağmurun bende çağrıştırdıkları ilk bakışta romantik gibi de gelebilir, ama değiller. Bunların hepsi farklı farklı olgular. Hem ayrıca ben yazar da değilim. Benim için mutlaka bir benzetme yapılacaksa "hikaye anlatıcısı" denmesini tercih ederim. Çünkü bugüne kadar hep kendi hikayelerimi anlattım; zaman/mekan/isim vermeden, kimsenin özeline girmeden sadece yazdım. Keyif alanlar, alınanlar, keyifsiz kalanlar, okudukça üzülenler, kendine ortak payda çıkaranlar, yolunu aydınlatanlar, sevinenler, merak edenler bir yana; sayfalar dolusu bu hikayelerin tek ortak noktası gerçek olmalarıydı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Biliyor musun, samimiyet çok önemli insan hayatında. Çünkü bir anlamda yakın durma duygusu bu, ancak ve ancak güven duyma duygusuyla birlikte gelişebiliyor. Düşünsene, kendinle ilgili gizli saklı bir bilgiyi karşındakine hiç çekinmeden bir anda fısıldayıveriyorsun ve hiç birşey olmamış gibi, en küçük bir endişe bile duymadan devam edebiliyorsun hayatına. Ne kadar rahatlatıcı. Saflık decesinde salaklıktan ya da teslimiyetçilikten bahsetmiyorum elbette. Ama hâlâ eski bir türk filmini izlerken gözyaşlarına hakim olamıyorsan, hâlâ o çok sevdiğin şarkıyı dinlerken müziğe eşlik edemeden duramıyorsan; ne bileyim birine onu sevdiğini hiç duraksamadan pat diye yüzüne karşı söylebiliyorsan ya da hoşlanmadığın birine onaylamadığın taraflarını tek tek sıralayabiliyorsan, samimiyet hiç de kötü bir şey değil. İçten olmak.. Kendin olmak.. İşte sana karşı hissettiklerimin ve seninle birlikteyken yaşadıklarımın bendeki yansıması da aynı böyle. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"aramak mı?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;öyle bir şeydir ki bu arayış,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;kendini bile bulabilir insan."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;İnsanın iki hayatı var: Bir; şimdi yaşadığı.. İki; yaşamak istediği.. Arayışı da hep bu yüzden. Aslında ben de o hayatlardan biriyim. Herkes gibi birini, birşeyleri arayan; zaman zaman dalgalı, zaman zaman da dingin bir ruh. Bulmak konusunda endişem olmadı değil, hâttâ korktuğum anlar bile var. Bulduğum şey, hâyâl ettiğimle eşleşmezse ne yaparım diye düşündüğüm de.. Ama hiç vazgeçmedim. Sen dahil..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Aramak, yaşamakla eşdeğer uzun bir yolculuk gibi. Bir anlamda kendi içine dönebilme, kendini tanımlayabilme, kendinle yüzleşebilme. Yazıldığı gibi kolay değil tabi.. Çünkü kaybolanı ya da sen de olmayanı ararsın hep. Mesela sevgidir bazen, bezen de mutluluk.. Bazen aşktır, bazen de huzur.. Bazen basit bir cevap, bazen de acı bir gerçek. Hani Mevlâna'nın bir sözü vardır, der ki "neyi arıyorsan o'sun sen". Kelimelerin tükendiği an bu işte..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"aramak,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;arananı değil;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;arayanı&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;aramakmış&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;meğer."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Söyledim ya ben bir hikaye anlatıcısıyım; yazdıklarım tam da bu noktada yakalıyorsa herkesi, o zaman hâlâ doğru yerdeyim ve küçük de olsa bir başarıdan söz etmek mümkün. Yani demem o –ki ; eğer hayat dediğin karşımıza anıt gibi dikilmiş bir boy aynasıysa ve nasıl ki kendine yakışanı giydiğinde, bunun doğruluğunu o aynada sorguluyorsan; üstüne olmayanı yahut yakışmayanı da bir başkasına giydirmeyeceksin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-364104808680342873?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/364104808680342873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=364104808680342873&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/364104808680342873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/364104808680342873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2012/01/onikiye-bes-kala.html' title='Onikiye Beş Kala..'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3386977937244978140</id><published>2011-12-31T12:59:00.002+02:00</published><updated>2011-12-31T12:59:43.404+02:00</updated><title type='text'>Onikiye Beş Kala..</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Çok uzaklardan ılık bir rüzgar esiyor sanki. Sesi gecenin karanlığıyla birleşince çok tanıdık bir melodiye dönüşüyor. Kollarımda hissettiğim hafif ürperti ve esintiyle burnuma gelen şu koku, yıllardır bildiğim ama unutulmaya yüz tutmuş bir düşü yeniden canlandırıyor. İlk kıpırtılar, çarpıntılar genelde bahar gibi başlıyor içimde. Geçen koca bir kışın ardından, yeni yeni filizlenmeye başlayan bahar dallarına benziyor kalbim; ince, narin ve umut dolu. Her nefes alışımda bir başka sevinç kucaklıyor gibi. Gözlerimde hiç bitmeyen bir uykusuzluk, midemde hiç dinmeyecek bir sevdanın sancısı ve aklımda sonunu bir türlü getiremediğim onlarca cümle. Oysa hep yazar olmayı isterdim. "Büyük büyük cümleler kurup, kaybolmuş insanların tekrar yollarını bulmalarını sağlayacağım" derdim. Olmadı tabi, ama keşke duygularımı doğru anlatacak birkaç cümle kurmayı öğrenebilseydim. En azından şu havada gezinen dağınık kelimeler sahipsiz, başıboş kalmazdı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;"&lt;/em&gt;&lt;em&gt;Beni öyle bir yalana inandır ki,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt; Ömrümce sürsün doğruluğu."&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;İşte yine başlıyor, hissediyorum yine aynı koku bu. Baharı bu yüzden çok seviyorum. Hani akşamları ılık bir rüzgar eser de sırtına yeleğini alırsın ya balkonda.. Bir tarafta akasya ağaçlarının kokuları, diğer tarafta leylaklar bütün bedenini çevreler bir anda. Sonra penceredeki rüzgar gülünün ipleri dört bir yana salınmaya başlar birden. Bak, işte mutluluğun resmi tamamlanmak üzere. Çünkü biliyorum ki, o iplerin ucundaki çanlar çalmaya başlayınca, sen geleceksin.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;İnsanın, ömrünün sonbaharında saklandığı yerden çıkması çok garip. Sanki bir yerlerde biri kurmuş "mutluluğun" saatini, o beklediğin gelince sen susturasıya kadar hiç durmadan çalacak gibi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;......&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;Vermeden alınamayan tek şeydir “mutluluk”…&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;En son kaldığım cümle buydu bir başka adreste. İsimler, şehirler farklı bile olsa, mektuplar aynıydı. Hepsi adreslerini kaybetmişti belki ama hiçbiri içindeki umudu yitirmemişti. Çünkü mutluluk bir kibrit çöpü gibiydi aslında, sönmesin diye avucumuzun içinde yaktığımız. Rüzgardan koruyorduk korumasına da; ne kadar yanacağını biz de bilmiyorduk.. Her defasında "hadi bu daha uzun yansın" dileğiyle yakıyorduk ateşi ve bekliyorduk.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;......&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;"Aradan onca zaman geçti, peki bulabildin mi aradığın mutluluğu ?” sorusuna henüz verilecek bir cevabım yok. Üzgünüm. Karşılığını bulamadığım pek çok soru var. İşin kötü tarafı bu soruları hep kendime sormam, farkındayım. Beklentim neyse, sorulaştırdığım da o aslında.. Cevabı farklı bile olsa, hep kendi verdiğim cevabı duymak istiyorum -ki bu hiç doğru değil. Yani insanın ara sıra kendini et ve kemikten oluşan canlı bir organizmaya&amp;nbsp; doğrulatması şart. Yoksa ipin ucu kaçtı kaçacak, her an obsesif bir kişiliğe dönüşebilirsin. Hani gün gelir de birgün kendini "Tutunamayanlar" ın içinde "Olric ve Efendisi" diyalogları yazarken bulursan şaşırma.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;“&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Olric, o da beni, benim onu düşündüğüm kadar düşünüyor mudur dersin ?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Düşünüyordur efendimiz..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Düşünüyorsa niye hiç aramıyor, sormuyor ?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Yaralarınız henüz iyileşmediği için olabilir efendimiz..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Yaralar umurumda mı sanıyorsun Olric ? Görmüyor musun onsuz nefes bile alamıyorum..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Ama efendimiz, ya bir yara da o açmak istemiyorsa..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Açsın Olric, bırak bir yara da o açsın. Kimbilir, bakarsın belki bu son yara olur ve ikimiz de -hiç olmadığımız kadar- mutlu bir şekilde verebiliriz son nefesimizi.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Bizim için yazılan mutlu son, böyle bir Ölüm mü yani efendimiz ?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;- Biz onsuz hiç yaşadık mı Olric ? "&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Genelde beni sevmezler. Sıkıcı bir adam olduğum söylenir. Doğrudur da. Savunma yapacak durumda değilim zaten. Ama bilirim ki kimse gerçekleri duymak istemez. Asıl hikayenin ekseninden uzaklaştırmak için sulandırılmış&amp;nbsp; pembe cümleleri her zaman daha çok tercih ederler. Ve gerçeklerin acıtma duygusu nasıl korkutuyorsa artık, ne kadar kaçabilirse kurtulma şansının o kadar yüksek olacağını düşünürler. Ben yapamam öyle; doğru neyse onu bilmek, onu söylemek isterim. Mesela şimdi yeni yıl geldi. Herkes bir yerlerde plan yapıyor, nerede/ne yiyeceğiz-içeceğiz diye. Hatta mide dolunca içkiyi göz kapaklarından mı, yoksa kulak deliklerinden mi boca edeceklerinin hesabı içindeler. Ben ise, burada gecenin şu saatinde düşüncelerimi toparlayıp sana bu satırları yazıyorum, yarın ne olacağımı bilmeden. Yılbaşı ile ilgili tek planım da bu.. Bir an önce bitirmek ve adresini kaybetmeden göndermek.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Sıkıcı mıyım ?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Evet !&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ancak asla mutsuz ve umutsuz bir adam olmayı istemedim. Ayrıca mutlu olmayı seviyorum da ve herkesin hakettiğine de inancım sonsuz. Zaten böyle bir yaşam formunun bir bedende vücut bulması çok olanaklı değil - en azından yaşayanlar açısından-. İşin bu kısmı tamamen psikolojik ve kişiden kişiye değişebilecek bir bakış açısı. Karşındakini nasıl ve hangi kimlikle görmek istediğinle ilgili.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;"Bunca kalp kırıklıklarına rağmen &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;-küçüklüğümde yaptığım gibi- &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;Rüzgarı arkama alıp bağırmak istiyorum hayata: &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;em&gt;Acımadı ki !"&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu durumun bendeki yansıması biraz farklı haliyle. Çünkü insanlar resmimi hep yanlış çerçevelere yerleştirmeye çalıştılar. Bir de anlattıklarım değerini yitirip, dinlenmemeye başlayınca durdum.. Uzun zamandır -nefes bile almadan- sadece susuyorum.. Susuyorum ve hiç&amp;nbsp; konuşmuyorum. Ama senin için biriktirdiğim, cümle haline gelememiş&amp;nbsp; o kadar çok kelime var ki.. Üstelik nasıl ve nereden başlayacağımı gerçekten ben de bilmiyorum. Keşke şair olsaydım, dünyanın en güzel şiirlerini sana yazsaydım. Hem belki o zaman rüzgar gülünün sesini beklemeden, kendiliğinden gelirdin. Belki yine yüzüne karşı birşey söyleyemezdim ama okudukların ikimize de yeterdi, kimbilir..&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;.....&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu kez mutluluğun saatini doğru kurdum, sen gelince çalmaya başlayacak..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3386977937244978140?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3386977937244978140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3386977937244978140&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3386977937244978140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3386977937244978140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/12/onikiye-bes-kala.html' title='Onikiye Beş Kala..'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2725944766486704499</id><published>2011-12-24T16:37:00.001+02:00</published><updated>2011-12-24T16:37:44.154+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım Son Bölüm...</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;w:WordDocument&gt;  &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;  &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;  &lt;w:TrackMoves/&gt;  &lt;w:TrackFormatting/&gt;  &lt;w:HyphenationZone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;  &lt;w:PunctuationKerning/&gt;  &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;  &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;  &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;  &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;  &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;  &lt;w:LidThemeOther&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;  &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;  &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;  &lt;w:Compatibility&gt;   &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;   &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;   &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;   &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;   &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;   &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;   &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;   &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;   &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;   &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;   &lt;w:CachedColBalance/&gt;  &lt;/w:Compatibility&gt;  &lt;w:BrowserLevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;m:mathPr&gt;   &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;   &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;   &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;   &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;   &lt;m:dispDef/&gt;   &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;   &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;   &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;   &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;   &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;   &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;  &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"  LatentStyleCount="267"&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt; &lt;/w:LatentStyles&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt;&lt;style&gt; /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}&lt;/style&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"eğer hayal kurmak uçmaksa&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;biz artık gökyüzüne bakmayı uçmak sanıyoruz&lt;br /&gt;ayaklarımızı yerden bile kesmiyoruz düşmekten korkup;&lt;br /&gt;sonra da adına uçmak diyoruz.." &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ne garip değil mi, insan kendine hiç birşeyikonduramıyor. Bazı şeyler insanın üzerinde durmuyor, üzerine yakışmıyor. Meselabir gün bakıyorsun ki kırk yıl geçmiş ilk günden bugüne.. İnanamıyorsun zamanınnasıl bu denli akıp gittiğine.. Hepsi sanki dün gibi oysa.. Yaşlanmak duygusudeğil belki ama, o ana kadar sahip olduklarının muhasebesini yapıyorsun isteristemez. Toplama, çıkarma, çarpma derken hafızan her şeyi tek tek ayıklamayabaşlıyor; İyiler-kötüler, doğrular-yanlışlar, yaşananlar-yaşanmayanlar,istenenler-istenmeyenler, söylenenler-söylenmeyenler, ıskalananlar-hedefibulanlar, ihtiyaç duyulanlar-duyulmayanlar, verilenler-alınmayanlar,sevgiler-terkedişler... Liste uzayıp gidiyor.. Bunun en kötü tarafı listeninhep eksik çıkması. İşte konduramadığın kısım tam da burası.. Çünkü "benimdüşlerim vardı" diyorsun, "planladığım, gerçekleşmesini beklediğimonlarca, yüzlerce hayal...". Peki ne oldu onlara ? Nerede kaldılar,zamanın hangi diliminde bırakıldılar ya da ne zaman unutuldular ? Yoksa hiç mivar olmadılar ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"Her an bir çarpıntıyıyaşamaktayım&lt;br /&gt;Her an çılgın bir heves dağlıyor kalbimi&lt;br /&gt;Tanrım, ben mi hayatı aşmaktayım&lt;br /&gt;Yoksa hayat mı aşmakta beni..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Şöyle yukarılardan bir yerden kendi hayatına bakıncadaha net görüyorsun pekçok şeyi. Tamam kırk yılı, yaş olarak kendineyakıştıramıyorsun belki.. Hâttâ tanımadığın birileri "Aaa inanmıyorum, hiçgöstermiyorsunuz.. Bana sorsanız en fazla otuziki-otuzüç derdim" cümlesinikurduğunda mutlu oluyorsun.. Belki o cümlenin coşkusuyla gidip gardrobunuyeniliyorsun, hayatın boyunca giymediğin renkleri, desenleri, modelleri alıptarzını değiştiriyorsun. Erkeksen sakal ve bıyıklarını kestiriyorsun; kadınsanesmerlikten sarışınlığa terfi edip, iş çıkışında spor salonlarına hafta sonlarıyoga/transandantal meditasyon seanslarına devam ediyorsun. Akşam yemekleri içinseçtiğin özel menüler ya deniz ürünleri ya da&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;teflon tavada bir çay kaşığı halis-muhlis zeytinyağ ile kendi buharındapişirilmiş sebzegiller ailesi, vesaire.. İsteyen bunları da yapsın tabi, amacımkarşı bir duruş sergilemek değil. Ama ben yaştan, yaşlanmaktan bahsetmiyorum ki!.. Yaş dediğin ne ? Kaç yaşında olduğun ya da kaç yaşında gösterdiğin ne kadarönemli olabilir ? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Diyorum ki, mesela en son neyin senin olmasınıistediğin çok önemli. Ne kadar zaman önce istediğin çok önemli, tabi seninolması için ne kadar emek harcadığın da.. Nasıl sonuçlandığı, elde edipedemediğin daha da önemli. Elde ettiysen nasıl değerlendirdiğin, koruduğun yada&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;edemediysen nasıl bir tepki verdiğinçok daha önemli.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;"Şimdi kocamandenizlerde, kocaman gemilerde&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Neden yokküçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Çocukluğumuzunbahçelerinde, o evlerde&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Kağıttangemilerimizi yüzdürdüğümüz.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Bir şeyler mikalmış çocukluğumuzda,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Çocukluğumuzlaçözdüğümüz..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Yani hayal kurmak diyorum... Ne kadar insani değil mi? Hatta biraz çocuksu, belki biraz da umut dolu. Daha çok yarına ait, sankiyaşamın doğal uzantısı, bir anlamda yansıması gibi. Düşünsene bir, dahaçocukken başlıyor.. Kimisi için vitrinde gördüğü allıpullu bir oyuncak, kimisiiçin yavru bir kedi, kimisi için sinema, kimisi için güzel bir elbise, kimisiiçin de uçurtma.. Hep arzu edilen, sahip olmak için her şeyin göze alındığı birvarlık.. Öyle ki gerçekleştiğinde yaşamın bütün akışını değiştirecek ve sanayeni bir değer katacak, belki de hayata bağlayıp dört elle sarılmana nedenolacak… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Mesela ben çocukken de yağmuru çok severdim, durgun suhiç bana göre değildi. Böyle bir sürü kağıttan kayık yapar yapar saklardım. Ozamanlar İzmir’de yaşıyoruz, babam asker orada görev yapıyor.. İzmir’in deyağmuru pek meşhur. Bir başladı mı yağmaya, sağanak şeklinde durdurabileneaşk’olsun.. Ben biriktirdiğim kayıkları cebime doldurur, yağmur başladığındaatardım kendimi sokağa. Sonra kaldırım kenarlarından suya batmadan, yolunlogarlarla buluştuğu köşenin başına geçer kağıttan kayıklarımı suyun akıntısınabırakırdım. Onlar salına salına logar deliklerine ilerledikçe, ben yere doğrueğilip gidişlerini izler; bir gün onlardan birinin içinde olacağımı ve uçsuzbucaksız denizlere açılacağımı düşlerdim. Çünkü sanırdım ki, o logarlarınaltından akan su, benim o güne kadar hiç görmediğim, yalnızca adını duyduğumokyanus denilen büyük denizlere ulaşıyor ve logarların içine düşen kayıklarımda derin sularda benim hiç bilmediğim yeni ülkelere doğru yol alıyor.. Çocukaklı işte.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Söylesene bana en son ne zaman hayal kurdun ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;- …&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;"Bir gündiyorum.. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Bir gün gelecek veuyanınca &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;ilk aklıma gelensen olmayacaksın!"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Küçükken insan daha cesur oluyor galiba. Beklentisi küçükşeylerde olsa, onunla ilgili hayalini gerçekleştirmek için hiç düşünmedenkolayca gözü karartabiliyor. “Herşey büyüyünce değişiyor ?” diyeceksin; hiçalakası yok ! Mesela sen şimdi en son kurduğun hayali hatırlamıyorsun ya, nekadar kötü. Hatırlamanı isterdim. Kimbilir ne güzel bir şeydi. Öte yandankimsenin hayallerine de ortak olmuyorsun.. Olabildiğince uzağa, ardına bilebakmadan kaçıyorsun.. Yakınından geçse, gözardı edip ucundan bile tutmuyorsun..Benimkiler dahil... Peki sorabilir miyim sen nasıl nefes alıyorsun ? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;- ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Ben ne mi yaptım ? Hiç büyümedim. Kocaman bir adam oldumama çocukluğumdan hiç vazgeçmedim ve hiçbir hayalimin peşini bırakmadım. Bazenkayık oldum, bazen uçurtma.. Kimi zaman bir martının kanadında, kimi zaman biryelkenlinin kuyruğunda özgürlüğünü arayan bir seyyah gibi gezdim durdum.Hayatımın en orta yerinde hatta en merkezinde ve hatta kurulabilecek en büyükhayalin içine senin resmini koydum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;"Şimdi beniuçurumdan atsan, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;düşene kadaraklımdaki tek şey; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;sırtıma değenellerin olurdu.''&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Senin için yazdıklarımı hatırlıyor musun ? Hani bahargelecek çiçekler açacaktı; Kuşlar kendi halinde gökyüzünde kanat çırpacaklardı;İçlerinden biri gelip omzuma konacak ve “boşver işi gücü, herşeyi bırak, onagit” diyecekti.. Umut, özgürlük, mavi gökyüzü, toprak, çimenler, ateşböcekleri, pamuk gibi bulutlar.. Hepsi, ama hepsi senin içindi.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;O buğulu cama çizdiğim güneş resmi vardı ya, artıkısıtmıyor içimi. Her sabah uyandığımda “o iyi ki var benim hayatımda”demiyorum. Aşman gereken o son tepenin yamacında beklediğim sen değilsin, birbaşkası.. Anne karnından yeni çıkmış bir bebeğin hafızası ve masumluğuyla yenibir yolculuğa çıkıyorum şimdi. Yeni düşlerim var yarına dair, üstelik benimleaynı düşü görebilecek bir çift göze daha sahibim.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Mesela onunla beraber geceleyin yıldızları sayabilirizhatta hepsine ayrı ayrı isim bile verebiliriz. Olmadı bir gece uykusuzkaldığımızda, aynı gökyüzünün altında gün doğumunu birlikte karşılayabiliriz.Belki bir gün dilimize aynı şarkı dolanır ve “bu bizim şarkımız olsun”diyebiliriz. Kilometrelerce uzaklıkta olsak bile, aynı rüyayı görüp, aynı andayataktan fırlayabiliriz. Dudaklarımızdan tek bir cümle dökülmeden saatlercebirbirimize bakıp yalnızca gözlerimizle konuşabiliriz. En sevdiğimiz filmleridefalarca izleyip, bıkmadan usanmadan aynı yerlerine gülüp, aynı yerlerindeağlayabiliriz. Hatta belki, her defasında “seni çok seviyorum”la biten kavgalarda edebiliriz.. Olamaz mı ? Olabilir.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;İyi ol.. Mutlu kal..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Çünkü gidiyorum..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Çünkü senin sandığın bu kalbi, artık bir başkasına teslimediyorum..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Çünkü birgün biri beni hayallerine ortak edecekse, bukişi o olsun istiyorum..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Elveda yabancı..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;Düşler buraya kadar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; line-height: 115%;"&gt;Hoşçakal..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2725944766486704499?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2725944766486704499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2725944766486704499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2725944766486704499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2725944766486704499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/12/sakladklarm-son-bolum.html' title='(S)akladıklarım Son Bölüm...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5416636483279009868</id><published>2011-11-07T14:47:00.001+02:00</published><updated>2011-11-07T14:47:17.446+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XXII</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;w:WordDocument&gt;  &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;  &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;  &lt;w:TrackMoves/&gt;  &lt;w:TrackFormatting/&gt;  &lt;w:HyphenationZone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;  &lt;w:PunctuationKerning/&gt;  &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;  &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;  &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;  &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;  &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;  &lt;w:LidThemeOther&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;  &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;  &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;  &lt;w:Compatibility&gt;   &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;   &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;   &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;   &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;   &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;   &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;   &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;   &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;   &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;   &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;   &lt;w:CachedColBalance/&gt;  &lt;/w:Compatibility&gt;  &lt;w:BrowserLevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;m:mathPr&gt;   &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;   &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;   &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;   &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;   &lt;m:dispDef/&gt;   &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;   &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;   &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;   &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;   &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;   &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;  &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"  LatentStyleCount="267"&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt; &lt;/w:LatentStyles&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt;&lt;style&gt; /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}&lt;/style&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;o:shapedefaults v:ext="edit" spidmax="1026"/&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;o:shapelayout v:ext="edit"&gt;  &lt;o:idmap v:ext="edit" data="1"/&gt; &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;''Söylenir ve yarım kalır &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;bütün aşklar yeryüzünde, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;bir kaktüs bol sudan nasıl çürürse öyle...''&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Fırtınalı birdenizin ortasında yakalandım sana ben. Dalgalar boyumu aşmıştı. Çırıpınıpduruyordum. Önceleri uzaktan geçen bir gemi gibiydin. Sonra fırtınaya rağmenkorkmadan, çekinmeden yanıbaşıma kadar geldin. Durdun ve izledin. Sandım kiyardım edeceksin. Batmama izin vermeyip, yaşatacaksın. Sonra kıyıya kadarkucaklayacak, saracak ve sarmalayacaksın.. Ben dalgalardan yorgun düşmüş gemi,sen de kurtarıcım-baştacım olacaksın. Ve sandım ki; bir gün açık denizleriözleyip gideceğini bilsem bile; o günün gelmesini bekleyen insanlar gibizavallı değil, seninle birlikte geçirdiğim her dakikanın verdiği mutluluklayaşayacağım.. Ve seni, bensiz çıkacağın son yolculuğa yine ben uğurlayacağım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Birşeysoracağım, dürüst ol ama; sen beni gerçekten sevdin mi ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;“İki seçeneğin var;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ya kal,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ya gitme..”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Bugünlerdecanım çok sıkkın.. Belki biraz tedirgin, biraz üzgün.. Çokça düşünceli ve bir okadar da yorgunum. Ne kendimi tanıyabiliyorum, ne yaptıklarıma anlamverebiliyorum. Aynadaki o adam ben olamam. O ben değilim artık, bir başkası.Çünkü ben maske takamam; mesela "sevmiyormuş" gibi davranamam ya da"gidiyormuş" gibi yapamam. "Miş" li geçmiş zamanıngölgesinde yaşayamam.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Günler,haftalar, aylar sürdüğüne; sayfalar dolusu hikaye yazdığıma aldanma sakın !Elbette hiç birşey olmamış gibi davranamam ama bu "hiç unutmayacağım"yahut "sonsuza kadar bıraktığın yerde bekleyeceğim" anlamınagelmesin. Giden olmak kolaydır. Gidersin ve geri dönmezsin. Umursamazsın,ardında ne bıraktığını düşünmezsin. Ve bilmezsin, aslında bütün acıyı kalanlarçeker. Yokluktan bir tek onlar anlar. İnsan nasıl kendisiyle konuşur aynalarda,sessizliğin içinde çok uzaktan esen rüzgarın uğultusunu nasıl duyar, elleriıssızlığın içinde nasıl dokunur boşluğa, karanlıkta eve giden yolu nasıl bulur;bir tek onlar bilir. Giden gittiğine ve geri dönmeyeceğine göre bedeli kimödeyecek sanıyorsun ? Onlar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Bir şeyi merakediyorum, seni gerçekten ne kadar çok sevdiğimi ne zaman anlayacaktın;sevmediğim ya da vazgeçtiğim zaman mı ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"Üç harf yanyana kaç şekilde gelir bilir misin..?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Aşk dersin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Sen dersin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ben dersin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Sen, ben biter; Biz dersin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Gün gelir git dersin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Peki dur kelimesinden haberdar değil misin..?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Dur demeyi bilmez misin..?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Git demek kolay, dur diyebilecek kadar yüreklimisin..?"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"Vermedenalınmayan tek şeydir mutluluk" demiştim sana hatırladın mı ? Bu bakışıbiliyorum.. hatırlamadın.. Olsun, önemli değil. Aslında bütün derdim neydibiliyor musun ? En sadesinden, kendi halinde ve basit bir veda notu yazmak. Bunotu başucuna bırakıp gidecektim. Böylesine sayfalar dolusu hikayeler, edebianlatımlar ya da seni düşünürken aklımdan geçen sevgi sözcükleri olmayacaktı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Dedim ya,vedaları oldum olası sevemedim. Küçük bir "hoşçakal" cümlesi ne kadarzor olabilir diyeceksin, ama ben bugüne kadar; kapımın eşiğinde süt verdiğimyavru kediye "git" diyemezken, ölesiye sevdiğim birine nasıl vedaedebilirdim ? Edemedim de, o notu bırakamadım. "Umut, sahibi olanı kendineköle edendir" derler, doğruymuş. Kısa bir süre için bile olsa, mutluluğuhakeden birçok insan gibi, kendi halinde, masumane ve ayrıntıları kimsetarafından bilinmeyen, çok tanıdık bir melodiyi seninle birlikte çalmayı hayalettim.. İşin kötü tarafı ne o notu gördün, ne de o notu veremediğim içinyıllardır elimde kağıt-kalem yazdığım bu isimsiz hikayeleri okudun. Seni bendearayanların sayısı tükenince anladım ki, sen benden gideli çok olmuş.. Şimdi sırabende.. Artık yeni denizlere, yeni ufuklara yelken açma zamanı geldi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Bütün camkırıklarımı topladım, hepsi cebimde.. Ve korkmuyorum artık canımı yakacaklardiye.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5416636483279009868?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5416636483279009868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5416636483279009868&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5416636483279009868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5416636483279009868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/11/sakladklarm-xxii.html' title='(S)akladıklarım XXII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-9079521142554407465</id><published>2011-09-26T19:39:00.001+03:00</published><updated>2011-09-26T19:39:49.027+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XXI</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Siz hiç birini ölesiye sevdiniz mi ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Canınız pahasına ama..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Öyle yarı yoldan dönmecesine değil..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yani ; "Seviyor muyum ? Olabilir, fakat yine de emin değilim" cümlesinin ardına sığınmadan..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yani ; "Takılıyoruz öylesine" demeden..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yani ; "Sevmek kim, biz kim" saçmalığına düşmeden..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yani diyorum ki,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bedeli ne olursa olsun..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Gerçekten birini sevdiniz mi ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sabrederek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bekleyerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir gün sana geleceğini hayal ederek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Uğrunda her şeyden vazgeçerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Onu belki kendinden de çok önemseyerek,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Hatta daha çok severek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Belki karşılık görmeden..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sonunda acı çekeceğini,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Belki de terkedileceğini bilerek…&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir başka göze bakmadan..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir başka eli tutmadan..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir başka tene dokunmadan..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bıkmadan,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Usanmadan,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Vazgeçmeden..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir sözüyle günlerce mutsuz olup,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir sözüyle havalarda uçarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Birlikte geçirmediğin her dakikadan pişmanlık duyarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Hiç hesap yapmadan, hiç korkmadan,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Belki bir çocuk gibi,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;kendini onun kollarına bırakarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sabah kalktığında ilk onu düşünerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yolda gördüğün her insanı ona benzeterek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Dinlediğin her şarkıda onu hayal ederek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bütün duvarları onun resimleriyle süsleyerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Adını duyduğunda titreyerek,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Ayakların yerden kesilerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir gün hiç dönmeyeceğini bilsen de özleyerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Arayarak,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Onun da arayıp, seni bulacağına inanarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Endişelenerek,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Kaybetmekten korkarak,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Affederek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Zamanı durdurarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Üzüldüğü zaman üzülerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Mutluluğunda sevinerek..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Onun yanında yaptığın hiç birşeyden utanmayarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Belki konuşulması gereken yerde, susarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Belki de en dibe vurduğunda,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yeniden başlama cesaretini ondan alarak..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Siz hiç birinin gözlerine her baktığınızda kendinizi gördünüz mü ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir gülümsemenin ne kadar değerli,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir bakışın ne derece yakıcı,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bir dokunuşun ne denli sıcak&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Ve dudaklardan dökülen tek bir cümlenin insanın içini nasıl ısıttığı duygusunu,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;damarlarınızda akan her damla kanda buram buram hissettiniz mi ? &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Siz hiç birini ölesiye sevdiniz mi ?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-9079521142554407465?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/9079521142554407465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=9079521142554407465&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/9079521142554407465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/9079521142554407465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/09/sakladklarm-xxi.html' title='(S)akladıklarım XXI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-504309103965366625</id><published>2011-09-08T16:08:00.001+03:00</published><updated>2011-09-08T16:11:25.141+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XX</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sekizde yatmıştın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Saatime baktım sekizi beş geçiyor.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;O gün anladım bu ilişkinin yazgısını &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Takvim tutmazlığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aramızda düşman gibi duran zamanı.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;O gün anladım &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin bana erken &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benim sana geç kaldığımı..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Benim hayallerim hep yarım kaldı. Kiminle, nerede ve nasıl olduğu önemli değil. Önemli olan yarımlık duygusu. Nedenini hiç bilemedim. İşin dramatik tarafı bir süre sonra her şeye alışmam olsa gerek. Hiçbir şeye şaşırmayıp, olan biten ne varsa aynı sakinlikle karşılayabiliyorum. Sinir bozucu bir durum değil mi ?  Bazen ben bile, sırf bu yüzden kendimden nefret edebiliyorum. Oysa o kadar hareketli ve tezcanlı bir adamdım ki, aklıma gelen herhangi bir düşünceyi o anda uygulamadan, yerimde duramazdım. Bak, artık renk bile vermiyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şimdi sen yoksun ya.. Her yeni güne eksik başlıyorum ya.. Bir yanım hep yarım. Tamamlanmayı bekleyen bir şiir gibi boynu bükük, başucumda duruyor. Yarım kalmışlığı ancak yokluktan gelenler bilir. O kadar eksiktirler ki, kaybedecekleri bir şey yoktur zaten. En kötüsü ne olabilir ki hem ? Yine aslına/eskiye dönmek. Bir farkla ama; her şeyi unutarak ve bir daha ki sefere -korku içinde- daha az hayal kurarak. Çünkü yarım kalmasındansa, hiç olmaması her zaman iyidir. Mesela benim gerçekleşmesini isteyecek bir rüyam kalmadı. Günleri saymayı da bıraktım. Sesin kulaklarımda çınlamıyor artık. Yüzün silikleşmeye başladı. Eskisi gibi düşünmüyorum seni. Ne bileyim 23 Nisan çocukları gibi telefonun başında "hazır ol" da durmuyorum ya da aramanı beklemiyorum. Gittikçe seyrekleşip, azalıyorsun. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İstediğin de bu değil miydi zaten, sevinmen lazım. Hayatına bu kadar sessiz girip, böylesine sakin/gürültüsüz çıkan kaç kişi olmuştur ki ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ayrılık ne biliyor musun? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne araya yolların girmesi, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne kapanan kapılar, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne yıldız kayması gecede, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne ceplerde tren tarifesi, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne de turna katarı gökte. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İnsanın içini dökmekten vazgeçmesidir ayrılık!”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Seni aramak, bulamamak, kaybolmak... Ve korkmak.. Ve tam buldum derken yeniden kaybetmek. Ve olduğun yere yığılmak, belki kalkamamak,.. Ve vazgeçmek.. Ve belki sonra "vazgeçmekten" vazgeçmek.. Ve beklemek.. Ve beklemekten yorgun düşmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyor musun, uzun zamandır hiçbir şey yazamıyorum. Son günlerde kalbim epeyce yorgun düştü. Bir savaşı daha kaldıracak gücüm kalmadı. İnsanın yaşını yılların yorgunluğuyla ölçmek doğru değil galiba.. Belki de gönül yorgunluklarına bakmak gerek. Öyle ya tek bir kelime dilimin ucuna kadar gelse de dudaklarımdan dökülemiyorsa; yalnızca tek bir kelimeyi yazabilmek için masaya  oturuyor ve yazamıyorsam.. bir türlü elim gitmiyorsa.. beceremiyorsam... Gönül teli artık bu akordu kaldıramıyor demektir. Belki de en iyisi müziği değiştirmek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hay Allah ! Deminden beri bir şeyler yazıp, lafı dolandırıp duruyorum. Cümleler uzadıkça uzuyor farkında olmadan. Ne "Hoşçakal" diyebiliyorum ne de "Elveda"... Bu kadar mı zordur bu kelimelerden birini kullanmak ?.. Tamam, insanların içinde yaşadığı en temel paradokstur; sevdikleri ne varsa yok ederler. Ama bunu yapan zaten ben değilim ki ! Öyleyse bana ne oluyor, ne bu şimdi ? "Pişmanlık", "alışkanlık", "vazgeçemememek", "hepsi" ? Hiç biri...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ömrüm diyorum şimdi, ömrüm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Öyle kal çünkü bu dünyada&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sana en çok mutsuzluk yakışıyor..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Aslında her şey bir neden sonuç ilişkisi hayatta. Nedensiz sonuç, sonuçsuz neden olamıyor. Öyleyse, mantıklı bir nedeni olan herkes nasılsa her şeye katlanıyor değil mi ? Mesela şimdi ben, seni sevmiş bulundum ya -demek ki çok geçerli bir nedenim var-, beni sevmemiş olmana ya da sevsen bile benim olmamana rağmen, içinde bulunduğum durumu "normal" karşılayıp, "hayat bu, olur böyle şeyler" demeliyim belki de. Sonra uğruna emek verdiğim, savaştığım herşeyi bir yana bırakıp, yeni rüzgarlara yelken açmalıyım. Başka denizlerde aramalıyım kaybettiklerimi. Sonuçlarına katlanacak olan  benim nasılsa.. Hem sen de öyle yapmıştın.. İşe yaradı mı bilmiyorum ama, bir şey söyleyeyim mi: İyiliğin, güzelliğin bir tarafa, ben en çok senin içindeki çocuğu ve onun masumiyetini sevmiştim. O çocuğu öldürdüğün gün, ne yazık ki bu savaşın bir galibi kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-504309103965366625?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/504309103965366625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=504309103965366625&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/504309103965366625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/504309103965366625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/09/sakladklarm-xx.html' title='(S)akladıklarım XX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3688121864992362094</id><published>2011-08-20T15:25:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T15:31:21.535+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XIX</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"İyi oldu gelmediğin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alınmanı istemem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Darılman üzer beni&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sana yalan söyleyemem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tabii ki sevdim seni&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sende sığ suları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sende martıları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Açık denizlerden habersiz balıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geçemeyeceğin köprüleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Düşleyemeyeceğin mavileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sende korkaklığı sevdim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İyi oldu gelmediğin."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Sana bu notu bulutlu bir ilkbahar sabahı, gözlerinin ışıltısını yalnızca benim görebileceğim kadar yakın ama senin göremeyeceğin kadar uzak bir mesafeden, hani o aşacağın son tepenin ardından yazıyorum benim bahar güneşim. İlk defa duyuyorsun bunu değil mi, daha önce hiç söylemedim. Belki söyleyemedim, belki söylemezden geldim, belki de bir gün zaten gideceğini bilmenin verdiği rahatlıkla kendime sakladım.. "Keşke" dediğim an oldu mu dersen.. Oldu, ne yalan söyleyim. Birini böylesine karşılıksız sevmek hiç aklımda yoktu. Kulağa çok mantıklı gelmediğinin ben de farkındayım; öyle ya karşılık beklemeden kim ne yapıyor ki !.. Üstelik "karşılıksız" ın, karşılığını bilen kimse kalmadı. Ama olsun, ben böyle de mutluyum.. Sonunu bildiğim bir yolculuğa başladığım halde, bir an bile pişmanlık duymadım. Şimdi aniden bastıran yağmura yakalanmış bir yolcu gibiyim, düğümlenmiş ve sırıksıklam. İşin doğrusu ne kaçabiliyorum ne de saklanabiliyorum.  &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sokakların gün batınca neden boşaldığını &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Konuşsam ; sessizlik / gitsem : Ayrılık..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Seni göremediğim zaman, güneşin doğmasını istemediğim günlerim oldu benim biliyor musun ? O yüzden senden başka hiç kimseye bu kadar çok yakışmaz bu isim : "Bahar Güneşi"... Ne de güzel gülümsüyorsun o aydınlık gözlerinle. Güneş sanki gökyüzüne değil de gözlerine doğuyor her sabah.. Ve akşamları yine senin gözlerinde batıyor uçsuz bucaksız denizler boyunca. Oysa biz seninle hiç bir gün doğumunu ya da batımını birlikte karşılamadık değil mi ? Ama imkansızı düşleyen insanlar, bizden çok uzun yıllar önce buna bir isim bulmuşlar zaten ve : "Umut" demişler. Yoksa zamansızlığın hapsettiği bir adanın iki farklı yakasında mahsur kalsak bile, saatlerimizi yine birbirimize göre ayarlayamayacağız biz, belli.&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Her seven&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sevilenin boy aynasıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sevmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sevilenin o aynaya bakmasıdır..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Çocukluğumda yazmayı hiç sevmezdim. O dönemden elimde "sepet sepet yumurta sakın beni unutma" dan başka kalan hiçbir şey yok. Bütün çocuklar anne-babalarından günlük almalarını isterken, ben ya resim defteri ya da çizgi romanı tercih ederdim. Onlar defterlerine birşeyler karalamam için kovalardı, ben de yazmamak için hiç durmadan kaçardım. Yakalandıklarıma yazdığım cümle de hep aynıydı. Yumurtaların hiçbir kabahati yok, ayrıca defterine not yazdığım herkes beni unuttu.. İşe bak ki tam otuz yıl sonra bugün - kimsenin zorlaması olmadan - elimde kağıt kalem oturmuş sana bir mektup yazıyorum, iadesiz/taahhütsüz. Üstelik postaya vermeyeceğimi bile bile... Ama söyler misin, kocaman bir kalbin küçücük bir sayfaya sığdığı nerede görülmüş ? O halde göndermenin bir anlamı var mı ?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiçbir şeyi sorgulamıyorum, rahat ol. Yalnızca iç döküş bu, o da dilim döndüğünce aklım elverdiğince. Bu kadar zaman sonra hayatı senin yaptıkların ya da benim yapmadıklarım şeklinde ikiye ayırmak ne derece saçmaysa, şu anda sormak ya da sorgulamak da o kadar yanlış. Daha ilk karşılaşmamızda, duygusal olarak bütünleşsek bile zamanı tutturamayacağımızı biliyordum. İster "iş" de, ister "ev".. Sanki aramızda bitip tükenmek bilmeyen yollar ve adını bilmediğimiz şehirler vardı. Hangisine gitsek buluşamıyorduk. Aradan yıllar geçiyordu, ama bir türlü bahar gelmiyordu. O gelmeyince güneş doğmuyordu ve sen, isimsiz bir siluet olarak kalıyordun düşlerimde. İşte bu yüzden hayattan bir mola istedim. Sandım ki bu molayı alırsam, zamanı durduracağım ve o durmuşken içinden birlikte geçeceğiz. Birbirimiz için aklımızdan, kalbimizden geçen ne varsa, sonunda hepsi cevap bulacak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hani Ece Ayhan'ın bir sözü vardır, der ki ;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tek dileğim ne biliyormusun? Gözlerimi kapamış senli hayaller kurarken, gözlerimi açtığımda yanımda olman.." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İşte öyle...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3688121864992362094?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3688121864992362094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3688121864992362094&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3688121864992362094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3688121864992362094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/08/sakladklarm-xix.html' title='(S)akladıklarım XIX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7794345959377393266</id><published>2011-08-04T10:35:00.001+03:00</published><updated>2011-08-04T10:37:56.946+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XVIII</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kimisi çocukluğuma;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimisi cahilliğime geldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimisini ne istediğimi bilmeden sevdim..!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimisini kendimi bilmediğimden sevdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Büyüdüğümü, olgunlaştığımı hissettiğim zaman ise ; Seni sevdim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şimdi düşündüğümde çocukluk işte diyorum gülüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aradaki farkda burada, diğerlerini çocukca ; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seni kendim gibi seviyorum..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Seni ne zaman düşünsem gökyüzündeki yıldızları sayıyorum. Hepsine yeni bir ad takıyorum. En çok parlayanı hangisi ise onu seçip "bu o" diyorum kendi kendime; "Bu o ve bana bakıp, gülümsüyor".. Ne zaman aklıma düşsen deniz kıyısına gidip boğazdan geçen gemileri izliyorum. İçlerinden birinde senin de olma olasılığını düşünüp, hepsine tek tek el sallıyorum. Ne zaman gönül telim sızlasa, senin sevdiğin şarkıları arka arkaya sıralayıp yol boyunca “burada olsaydı şimdi şunu dinlemek isterdi” diyorum. Yanımdaymışsın gibi o şarkıyı söylüyorum... Ve ben ne zaman gökyüzünde kanat çırpan bir kuş görsem, seni düşleyip, senin adını veriyorum... Uçarken onu seyredip, onun kanat çırpışlarıyla dönüyorum hayata ve bekliyorum. Çünkü biliyorum ki ne kadar uzakta olursan ol, yorulduğunda beni arayacak ve gelip yine benim avuçlarıma konacaksın..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hani bir zaman "varlık ne, yokluk ne ?" diye sormuştun ya.. işte böyle bir şey...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;''Söylenir ve yarım kalır &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bütün aşklar yeryüzünde, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bir kaktüs bol sudan nasıl çürürse öyle...''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Aslında haklısın, bugünlerde dağınığım. İçtiğim bir bardak suyun bile tadı yok damağımda. Ne kendimi toparlayabiliyorum, ne hayatımı bir düzene sokabiliyorum; ne arayabiliyorum, ne karşına çıkabiliyorum; ne gidebiliyorum, ne kalabiliyorum; ne hikayemi yazabiliyorum, ne de sonlandırabiliyorum.. İhtiyaca binaen anksiyete bozukluğu üzerine marine edilmiş isteksiz ruh sendromu. Ne söylesem boş. Karşılıkları yok çünkü. Sanırım gerçek ile hayal arasında bir yerde sıkıştım kaldım. İçgüdülerimle yolu bulmaya çalışıyorum. Ancak an geliyor, sesim kısılıyor bağıramıyorum, an geliyor nefessiz kalıyor boğuluyorum. Konuşamıyorum, anlayamıyorum, anlatamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Bütün iyi kitapların sonunda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Meltemi senden esen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Soluğu sende olan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yeni bir başlangıç vardır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Oysa önce duygu vardı değil mi ?.. Sonra kelimeler geldi peşinden. Çünkü başka türlü anlatılamazdı.. derken virgüller, üç noktalar, soru işaretleri ve ünlemler belirdi. Hepsi bir cümleyi oluşturmaya çalıştı belki de, kimbilir ?.. Belki de 29 harfli bir alfabenin içinde birbirinden bağımsız üç harf bir araya gelecek, cümleye bile gerek kalmadan kocaman bir duyguyu tanımlayacaktı ve sıradan bir hayatı tamamlayıp, anlamlandıracaktı... Olmadı işte, olamadı. Olmaya çalışanların çoğu yarım kaldı. Yani kelimeler diyorum; kelimeler yetmiyor.. Anlatamıyorum.. Bir tarafım hep eksik.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"her insanın bir öyküsü vardır,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ama her insanın bir şiiri yoktur"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Zamanın birinde iki kız kardeş varmış, çok akıllılarmış.. Etrafındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş. Bir gün anneleri onları dağdaki bilge bir adama götürmeye karar vermiş. Çocuklar, bilge adamla bir süre çok mutlu olmuşlar ama sonra sıkılmaya başlamışlar. "Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım" diye düşünmüşler.. Biri "Buldum..!" diye sevinmiş :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- İki elimin arasında bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım: "Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü..? 'Ölü' derse, kelebeği bırakacağım. 'Canlı' derse, avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse desin cevabı bilemeyecek. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neyse uzatmayım, günlerden bir gün yine bilgenin yanına gitmişler. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış ve sormuş :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Avucumun içinde bir kelebek var : canlı mı, ölü mü..? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerine bakmış, ve demiş ki :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Senin elinde kızım. Senin elinde.. Canlı kalması da, ölü olması da senin elinde..!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Güzel hikaye değil mi ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şimdi söyle bana, sence ben yaşıyor muyum hâlâ ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7794345959377393266?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7794345959377393266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7794345959377393266&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7794345959377393266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7794345959377393266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/08/sakladklarm-xviii.html' title='(S)akladıklarım XVIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7575462397714502863</id><published>2011-07-16T12:44:00.002+03:00</published><updated>2011-07-16T12:47:32.149+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XVII</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Daha doymamışız yaşamasına &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Günlerimiz dün bir, bugün iki&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sakın bir şey bırakma yarına&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yarın yok ki."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bugünlerde bir dağıtasım var. Öyle bir dağılayım ya da öyle bir dağıtayım ki, kimse toparlayamasın istiyorum. Kalbim çok yorgun, ruhum kimsesiz, aklımda uçuşan kelimeler sahipsiz, uykularım darmadağın... Sanki doğrularım ve yanlışlarım yer değiştiriyor da, hiçbirine hakim olamıyor gibiyim. "Birşey de yolunda gitse" diyorum kendi kendime, ama olmuyor. Sanırım kendi ellerimle paramparça ettiğim hayat,şimdi  şimdi intikamını almaya başlıyor boşa geçirdiğim yılların. Ve ne gariptir ki, beni öldürürken kullandığı o acımasız silah yine sensin.. Hep söylerim ya.. hayat işte ! Bir yanda sevdiğim kadın, diğer yanda ölüm meleğim.. İkisi de aynı kişi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Unuturum diye uyudum... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yine seninle uyandım... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Belli ki uyurken de sevmişim seni...” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Aylar oldu uyumamıyorum. Her görüşmemizden sonra zaman kavramım alt-üst, yerle bir.. Hele benim için kurduğun cümlelerden sonra, hayallerimle gerçekler arasındaki çizgi gitgide kayboluyor. Ne hayallerim yetiyor, ne gerçeklerim. Geçmişle bugün arasında hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmış bir seyyah gibi sürüklenip duruyorum. Son durağı da bilmiyorum, nerede durmam gerektiğini de.. "Yaşıyor" gibi, "Konuşuyor" gibi, "Sevmiyor" gibi yapmaktan sıkıldım artık. “Yazma o zaman” diyeceksin, biliyorum. Yazdıkça hatırlıyorum değil mi ? Kendime yapabileceğım en büyük iyilik bu; yazmamak yani.. Denemediğimi mi sanıyorsun ?  Onlarca kez bu sözü versem de olmuyor, beceremiyorum ben.. Çünkü içimde bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen, susturamadığım bir ses var.. O sürekli “yaz” diyor.. Ben de yazıyorum.. Yazdıkça aynı yalnızlıkta bir çoğalıyorum, bir boğuluyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yatağına yatınca &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Anla ki yalnızsın... “&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Vedaları oldum olası sevemedim, çünkü veda etmek beraberinde ayrılığı getiriyor. Bendeki karşılığı "Gitmek" eylemiyle eşdeğer.  Hiçbir gidişin dönüşü olmaz ya, ondan belki. Ya da birini uğurlarken, kendi bir yere giderken insan hep bir tedirginlik duyar ya, böyle bir midenin huzursuzluğunu yaşar. Sanki kalbiyle midesi yer değiştirmiştir. Kalp olması gereken yerde değil de, midesinde atıyor gibi olur. Şaşkındır, ne yapacağını bilemez. Daha önce yaşadığı bir durum değildir ki nereden bilsin ? Yolun ne kadar süreceği yahut yolun sonunda neyin beklediği değildir önemli olan. Önemli olan giden olmak ya da kalan olmaktır.. Belki vedalı, belki vedasız belki de hiç dönmemecesine.. Öyle şuursuz ve boş gözlerle etrafa bakarken şunun farkına varır; artık yalnızdır. Ne masada bir sandalye, ne sofrada fazladan bir tabak, ne kapıdaki terlikler, ne çamaşır sepetindeki renkliler, ne aynanın önündeki diş fırçası, ne yastığında bıraktığı iz, ne de günün ilk merhabası.. Anlar ki, adının bir başkası tarafından söylenmediği hiçbir sabahın değeri yoktur. Çok geç ama !.. Düşünsene; bir gün uyanıyorsun, yataktan kalkıp bir bakıyorsun ki, hayatında değerli/değersiz, önemli/önemsiz ne varsa gitmiş.. Sonrası malum zaten, kocaman bir hayal kırıklığı, bir o kadar da mutsuzluk. Yalnız insan, bir başına ne yapacağını bilmez ki..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;varsın yara içinde kalsın dizlerim, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yüreğim kadar acımaz nasıl olsa."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;O gitti.. Şimdi sıra sende.. Sen de gideceksin. Derken diğerleri de.. Çünkü başlarda gördüğün, bilmediğin ama oldukça ilgini çeken pek çok iyi özellik zaman geçtikçe aklında yer etmeye başlayacak. Kendince iyileri kötüleri ayıracaksın, sana uygun olanları seçip yaşamının içine katacaksın. Ondan sonra sıkılmaya başlayacaksın. Karşındakini özel kılan herşey zamanla rahatsız edecek. Sen seversin/mutlu olursun diye tasarlanmış ve ince düşünülmüş sürprizler bile gözüne batacak. Haliyle değişmesini isteyeceksin, ama o değişmeyecek. Sen zaten onun bu halini sevdiğin için beraber değil miydin ? Peki şimdi fazla gelen ne ? İşte bu sorunun cevabını bilsen de görmezden geleceksin. Sonra ne olacak ? Daha dün uğruna dünyayı bile karşına aldığın, bırak akşamları yüzünü görmemeyi, her gün saat başı sesini bile duymadan yapamadığın o varlıkla yüzyüze/karşı karşıya bile gelmek istemeyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın devinimi bu belki ya da öyle değil, bu tür ayrılıklar hep benim başıma geliyor, bilemiyorum şimdi. Ama bir dengesizlik olduğu kesin. Yani evrende herhangi bir gezegende yaşam olasılığı 3 milyonda bir, bu gezegende örneğin anne-babamın tanışma olasılığı 2,5 katrilyonda bir ve herşey yolunda giderse bu çiftten benim doğma olasılığım 30 milyonda 1'se; ortada gerçekten bir sorun var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan herkesten, herşeyden kaçıyor kaçmasına da.. bir tek kendinden kaçamıyor..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7575462397714502863?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7575462397714502863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7575462397714502863&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7575462397714502863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7575462397714502863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/07/sakladklarm-xvii.html' title='(S)akladıklarım XVII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5867366881737187342</id><published>2011-07-07T10:51:00.004+03:00</published><updated>2011-07-07T11:02:11.436+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XVI</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Denize ilk giren çocuk masumiyetiyle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;seviyorum seni ; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Boğulacakmışım gibi..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İnsan yine de bir kalemde silip atamıyor değil mi ? Yıllar geçse, yollar ayrılsa, içindeki şehirler-ülkeler değişse, dünyanın bütün yağmurları üzerine yağsa, bütün şiiler bir araya gelip "unuttum seni" dese bile silinmiyor.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Kara ufak ufak görünmeye başladı nihayetinde. Bir yolculuk daha bitiyor. Bugünleri de görecekmişiz meğer; bak sonunda kaptanın seyir defterinde boş yaprak kalmadı. Kıyıya ulaşınca bütün notları sahiplerine teslim edip, kalemi bırakacağım elimden. Ne kadar süreceğini bilmediğim bir zaman dilimine, susarak eşlik edeceğim.. Uzun yolculukların kaderi hep böyle, bilmediğim bir şey değil. Hayat dediğin de bu değil mi zaten ? O hep bir şeyler ister, biz de "razı olup" yerine getiririz. Sonrası malum; camdan kalpler ve kırıkları..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sen bakma insanların “beni sevecek birini arıyorum” masallarına.. Hepsi yalan.. Çünkü insan dediğin sevmeyi bilmez, bilmediği için sevilmekten korkar. Sevildiğini hissettikçe kaçar nedense. Bir insanı kaybetmenin yegâne yoludur bu. Özel birşey yapmana gerek yok; "seni seviyorum" de yeter.. Zaten o kendiliğinden gidecektir. "Sevgi" kelimesini duyan insanlar -anlaşılmaz bir şekilde- sanki dünyanın en kötü, en savunmasız, en aşağılık ve en zayıf düşüren duygusuna yakalanmış gibi davranırlar. Bir adım ötesinde panik halde ne yapacağını bilmeden çaresiz kaldıklarını düşünüp, unutmaya ya da hiç birşey olmamış gibi rol yapmaya çalışırlar. İz bırakmamak için önce ardında kalanları siler ve sonra gün gelir aklında kalbinde kalan her şeyi yok/yaşanmamış sayarlar. Yok saymak kanayan yaraya merhemdir bir bakıma, çünkü yok sayınca içindeki sevgiyi öldürmek daha kolay olur. Her gün onun gelip seni öldüreceği korkusuyla yaşamaktansa, erken davranıp onu öldürmek en iyisidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;En çok acıttığımız kişilerin, aslında en sevdiklerimiz oluşu ne garip değil mi ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sus be yüreğim, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bende biliyorum özlediğimi; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Susta bilmesin özlendiğini..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Dün gece temizlik yapıyorum evde.. Cep telefonu mesajları, sosyal paylaşım sitelerinden gelen mesajlar, elektronik postalar vesaire.. Bir yandan okuyorum, bir yandan siliyorum. Sıra geldi senden gelenlere.. Biliyor musun; biz ayrılalı tam bir yıl olmuş. Zaman ne hızlı geçmiş meğer. Şaşırmadım desem yalan. Oysa hala dün gibi, yağmurlu bir Beyoğlu akşamı ilk buluşmamız. Eskiler, yeniler, ne oldu, ne olacak derken giderek uzun zaman dilimlerine yayılmış tadımlık sohbetler, rakı sofraları.. Başlarda hiç aklımda yoktun, gerçekten ama.. Zaten görüşmelerimizin böylesine uzun süreceği de hiç aklıma gelmemişti. Günübirlik bir buluşma demiştim kendi kendime. Çünkü son beş senede beş kez aramamıştın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Genelde bu tür buluşmaların ortak noktası kimseye söylenemeyen bir durumun tanıdık ama bir o kadar gözden ırak birine anlatılmasıdır. En yakınındakiyle bile paylaşılamayacak türden konular yani. Bu gibi durumlarda rahat konuşabilmek için; güven sorunu yaşamayacağın; uzakta olan ve yakın çevreni tanımayan; en önemlisi öğrendiklerini ileride kimseye anlatma tehlikesi olmayan; hatta mümkünse -kısmen de olsa zayıf noktalarını öğreneceği için- bir daha karşı karşıya gelinmek istenmeyen bir aday seçilir. Ve işte karşınızda: Ben.. Sohbetlerin teması hep aynıdır ya "İş" ya "Aşk" .. "Kelin ilacı olsa önce kendi kafasına sürer" derler ya, neyse..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Önüne geçemediğin tek şey kaderdir..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seni yaşama bağlayan herşey aslında bir mucizedir...!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bugün yaşadığın herşey, dünden kalma sebeplerdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ve aslında hayat dediğin ; Yaşayabildiğin kadar güzeldir..!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aşk acısı yaşayanlar hem nefret ederler, hem giden aşklarını özlerler. Çıkarımlar ve verilen örnekler çelişkilidir hep. Yaptıkları, yapamadıkları, eksik bıraktıkları, vesaire.. bitmez bütün gece. Benim en çok kızdığım gecenin bir yarısı alkolün de etkisiyle, filmi kopardıkları kısım. Çünkü hiç kimsenin eski aşkıyla karşılaştırılmayı istemem. Ya da “e sen olgun, deneyimleri bana göre daha çok olan bir adamsın, şimdi sen sevgiline böyle mi yapardın ?” sorusunu sevmem. Bu cümleyi duyduğum an, anlarım ki karşımdaki  beni yara bandı olarak kullanmaya başladı ve kirletiliyorum. İnsan aynı sahneyi bin kez yaşayınca, haliyle aklına gelen ilk cümle de aynı oluyor; “galiba bu hayat denen meret, doğru zamanda doğru yerde olamamaklar bütününden mütevellit, yanlışlıklar sirki”..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İş hayatıyla ilgili sorunlar –birlikte oturduğun kişiye anında iş bulma imkanı sağlama dışında- daha kolay. Gerçi ne yalan söyleyim sen buluşalım dediğinde, bütün günüm “yara bandı” hazırlamakla geçti. Beş yıl boyunca birikmiş yaraları sarması kolay olmayacaktı. Aslında hem buluşmamız, hem konuştuklarımız sürpriz oldu benim için. Çünkü bir konuya takılıp kalmadan, yalnızlıklarımızla zaman tünelinde geçmişe gitmek ve tekrar bugüne birlikte dönmek çok keyiflidi.. Bu tür mutluluklar genelde “anlık” olduğu ve tekrarı yaşanmayacağı için, sonrası gelmez diye düşündüm. Ne de olsa ihtiyacın olan kısmı en ince ayrıntısına kadar öğrenmiştin. Bir gün yağmur olacağını ilk o gece anladım. Hani yağmuru da tutamazsın akar gider ya, aynı şekilde seni de tutamayacağımı biliyordum. Beş yıl aradan sonra bir akşam hayatıma girip, sihirli bir dokunuşla beni kendime getirip gitme olasılığın oldukça yüksekti. “Aramaz” dedim. Gerçekten birkaç hafta aramadın da. Gerçi bugüne kadar kim aramıştı ki ? Öyleyse beklemek de yersizdi.. Ama aradın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kimi sevsem sensin / hayret&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gözleri maviyken yaprak yeşili&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin sesinle konuşuyor elbet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yarım bakışları o kadar tehlikeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin sigaranı senin gibi içiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimi sevsem sensin / hayret&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senden nedense vazgeçilemiyor.."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Dedim ya başlarda hiç aklımda yoktun. Alışmam, bağlanmam, yazdıklarıma seni ortak etmem hep sonradan oldu.. Herkesin bildiği, anladığı ya da sandığı gibi değil ama.. Bir insana yaklaşmadan, dokunmadan, elini tutmadan, başını omzuna yaslamadan nasıl seviliyorsa öyle. Karşılıksız, saf, temiz. İçimde nasıl büyüdüğünü şimdi hatırlamıyorum. Ama bir kırılma noktası vardı. Çünkü bir gece elimde kalem birşeyler karalamaya çalışırken şöyle bir cümle yazdığımı farkettim : &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" &gt;“Bir taraftan elimizde mis kokulu kahve fincanları, diğer taraftan bardaktan boşanırcasına yağan yağmur. Kesik kesik ama birbirini tamamlayan cümleler ve iki adım ötedeki fırtınaya aldırmadan geçen zaman.. Önce farketmemiştim ağladığını -ne garip, oysa böyle kareleri hiç kaçırmam. Tamam görünüşte ağlamıyordun belki ama, yağmur güzel saklıyordu içine akan gözyaşlarını. Çok sonra ses tonun ele verdi kendini. Saklamaya çalışsan da, bakışların yetiyordu. Anladım ki aynı hapishanede ve belki de yan yana hücrelerde kilitli kalmıştık.. Üstelik arayacak ya da kurtacak hiç kimsemiz yoktu.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Fotoğraftaki kadın şaşırtacak derecede sana benziyordu. Sanki uzakta kalan, geçmiş bir zaman diliminde, birlikte yaşamıştık bu kareyi. Oysa seni düşünerek yazmamıştım. Önce bilinçaltının oynadığı bir oyun gibi geldi. Sonra tekrar okudum, sonra tekrar ve tekrar.. derken günler, geceler geçti. Belki on gün, belki onbeş gün hiç birşey yazamadım. Sonra birlikte geçirdiğimiz ilk günden bu yana, bütün buluşmalarımızı, konuşmalarımızı, yaşadıklarımızı topladım ve yazdığım binlerce kelimeye böldüm.. Artık emindim. O fotoğraftaki kadın kesinlikle sendin. O günden sonra -okumasan da, bilmesen de- bütün hikayelerimi sana yazacaktım. Bu satırlar dahil tam altı yıl oldu.   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yine bıraktığın yerdeyim.. Ama artık bıraktığın o adam, ben değilim.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5867366881737187342?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5867366881737187342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5867366881737187342&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5867366881737187342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5867366881737187342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/07/denize-ilk-giren-cocuk-masumiyetiyle.html' title='(S)akladıklarım XVI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3874862548961032571</id><published>2011-06-23T10:28:00.002+03:00</published><updated>2011-06-23T10:33:34.559+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XV</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Burada yağmur yağıyor ama sen&lt;br /&gt;Şemsiyeni almadan gel yine de&lt;br /&gt;Özletiyor bu çılgın sağanak seni&lt;br /&gt;Sırılsıklam özletiyor biliyor musun..”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Sen şimdi yağmur olmaya çalışıyorsun. Yağmur olayım, sel olayım, akayım diyorsun kendi kendine. Özgürlüğünü de, gücünü de ondan almak istiyorsun. Akınca kimse duramayacak önünde, biliyorsun.. Otuz yıllık bir hayatın muhasebesini; “yaptıkların-yapamadıkların”; “sevdiklerin-sevmediklerin”; “emek verdiklerin-vermediklerin”; “kararların-kararsızlıkların”; “eksiklerin-tamamladıkların”; “doğruların-yanlışların” şeklinde sınıflandırıp, yeni bir yol bulmaya çalışıyorsun. Geçmişin “keşke”lerini toplayıp bugünkü yalnızlığına bölüyor ve çıkan sonuçla da kendini iki eşit olmayan parçaya ayırıyorsun.. Parçaların eşit olması mümkün değil, çünkü mutluyken gözardı ettiklerin, mutsuzken açığa çıkıyor; bir süre sonra canını yakmaya başlıyor. O refleksle bu iki parçadan en az acıtanını, aceleyle ve sorgulamadan seçiyor, böylece daha özgür olacağını düşünüyorsun. Olabilir de, olmayabilir de.. Ama bir şey söyleyim mi; yaşamın obsiyonu dediğin şey “Başlangıcı” ve “Bitişi”.. Hep "yarın, yarın" diyorsun ya, e bugün de dünün yarınıydı. Peki bugüne ne oldu o zaman; hiç olmadı mı yoksa; ya da ne bileyim senin adına bir başkası mı yaşadı bugünü ? Yani demem o ki, elindeki her şey "varlık" ve "yokluk" arasında. Yakaladın yakaladın, ıskaladın geçmiş olsun, ötesi/tekrarı yok. Dahası bu muhasebe matematiği çok ağır sanki; yaşam bunun ne kadarını kaldırabilir ya da sen ne kadarını dengeleyebilirsin inan ben de bilmiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Her seven&lt;br /&gt;Sevilenin boy aynasıdır.&lt;br /&gt;Sevmek&lt;br /&gt;Sevilenin o aynaya bakmasıdır..”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Hayallerine gem vurmak gibi bir çaba içinde değilim. Zaten sevdiğim, hayran olduğum kısım bu: Hayal kurabilen, kurduğu hayalin peşinden gidecek kadar cesareti olan, onları yazabilen, anlatabilen biri. Yalnızca mesleki olması gerekmiyor, hayatının diğer yarısını da planlayan, adımlarını ona göre atan, adım attığı yolu her defasında doğrulayan, gözlerinde zekanın ve aydınlığın parıltısını taşıyan bir yüz.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Ama yine de “bir an önce yağmalıyım” telaşın beni korkutuyor. Yağmur olmak sabır işi çünkü. Eğer "bir gün mutlaka yağmur olacağım" diyorsan, sakin yağmayı öğrenmelisin önce; sakin ve durgun. Damlaların kimseyi yıkmadığından ya da incitmediğinden emin olmalısın. Sabretmeyi öğrenmelisin, sonra birkaç damla rüzgara karışıp gitti diye üzülmemelisin. Çünkü kaybetmek hep var hayatta. Kaybetmeden hiç birşeyi kazanamazsın, yaşanmışlığın verdiği olgunlukla buna da alışmalısın. Önemli olan yenilmen ya da yere düşmen değil, önemli olan düştüğün yerden ne kadar hızla kalktığın. Mutlaka yağmur olacaksan bir gün, şunu sakın unutma:  sadece senden gelecek bir damla suya muhtaç en az bir insan var bu dünyada.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“ne kadınlar sevdim zaten yoktular&lt;br /&gt;yağmur giyerlerdi sonbaharla bir&lt;br /&gt;azıcık okşasam sanki çocuktular&lt;br /&gt;bıraksam korkudan gözleri sislenir&lt;br /&gt;ne kadınlar sevdim zaten yoktular&lt;br /&gt;böyle bir sevmek görülmemiştir..”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Hikayenin yavaş yavaş sonlarına yaklaşıyoruz artık. Her gün kendi kendime aynı soruyu soruyorum: "Hazır mısın ?" diye.. Cevap bulamıyorum bir türlü.. Yalan söylüyorum tabi; aslında benim cevabım hazır.. Yalnızca senden gelecek karşılığı bekliyorum. Bakışlarında hep bir şey eksikmiş ya da ben hep bir şeyleri eksik yapıyormuşum gibi geliyor. Merak ediyorum.. Endişeleniyorum.. Bu yoruyor beni.. Ve mecburen erteliyorum hayatı; bir gün, beş gün, üç hafta, bir ay...&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Doğrusunu istersen nasıl bir son olacağını - en az senin kadar - ben de bilmiyorum. Ne güzel değil mi ? Sonu düşünülmemiş bir hikaye.. Yazan da bilmiyor okuyan da.. Gerçi bu biraz da sana bağlı.  Yazdığın notlara bakarsak, benim için beklenen son çok umut verici değil. Ağır bile olsam, belli ki terazinin hafif kısmında bırakacaksın beni. Ama nihayetinde bir karar vermen ve iki kefeden birini seçmen gerekecek; umarım bunun farkındasındır.  Örneğin; Gitmemi mi, kalmamı mı isteyeceksin ? Günleri tek tek sayıp, isimler mi vereceksin yoksa iyi-kötü demeden "hepsi benim, bana ait" mi diyeceksin ? “Beni ben yapan yalnızlığım” düşüncesi mi yoksa “iki kişilik özgürlük” cümlesi mi ağır basacak ?&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Sorular, sorular, sorular… Ne çok cevaba ihtiyacımız var değil mi ? Ancak diğer yandan, hayatı hiç esnemeyen bükülmeyen, geometrik bir şekilmiş gibi algılayıp; “benim kaybedecek hiç birşeyim yok, giden gider kalan sağlar benimdir" türünde bir sona doğru sürükleniyorsak, -bu cümle dahil - bugüne kadar ne senin için yazdıklarımın ne de söylediklerimin hiç bir önemi yok demektir zaten. Hepsini bir kalemde sil ve unut gitsin…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3874862548961032571?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3874862548961032571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3874862548961032571&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3874862548961032571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3874862548961032571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/06/sakladklarm-xv.html' title='(S)akladıklarım XV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2297280174066869539</id><published>2011-05-27T19:06:00.001+03:00</published><updated>2011-05-27T19:11:02.850+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XIV</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kimileri 'seviyorum' der, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;çünkü ezberlemiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimileri diyemez, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;çünkü gerçekten sevmiştir ."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Geçen çok sevdiğim bir arkadaşımla buluştuk akşamın kör karanlığında. Rakılıyoruz, oradan buradan konuşuyoruz. Eskiler, yeniler, nereden geldik, nereye gidiyoruz, vesaire.. Genelde içkili sohbetlerin sonu hep bende patlar. Gerçi rakı olsun olmasın, bir ritüel haline geldi bu benim hayatımda, o ayrı.. Anne-baba, teyze-amca, kuzen-yeğen.. farketmez.. Bir kere adamların hedef tahtasına oturmuşum. Haliyle herkesin amacı, hedefi onikiden vurmak.. Hele evli ve çocuklu arkadaşlarınla berabersen yandığının resmidir, daha üçüncü kadehe gelmeden; “hadi ama oğlum yetmedi mi bekarlık..” cümleleri başlar.. E, yine öyle oldu tabi. Bu arkadaşım da uzun zamandır yalnız olduğumu biliyor. İçine anason ve alkol karışınca diyalogların seyri de değişebiliyor :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Var mı yeni birileri hayatında ?&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Var.. Niye ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Ne demek niye ? Sormak da mı yasak artık ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Yok canım niye yasak olsun.. Sor tabi..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;-  E, sordum işte.. Cevap da hoşuma gitti.. Güzel olmuş.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Yok, sandığın gibi değil ama.. Nasıl söyleyim ?.. Yani var da yok..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Anlamadım ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Neyi anlamadın ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Hiç senin cümlen değil bu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Öyle mi diyorsun ?..  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Bak, başlama yine.. Ağzından kerpetenle çektirme şu lafları.. Eziyet etme bir kere de.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Peki o zaman, cevap veriyorum.. Şimdi benim hayatımda biri var, var olmasına da.. Sorun şu ki, onun bundan haberi yok. Bir şey söylemedim daha.. Yokluk kısmı oradan..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Kim, tanıyor muyum ben ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Tanımazsın..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Ben tanımıyorum.. Kız hem var, ama aynı zamanda yok.. Bir şey de söylememişsin. Valla anlamadım.. Gecenin şu saatinde Sherlock Holmes'culuk oynatma bana..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Oynayalım Watson, ne çıkar ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Eeee sen de.. Adam gibi anlatsana şunu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Bana diyorsun ama, asıl senin kafa güzel oldu.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Bu anafikire nereden ulaştınız, sakıncası yoksa sorabilir miyim paşam?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Oğlum onbeş dakikadır konuşuyoruz, hala doğru soruyu soramadın. Ne deyim ben sana ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;-  ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- "Senin için ne ifade ediyor ?" de, "Seviyor musun?" diye sor.. Bir takmışsın "yok tanıyor muyum, tanımıyor muyum".. Hayır tanısan ne olacak, ne değişecek.. Benim yerime gidip sen mi konuşacaksın ? Bir şey söyleyim mi senin kafa böyleyse yandık.. Şuradan kalkıp eve gidemeyiz&lt;br /&gt;biz, sabah toplarlar artık buradan..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Peki ulan soruyorum o zaman, seviyor musun ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Seviyorum tabi oğlum ne sandın ! Ölüyorum, geberiyorum lan..  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Niye susuyorsun o zaman, bir şey yap, bir şey söyle..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Söyleyeceğim.. Söylemeyeceğim demedim ki.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Anladım ben, bu kafayla senden bir bok olmayacak.. Ben bilmez miyim malımı oğlum  öyle arpacı kumrusu gibi susar, bir şey söylemezsin sen.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Watson bir ayrıntıyı atlıyorsun.. “Söylememek” başka “Söyleyememek” başka.. Arada fark var...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Başlıcam farkına lan.. Fark varmış.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Sen harbiden buldun kafayı. Oğlum ne var şimdi bunda sinirlenecek ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Bak hala ne diyor ? Ya niye her defasında aynı şeyi yapıyorsun bilmiyorum ki.. Neyi bekliyorsun, kızın sıkılıp gitmesini mi ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Gitmez o.. Bilir onu sevdiğimi..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Nah gitmez! Biraz daha bekle de, bak bakalım gidiyor mu, gitmiyor mu ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Ya, tamam kızma be oğlum.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Ne kızacağım lan, iyiliğini istediğimiz için konuşuyoruz şurada..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- Bu kez söyleyeceğim, valla bak.. Az kaldı diyorum ya, niye inanmıyorsun ?.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İnsan sabah ayılıp bir gece önceki diyalogları hatırlayınca daha bir farkına varıyor.. Sahi, seni ne kadar çok sevdiğimi nasıl anlatacağım ben ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;"ama baharda ya da dışarda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;sonsuz göğün altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;aşkın aşkla çarpımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;nedendir bilinmez&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;garip bir biçimde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;hep sonsuzdur.."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Sonunda senin de aklına düştü aynı soru değil mi ? Ve cevabın da hazır, biliyorsun. Ama yine de emin olamayıp, "bekleyim" diyorsun; "bekleyim ve göreyim". Nasılsa gelecek.. Ne kadar kendine güvensen de içinde bir tutam korku var: Öyle ya, ya bulamazsa seni ?.. Korkma. Çünkü duygular karşılıklıdır. Şimdi korkarsan, muhtemel ki karşındaki de korkacak ve geri adım atacak.. Bu daha kötü.. Hayat böylesine acımasızken, önüne bu kadar çok engel çıkarıp kendi istediğini zorla yaptırıyorken.. N’olur bir kere de korkma.. sen engel ol ona. En sonunda bir şey de senin istediğin gibi bitsin.. Beklemesin, yalnızca gelsin..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Biliyor musun, sorular, acabalar, aramalar, bulmalar bir yana, işin özü cesaret kelimesinde değil aslında. Asıl mesele sevmekte, yani yürekte.. Ne insanlar tanıdım, yıllar boyunca beraber olup ayrılmış. Şimdi hangisine sorsan tanımaz bir diğerini. Ne sevdiği yemeği bilir, ne rengi ne de çaya attığı şekeri.. Ve daha da kötüsü, desen ki "hiç mi güzel bir anın olmadı ?", hatırlamaz. İşte bu yüzdendir beklemem. Çünkü ben, nefes aldığım her dakika yanımda ol isterim, yarım kalmış cümleni tamamlamak isterim, susarak söylediklerini anlatmak isterim, üzerindeki ağırlığı dengelemek isterim, yorgunluğunu göğsümde yumuşatıp azaltmak isterim.. Ve isterim ki, hatırlamayacağım hiçbir anımız olmasın... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sana daha önce de söyledim varsan varım, yoksan yok...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2297280174066869539?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2297280174066869539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2297280174066869539&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2297280174066869539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2297280174066869539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/05/sakladklarm-xiv.html' title='(S)akladıklarım XIV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2287273750393740029</id><published>2011-05-17T14:43:00.002+03:00</published><updated>2011-05-17T14:49:59.610+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XIII</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:dontvertaligncellwithsp/&gt;    &lt;w:dontbreakconstrainedforcedtables/&gt;    &lt;w:dontvertalignintxbx/&gt;    &lt;w:word11kerningpairs/&gt;    &lt;w:cachedcolbalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="&amp;#45;-"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Table Normal";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-priority:99;  mso-style-qformat:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:11.0pt;  font-family:"Calibri","sans-serif";  mso-ascii-font-family:Calibri;  mso-ascii-theme-font:minor-latin;  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-theme-font:minor-fareast;  mso-hansi-font-family:Calibri;  mso-hansi-theme-font:minor-latin;  mso-bidi-font-family:"Times New Roman";  mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"Bir şey var aramızda&lt;br /&gt;Senin bakışından belli&lt;br /&gt;Benim yanan yüzümden&lt;br /&gt;Dalıveriyoruz arada bir&lt;br /&gt;İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki&lt;br /&gt;Gülüşerek başlıyoruz söze.."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Şimdi dokunma mesafemdesin. Dokunmuyorum ama.. Durup bakıyorum sadece. Korku ya da çekinme değil bunun adı. Yalnızca sakinlik. Hani insanların boş bir ânı vardır; genelde &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;kimse farketmez. Böyle bir şeyler düşünürken kafasının dağınık olduğu ve gözlerinin uzaklarda bir yere takılıp, kilitlendiği; ya da yatağında yarı dalgın gözlerini kırpıştırırken "bırak beni, biraz daha uyuyacağım yaaa" dediği ânlar.. -ki ben onlara "dünyadan habersiz masumiyet" diyorum. Dikkatli bakmadığın sürece öyle bir ifadeye tanık olman mümkün değil.. Yumuk gözlerle uyuyan bir bebeğin çok özel/güzel bir karesini yakalamak gibi bir şey. Seninle beraberken de böyle oluyor işte. Mesela konuşmalarımızın arasına giren sessizliklerde o ânını yakalıyorum ve gördüğüm o fotoğrafa bayılıyorum. Beden burada ama akıl başka bir yerde takılmış kalmış, kafanı sallayarak kendi kendine hesap yapıyorsun sanki.. İzlemesi hoşuma gidiyor. Ne yapayım elimde değil; çünkü yüzüne her baktığımda yeni bir ayrıntıyı daha keşfeden çocuklar gibi mutlu oluyorum. Yine de herşeye rağmen duruyorum, dokunmuyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Hem o kadar uzun zaman geçti ki aradan, önce başımı birinin omzuna yaslamayı hatırlamam hatta belki de yeniden öğrenmem lazım.. Ne garip, ben yirmilerimde de aynı heyecanı hissederdim. Kırka geldim değişen hiç birşey yok. &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Aklımdan geçenler bile aynı; "söylesem mi, söylemesem mi ?", "ister mi, istemez mi ?", "gelir mi, gelmez mi ?".. Evet, evet.. Başımı yaslamayı başardığım an bitecek hepsi bunların, biliyorum.. O zaman; tenin, nefesin, kokun, kalbinin atışı bir olacak ve onlar anlatacaklar senin yarım kalan öykünü..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"&lt;span class="messagebody"&gt;Bir ben biliyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messagebody"&gt;Yorgun gözlerinin altındaki halkaların&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messagebody"&gt;Ebem kuşağı olduğunu ve&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messagebody"&gt;İstediğinde yedi renk bakabileceğini.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="messagebody"  style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ve bir ben seviyorum seni bu şehirde adam gibi…"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-align: justify; font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Biliyor musun, aslında bu hikayelerin kahramanı ben değilim, sensin. Her ne kadar yazan ben gibi gözüksem de, bana ait bir yaşamın kurgulanmış parçaları, bütünle ilgili yeteri kadar fikir vermeyecektir diye düşünüyorum. Öznesi sen olan cümlelere yüklenmem, sorularımı hep sana sormam veya kendimden yola çıkarak seni doğrudan hayallerime ortak etmem işte bu yüzden. Üzerimde seni kimsenin bilmiyor olmasının verdiği sonsuz bir rahatlık var. Gerçi yazdıklarımı okuduktan sonra sana - ve doğal olarak bana - kızma teşebbüsünde bulunan arkadaşlarımı düşünürsek, bu senin için de bir avantaj. Daha da güzeli bu hikayeleri senin için yazıldığını bilmeden okuman... Diğer yandan anlamış olma olasılığın da var tabi.. Öyle bir zekanın çözemeyeceği bir şey yok gibi geliyor, işin zor kısmı da bu zaten. Kimbilir belki de bu yüzden susuyorsun, bir cümle, bir tepki, bir hareket beklediğin.. Az kaldı ama.. Seni sensizlikle değil, seninle yazacağım günler yakındır. Şimdilik "(s)aklımdasın"...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;"herkes kırılamaz&lt;br /&gt;ipince bir dal olmak gerekir&lt;br /&gt;kırılmak için.."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Bu akşam yazdığım bütün bölümleri baştan sona okudum. Oniki hafta bitmiş, bu onüç. Bir dağıtmışım, bir toplamışım. O kadar çok şey anlatmışım ki ben bile şaşırıyorum şimdi. Bir insanın hayatımda böylesine yer etmesi vaki değil çünkü. Nasıl işlediysen artık içime.. Yazmaya başlarken bu denli uzun soluklu olacağı da aklıma gelmedi ne yalan söyleyim. Hatta bugüne kadar yaşadığım deneyimlerden yola çıkarak, çok daha önceleri gideceğini bile düşündüm.. “Eğer giderse -elime bir daha kalem almamacasına- son bir bölüm yazar, defteri kapatırım ve biter” dedim kendi kendime.. Benim gibi adamlar için bir nev'i intihar yani.. Ama gördüğün üz’re bitmedi.. bitmedin.. gitmedim.. gitmedin... &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Çok alıştım sana. Hem de görmeden geçirdiğim herhangi bir günü yaşanmış saymayacak kadar.. Doğruluğu yanlışlığı bir yana, "telefonun öbür ucundaki ses" olmayı hiç sevemedim ben.. Telefonun o tiz, soğuk ve uzaklık çağrıştıran sesinden hep nefret ettim. Yirmi farklı tonda seni seviyorum desem ne olacak, sen karşımda olmadıktan sonra.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Ben görmeliyim, dokunmalıyım, konuşmalıyım, paylaşmalıyım, birlikte düşünüp birlikte yazmalıyım.. Başka türlü diğer yarımı tamamlayamam ki !.. Sahi sen bunca yıldır nerelerdeydin ? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-mso-ansi-language: TR;mso-bidi-font-weight:boldfont-family:Calibri;color:black;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-mso-ansi-language: TR;mso-bidi-font-weight:boldfont-family:Calibri;color:black;"  &gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;yitirdiğim herşeyde&lt;br /&gt;kazandığım birşey var;&lt;br /&gt;kazandığım herşeyde biraz yitirdiklerim.&lt;br /&gt;bu yüzden birileri&lt;br /&gt;ısınıp dururken&lt;br /&gt;dinmez üşümelerim..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Yine de hiç birşey için kendini “mecbur” hissetmeni istemem.. Bilirim çünkü, mecburiyet bir süre sonra mahkumiyet olarak algılanır. Öyle olduğu için değil elbette, başkaları öyle hissettirdiği için. Kimi teslim olmak ister, kimi teslim almak. Ama bana sorarsan ikisini de istemem, sevmek denge işi.. Doğrusu en yalın haliyle sevginin kollarına bırakmak kendini...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style=" text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Hem hangi mumun bir diğer mumu tutuşturmakla ışığını kaybettiği görülmüş ki ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:13.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:13.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:13.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:13.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2287273750393740029?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2287273750393740029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2287273750393740029&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2287273750393740029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2287273750393740029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/05/sakladklarm-xiii.html' title='(S)akladıklarım XIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2102016165968218544</id><published>2011-05-05T22:02:00.001+03:00</published><updated>2011-12-31T13:00:39.294+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XII</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“öyle bir yere varmışız ki farkında bile olmadan &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;birbirinden aynı uzaklıkta &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;iki yıldız gibi şimdi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;hem geçmiş hem gelecek &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;deniz karanlık  kimsesiz gece &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bir tek ıslıkla aydınlanıyor &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;seferini unutmuş tekne &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bir tek ıslık &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;insanı nereye kadar götürürse..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Hani bazen tek başına yürürsün ıssızlıkta. İsteğin gitmektir, geriye dönmeksizin. Başına ne geleceğini bilmesen de, küçük küçük molalar vererek ilerlemek iyi gelir, nefes aldırır. Arada bir durup ufka bakarsın ya, asıl derdin o değil tabi. Önemli olan varacağın yere ne kadar kaldığı.. Ama ya "varacağın" yeri bilmiyorsan ? Ya da o sonunu göremediğin yolun gerçekten bir "sonu" yoksa ? Herşey bir anda hiç bitmeyecekmiş gibi gelir.. Dahası endişelendirir. Öyle ya kocaman bir hayatın alışkanlığı vardır bıraktığın yerde. Sen onu bıraksan, o seni bırakmayacak.. Sonra aklına düşer, geriye bakarsın bir de.. Başlangıç noktası hep orada duruyordur. Dahası bildiğin yerdir ve dönmesi kolaydır.. Kalbin “Dön” der, aklın “Git”.. Ne zor bir matematiktir bu, bilemezsin. Bastırdıkça bastırır insanın üstüne.  Bir anlık kararsızlık, felaketin olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların kolaycı bir tavırla tembellik yapıp, geçmişe dönme istekleri işte hep bu yüzdendir. Eski hayatlarını bu yüzden geri isterler. Eski aşklarını hep bu yüzden özlerler. Eski alışkanlıklarından bu yüzden vazgeçemezler.. Oysa geçmiş dediğin karda bıraktığın ayak izlerine benzer. Üstlerine basarak geri dönemezsin.. Çünkü zaman içinde rüzgar kapatmıştır o izleri. Bulamazsın. Kaybolursun. Sen başkalarına benzeme.. Ve sakın dönme olur mu ? Güneşini al önüne ve yalnızca yürü. Kaybetmekten de korkma. Çünkü yeni birşeyler kazanmak için bazı şeyleri kaybetmek zorundasın..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Gözlerinle gözlerime dokunuyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir bilsen, o an gözlerim oluyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaçalım, beni gören sen sanacak..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Biliyorum, aslında bana söyleyeceğin çok şey var. Sen gizlemeye çalışsan da gözlerin ele veriyor. Ayrıca bunu yapmayı çok istediğini de biliyorum. Belki kendinle ilgili küçük parçalar halinde ipuçları vermen bu yüzden. Ama bir nokta var -ki, dönüp dolaşıp aynı yerde kalıyorsun. Bir adım daha ileri gitmek zor geliyor. Belki hazır olmadığını düşünüyorsun, belki de bir kez daha incinmekten korkuyorsun. Her ikisi de olabilir, bilemiyorum şimdi. Oysa ne kadar güzeldir insanın yanında rahat hissettiği biriyle konuşması öyle değil mi; hayatından, geçmişinden, özlemlerinden, umutlarından, sevdiklerinden, beklentilerinden bahsetmesi.. Keşke susmasan, konuşsan. Anlatsan, dinlesem. En sevdiğin şarkıyı öğrensem birlikte söylesek mesela ya da en beğendiğin roman kahramanının bir macerasını senden dinlesem.. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Başka şehirleri özleyelim orada seninle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İkimize yetmez..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Ben seni kaç yıldır düşlüyorum ya da kaç yıldır yazıyorum biliyor musun ? Mesela öznesi sen olan kaç cümle kurmuşumdur bugüne kadar; kaç kişiye söyleyememişimdir seni, kaç kişiden saklamışımdır; kaç kişiyi birleştirmişimdir sen olsun diye, kaç kişiden vazgeçmişimdir; kaç uykumu bölmüşümdür, kaç geceyi sabah etmişimdir; kaç yüzde aramışımdır, kaç yüze sormuşumdur; kaç çerçeve indirmişimdir, kaç resim eskitmişimdir; kaç kez ölmüşümdür, kaç kez gitmelerden dönmüşümdür; hayal bile edemezsin..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sana bir sır vereyim mi ? Yola çıktığın ilk andan beri izliyorum seni. Nereden geldiğini biliyorum, şu an duraksamanın nedenini de... Farkındayım aklında pek çok soru ve emin olamadığın onlarca düşünce var. Karar veremedin henüz. İlk adımı henüz atamadın. Kimbilir belki de her şeyden vazgeçip, geri döneceksin.. Bilmediğin bir hayat zor gelecek, alışkanlıklarını değiştirmek istemeyeceksin. Şimdi yolu yeni yarıladığın için göremiyorsun ama, şu karşıdaki tepelik var ya; işte onu da aşmayı başarırsan bitecek bu ıssızlık, sis bulutu dağılacak. Sonrası aydınlık zaten, korkma. Ben o yolun sonunda seni bekliyor olacağım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunun verdiği mutluluk da az değil ki..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bak aklıma ne geldi; hani insan bazen yeni biriyle tanışır. Bir-iki sohbetten sonra sanki yıllardır onu tanıyormuş hissine kapılır. Gel zaman git zaman, sohbetlerin süresi uzar, görüşmelerin sayısı artar. Ve bir gün "bunca yıl beklediğim oymuş" cümlesini kurarken bulur ya kendini.. Gariptir, ne zaman konuşsak böyle hissediyorum. Ama yine de bütün  hayallerim ve beklentilerim bir yana; beni sevmek ve istemek zorunda olmadığını biliyorum. Rahat ol, sonunda ölüm yok. En fazla bir kaç cam kırığı ve bir-iki çizik daha.. Alıştım artık, katlanabilirim. Hayat her şeyi öğretti bana. Tüm iyi niyetimle, istediğin an, hiç tereddütsüz gidebilirim. Hatta aynı yolun karşılıklı kaldırımlarında bile rastlaşmayız. Sözüm söz. Yeter ki "git" de. Sormam, sorgulamam. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Benim için yazılan son buysa, iki kişilik bu yalnızlığı tek başıma da yaşayabilirim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2102016165968218544?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2102016165968218544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2102016165968218544&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2102016165968218544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2102016165968218544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/05/sakladklarm-xii.html' title='(S)akladıklarım XII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2466019650927929648</id><published>2011-04-28T18:02:00.003+03:00</published><updated>2011-04-28T18:11:46.451+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım XI</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;“Şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz!&lt;br /&gt;Bunu ben biliyorum,&lt;br /&gt;Su biliyor,&lt;br /&gt;Bardak biliyor;&lt;br /&gt;Bir sen bilmiyorsun!”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şimdi sen yanımda  değilsin ya; ne geçen zamanın değeri var, ne yaşadıklarımın, ne düşündüklerimin. Gece yarısı ormanda yolunu kaybetmiş çocuklara benziyorum. Bir yanda karanlık, bir yanda ıssızlık, bir yanda terk edilmişlik/hiçlik duygusu. Sanki güneş bir daha hiç doğmayacak, bu karanlığın içinde günden güne azalıp yok olacakmışım gibi.. Duracağım yeri bilmiyorum, adım atacağım yeri görmüyorum, bağırmak istiyorum haykırırcasına, sesim kısılıyor bağıramıyorum.. Hayat duruyor o anda.. Korkuyorum. En az senin kadar, herkes kadar.. Keşke burada olsan; tutsan ellerimi, göğsüne sarsan sonra, saçlarımı okşasan ve "geçecek hepsi" desen, ne güzel olurdu. Günleri tek tek saymadan gelmeni ve sabırla içimdeki yalnızlığa bir son vermeni bekliyorum. İnsan aydınlığa başka nasıl kavuşur ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;“sakladığın kendini&lt;br /&gt;böldün iki yarım'a&lt;br /&gt;iki kez öldün&lt;br /&gt;bir yarım yara için”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu satırları yazarken, dışarıda yağmur başladı. Sağa sola koşuşturan insan manzaraları aynı. Kalemi kağıdı bıraktım, onları izliyorum. Düşlediğim ne varsa, tek tek gözlerimin önünden bir film şeridi gibi akıp geçiyor. Herkes bir şey düşler yağmurla değil mi ? Anılar canlanır, yüzler sesler hatırlanır, unutulmuş ne varsa geçmişten adeta resmi geçit töreni yapar gibi geçerler... Yaşamın mucizesi gibi bir şey bu, sanki bütün enerji onda gizli. Hüzün, sevgi, umut, mutluluk, varoluş, hepsi birarada.. Bir sen, bir ben hariç…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkma varlık ya da yokluktan bahsetmeyeceğim. Zaten her ikisi de sensin; varsan varım, yoksan yokum. O yüzden değil midir -ki, alışmaya çalışmam ya da bana alışman için yaptıklarım. Mesela ara ara, doğrudan gözlerimin içine bakıp bir şeyler anlatıyorsun ya; dinliyorum dinlemesine ama, çoğu zaman gözlerinin içinden kalbine inip, neler yaşadığını, neler hissettiğini ve gerçekte ne söylemek istediğini anlamak için çabalıyorum. Çünkü ne sen benim acılarımı biliyorsun, ne de ben seninkileri. Ortak paydalarımızın çokluğu bile, bu kadar bilinmezlikte bizi biraraya getiremiyor. Şimdi ben beklemesem mesela, acele etsem ve sana bir çırpıda bütün hikayemi anlatsam, kendimi paralasam,  yerden yere atsam ne olacak ? Yağmuru hiç görmemiş bir insana "yağmurda şemsiyesiz gezme ıslanırsın" demek gibi birşey bu. O insan, yağmur hakkında ne kadar çok şey biliyorsa, sen de benim hakkımda ancak o kadarını bilebilirsin. İşte durmam, sabretmem hep bu yüzden...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;"Bir ben biliyorum&lt;br /&gt;Yüreğinin severken&lt;br /&gt;Ölmekten değil de&lt;br /&gt;Öldürmekten korktuğu için&lt;br /&gt;Tir tir titrediğini.." &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yeni farkettim, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen, daha beni doğru dürüst tanımıyorsun değil mi ? Şöyle bir toparlarsak; uzun anlatımlarımdan, konuşmalarımdan şikayetçi olan bir çoğunluk var. Şemsiye taşımayı sevmediğimi öğrendin. Okulu, işi zaten biliyorsun.. Başka ?.. Mesela öyle sandığın gibi matah biri olmayabilirim. Hatta belki senin dünyanda “sıradan, sıkıcı” bir adam gibi de görünebilirim. E malum, malda mülkte gözü olmayan ya da para/kariyer hırsı yapmayan, “önyargısız-iyi” dediğimiz insanların kabul gördüğü bir coğrafya değil burası. Hafızam iyidir, kolay kolay unutmam. Biraz pasaklıyımdır. Okumayı, araştırmayı, yazmayı pek severim.. Ama bilirim ki "çok şey bilen adamlar" para da etmez bu memlekette, can sıkıcı gelirler çünkü. "Bir şeyi de bilmesinler" değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ne bileyim, hiç kimse benim için bugüne kadar farklı birşey yapmadı. Kendimi hiç “özel” -miş gibi hissetmedim.. “Çok özel” denilebilecek bir doğum günü hediyesi bile almadım. Hoş, doğum günümü hatırlayan ya da  bilen kaç kişi kaldı, o da ayrı bir sorudur ya !.. Herkes gibi bir annem, bir babam var. Bak onlar bilir doğum günümü. Kız kardeşim ve yeğenlerimi hatırlaman lazım. Çocuklardan bahsetmeden duramam. Son zamanlarda saçlarımda artan beyazlar gözüme fazla görünmeye başladı – Gülme - . Komplekslerim yok, ama bir miktar takıntı olabilir. Çevremdekilerin benim için ne düşündüğüne aldırmam, onların hayatımı yönlendirmelerine izin vermem. Ne kıskançlık bilirim, ne güvensizlik. Kimseyi sorgulamam, yargılamam. Gidene "dur", kalana "git" demem. Mesela aynı tokadı, aynı kişiden iki kez yiyebilirim. Aldırmam. Maddeyle işim olmaz, hatta bir adım ötesinde, yaşadığım yeri, kazandığım parayı, aldığım eğitimi, çalıştığım iş yerini bile önemsemem.. Çünkü insandır değerli olan.. Hayattaki boşlukları "iyi-kötü", "doğru-yanlış" demeden dolduran ve değerli kılan insanlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yaza yaza bitmez ki bunlar.. Vazgeçtim, anlatmayacağım. Biraz da yaşamak lazım…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“Uzaktan seviyorum seni..&lt;br /&gt;Kokunu alamadan,&lt;br /&gt;boynuna sarılamadan,&lt;br /&gt;yüzüne dokunamadan..&lt;br /&gt;Sadece seviyorum .”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Az önce şu yazdığım iki sayfayı tekrar okudum. Sanki ben yazmamışım ya da bir başkasının yazısını okuyormuşum gibi geldi. İnsanın kendisinden olan bir parçaya yabancılaşması. Çok saçma ! Anlam veremedim bir türlü.. Önümüz bahar ya.. Bahardandır herhalde. Malum her bahar doğayla birlikte insan ruhu da değişir. Güneş, deniz, kuşlar, yeşilin binbir rengi derken, içindeki kanın akış hızı artar ve daha aşka meyilli olur. Gerçi ben hiç bir bahar aşık da olmadım... Bak şimdi bu da saçma geldi ! Aksine her kışın ardından yorgun bir sevdayla çıkıp, her bahar gitmek istedim. “Peki gittin mi ?” dersen, gitmedim hiç. Ama olsun.. Belki bu bahar.. Belki seninle.. Belki herkesin bildiği ortak paydaları ters-yüz edip.. Birlikte gideriz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz mı ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span lang="EN-US"   style="mso-bidi-;font-family:Calibri;font-size:13.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2466019650927929648?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2466019650927929648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2466019650927929648&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2466019650927929648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2466019650927929648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/04/sakladklarm-xi.html' title='(S)akladıklarım XI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4137485465455418029</id><published>2011-04-20T09:34:00.002+03:00</published><updated>2011-04-20T09:39:22.994+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım X</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Sana gitme demeyeceğim.&lt;br /&gt;Üşüyorsun ceketimi al.&lt;br /&gt;Günün en güzel saatleri bunlar.&lt;br /&gt;Yanımda kal.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Duymak istediklerimi söylemiyorsun bana farkında mısın ? Hatta söylemek istediklerini de söylemiyorsun.. Anlatmıyorsun ya da anlatmak istemiyorsun. Gariptir ama, bunu bazen kasıtlı yaptığını düşünüyorum. Belki "açık vermemek", belki de "güvensizlik" bu sorunun karşılığı, emin değilim. Ancak emin olduğum bir şey var -ki; o da "istemek" ve "istememek" duyguları arasında yaşadığın hızlı gel-git'ler. Çünkü emin olamıyorsun bir türlü. İçindeki fırtına hiç dinmiyor. Dalgalar kabardıkça içinde, korkmaya başlıyorsun: Bir şeyi çok istemekten korkuyorsun; çok istediğin o şeye sahip olamamaktan korkuyorsun; sahip olduğunda, onu kaybetmekten korkuyorsun; bugün delicesine senin olmasını isterken, yarın vazgeçeceğinden korkuyorsun... İşte bu yüzdendir ki, gözün ya kapıda ya saatte.. Her an gidebilirsin ya da gözlerimi üzerinden kaçırdığım an kaybolabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi bugünlerde herkes bir yerlere gitmek istiyor, senin ki gibi değil ama. - Yok, yok ! aslında senin ki gibi de, onlar yalnızca kendilerine itiraf etmekte zorlanıyor.- Halinden memnun olan görmedim. Küçük bir sahil kasabasıyla başlayan “uzaklaşma” hayalleri, en son bir dağın başında bitiyor. Derme çatma bir kulübede doğayla iç içe yaşama beklentisi.. Hayatından hoşnut olan bir insanoğlu kalmadı gibi bu şehirde. Kiminle konuşsam aynı... Yoğun bir şekilde, yaşanan her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği var. Belki yalnızlık tek istedikleri, belki de bir tür kaçış bu, bilemiyorum şimdi.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Kabuğunu koparmadan&lt;br /&gt;ne bir elmayı soyabildim&lt;br /&gt;ne de iyileştirebildim bir yaramı&lt;br /&gt;ama karşıma çıkınca&lt;br /&gt;kızmadım hiç elma kurduna&lt;br /&gt;bendim çünkü bıçağı saplayan&lt;br /&gt;onun yurduna..” &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorum, onun da ruh hali aynı. Bir sürü plan yapmış kendince. Ben işin dalgasındayım tabi. Yakında duran kalemi elime alıp, mikrofon gibi uzattım ve dedim ki :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;- &lt;em&gt;Peki Oğuz Bey, madem bu kadar hazırlandınız ben de size klasik bir soru sorayım. Bu büyük yolculukta yanınıza almak istediğiniz üç seyi bize söyler misiniz lütfen.. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aldığım cevap çok manidardı :&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;(Bir hışımla ayağa kalkıp) - &lt;em&gt;Saçmalamaz mısın abicim...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;(Elleriyle bedenini göstererek) - &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;em&gt;Bak mal bu.. Ruh içinde..&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;(Duvardaki gölgesini işaret ederek) - &lt;em&gt;Gölge de peşimde.. Etti mi sana üç ? Benim ekip bu kadar. Başka da bir şeye ihtiyacım yok... Hem sen demiyor muydun oğlum, "Bu üçü yanındayken korkma, zaten her şey seninle demek" diye ?&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;em&gt;“gelirken ağlamıştın&lt;br /&gt;orası için&lt;br /&gt;giderken de ağlayacaksın&lt;br /&gt;burası için..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Galiba hayatın özü/merkezi “gitmek” eyleminde gizli. Çünkü beraberinde ayrılık da getiriyor, hüzün de.. Sevinç de getiriyor, keder de.. Ya da iyi tarafından bakarsan giderek yeni yerler, yeni yüzler tanıyıp, yeni deneyimler kazanman da mümkün. Hatta bir adım ötesinde heyecan verici olduğu bile söylenebilir. Bilinmeyene gidilir, bekleyene gidilir, beklenene gidilir, zorunluluktan gidilir... Ama hep gidilir.. “Yollar gide gide bitmez” derler ya, önemli olan zamanlama, ve bir miktar da cesaret sanırım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Önce, büyük büyük düşündüm.&lt;br /&gt;Sonra, büyük büyük yaşadım.&lt;br /&gt;Ne varsa, onlar aldı.&lt;br /&gt;Şimdi, bana-küçük/bir ölüm kaldı.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bendeki durum da pek farklı değil. Canım çok sıkılıyor. İnsan keşke kendini de bırakıp gidebilse öyle değil mi ? Ama olmuyor işte, görüyorsun. Ömrümde ilk kez gitmek istemiyorum ya da gitmek ilk kez bu kadar zor ve ağır geliyor. Oysa ben hiç beklemedim, bekletenleri sevemedim. Hep gittim ya da gitmelerine izin verdim. Şimdi şimdi ait olmaya, ilişik/bitişik yaşamaya ve alışmaya çalışıyorum. Hadi bu da bir itiraf olsun, varlığın bile bunları bana öğretmeye yetti. "Erken" lik, "geç kalınmış" lık üzerine felsefe yapmayacağım elbette. Ama kabul ediyorum bir telaş var üzerimde. Çünkü öğrendim, hayat dediğin şeyin  tekrarı yok. Ölüm var sonunda.. Ne yeniden yaşayabilirim ne de yaşadıklarımı silebilir ya da geri getirebilirim. Ve çok yazıktır ki, artık hiçbirşey -çocukluğumda olduğu gibi- kırlarda ılık bir rüzgarı arkana alıp, umursamadan, kendince hatta özgürce koşmak kadar masum, coşkulu ve sevgi dolu olmayacak.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bunların hepsi bir tarafa, asıl melodram şurada başlıyor; şimdi bu cümleleri kurup, yazıyı yazan adam; bütün çocukluğunu demir 25 ve 50 kuruşluk bayram harçlıklarını biriktirip 5 Lira’ya uçurtma alan, ve aldığı uçurtmanın kuyruğuna tutunup, gökyüzünde kuşlarla birlikte uçmayı hayal eden o çocukla aynı kişi.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4137485465455418029?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4137485465455418029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4137485465455418029&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4137485465455418029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4137485465455418029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/04/sakladklarm-x.html' title='(S)akladıklarım X'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1151708764527826977</id><published>2011-03-31T15:30:00.001+03:00</published><updated>2011-03-31T15:32:37.465+03:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım IX</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Gecenin yarısı,&lt;br /&gt;bir kitabın orta yerinden başlamak gibiydi;&lt;br /&gt;Seninle birlikte olmak..&lt;br /&gt;Başını anlamadan sona yaklaşmak..&lt;br /&gt;Sonunu okuyamadan uyuyakalmak..&lt;br /&gt;Ve uyandığında kaldığın sayfayı karıştırmak"..&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yarım kalan hikayeleri hiç sevemedim ben.. Açık uçlu filmleri de, romanları da.. “Efendim seyirci/okuyucu kendi yorumunu yapsın" cümlesi hiç yakın gelmedi. Eğer bir anlatıcı varsa ben niye yorumlayım, zaten varlık sebebi bana birşeyler anlatmak  değil mi ?  Yanılıyorsam sen söyle, "Nedensiz sonuç" ya da "sonuçsuz neden" gibi bir hipotez öne sürülebilir mi ? Herşeyin sonlu olduğu bir dünya ise bu, mutlaka bir "final" yazılmalı. Önemli olan uzun-kısa, iyi-kötü, mutlu-mutsuz bitmesi değil. Önemli olan birilerinin bir yerde "dur" demesi ve noktalaması. Yaşam gibi.. Ölüm gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de yarımsın ama. Seni bir türlü tamamlayamadım. "Seni seviyorum" ile sona erecek bir cümlenin daha başlamadan bir "sus"la kesilmesi gibi. Gözlerinin dolup dolup, gözyaşların dökülememesi gibi.. Ne yapsam, ne söylesem yetmiyor. O kadar kitap okudum, hafızamda kalan onlarca şiir ve bir o kadar da tirad var ama hiç birinde karşılığı yok düşündüklerimin. Kelimeler kifayetsiz, cümlelerin boynu bükük. Hani uzaklar yakınlaştırırdı ? Hangimiz daha uzağız şimdi ya da hangimiz daha yakın, sen söyle ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“seni görebilmek için&lt;br /&gt;o geriye döndüğüm zamanlar,&lt;br /&gt;ikimiz de ölüyoruz,&lt;br /&gt;yaşarken.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Görüyor musun bak, bütün hayatımız çocukluğumuzdan kalma "aldım-verdim" oyununa döndü. Ben bir adım atıyorum sen uzaklaşıyorsun, sen bir adım atıyorsun ben uzaklaşıyorum. Bu oyun böyle oynanmıyordu ki ! İkimizde geri çekiliyoruz. O kadar kötülük görmüşüz, o kadar acı çekmişiz ve o kadar uzun zaman tek kalmışız ki, yıllardır ağırlığını omuzlarımızda taşıdığımız bir yük var. Adına “Güven” diyorlar. Kazanması zor, kaybetmesi kolay olan şey. Aslında ne güzeldir birinin yanında savunmasız kalabilmek, rahat hissetmek ya da onun kurduğu cümlelerin doğruluğunu sorgulamak zorunda kalmamak öyle değil mi ? Peki bizim payımıza düşen ne ? Modern görünüşümüzün altında ezilen ilkel benliğimizi, farkında bile olmadan “öğretilmiş çaresizliğe” kurban vermek. Ve bunu, sanki bir alın yazısıymış gibi kabullenmek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hayatın bize sunabileceği en güzel hediyedir sevgi dolu bir insan.. Ömür boyu hep onun hayalini kurarız. Duvarda boş çerçevesini bile hazır tutarız –ki bulduğumuz an vakit kaybetmeden o resmi yerine asabilelim. En kötüsü de ne biliyor musun ? O kişiyi bulduğumuzda; ne böylesine değerli  bir varlığın değerini biliriz, ne kendimizin. Her ikisini de yok sayarız anlamsızca. Öldürmek daha kolay gelir. Çünkü yaşadıklarımızdan yaptığımız çıkarım; karşımızdakileri kendimiz gibi algılama iyimserliğinden başlayıp, herkesin aynı güvenilmezlikte karbon kopyalar olduğu gerçeğinde son bulur. Bir yerlerde bize benzeyen, bizimle aynı duygu diliminde başkalarının da olduğu düşüncesi aklımıza bile gelmez. Hem hayatı matematikleştiririz, hem de kendi lanetimizi, kendi ellerimizle alnımıza, avuçlarımıza kazırız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hani bizim hayalimiz, yalnız hayatlarımızı yarım ya da eksik bırakmadan, ortak bir yalnızlıkta birleştirmek, tekleştirmekti ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ&lt;br /&gt;Sevgiler bekliyor sürekli senden.&lt;br /&gt;İnsanın bir yanı nedense hep eksik..&lt;br /&gt;Ve o eksiği tamamlayayım derken,&lt;br /&gt;Var olan aşınıyor azar azar zamanla."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şimdi garip gelecek ama, yeni birşey farkettim; bende sana ait hiç birşey yok. Yalnızca bir telefon numarası.. Masamda fotoğrafın eksik.. Odamda kokun, salonda sesin eksik.. Omzumda başın eksik.. Kalbimin olduğu yerde bir parçam eksik.. Yazdıklarım, yazacaklarım, sayfalarım eksik.. Ve cümlelerim yüklemsiz... Kendimi hiç bu kadar eksik ve yarım hissetmemiştim. Oysa bugüne kadar istediğim her şeyi yaptım ben. Her şeyi aldım, her şeye sahip oldum. "Keşke" diyeceğim hiçbir şeyim olmadı. Bir tek sen.. Yarım kaldın. Bir tek seni unutamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her defasında gitmek istedim. "Gitmek kolaylaştırır" dedim kendi kendime, "yapabilirim, idare edebilirim".. Hiç tanımadığım insanlarla birlikte oldum mesela, onlarla yaşamayı denedim. Bir sürü film izledim, müzik dinledim, kitap okudum. Aklımı gerekli gereksiz birçok şeyle meşgul edip, kendimce zaman kazanmaya çalıştım. Olmadı.. Yine unutamadım… Şu kadar ömürde herşeyle başa çıktım, her şeyin üstesinden geldim ama bir tek sana olan sevgimin üstesinden gelemedim. Artık hangimizin zaferi ya da hangimizin yenilgisiyse bu, ben de bilmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Ben sana mecburum bilemezsin&lt;br /&gt;Adını mıh gibi aklımda tutuyorum&lt;br /&gt;Büyüdükçe büyüyor gözlerin&lt;br /&gt;Ben sana mecburum bilemezsin&lt;br /&gt;İçimi seninle ısıtıyorum..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"Ayrılıkları, ayrıntılar acıtır" derler ya, galiba en çok acıtanı bu değil. Çünkü zaten ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir ayrıntıyı unutmuyorsun. O bilinç altında bir yerlere yerleşiyor.. Üstünü örtmeye çalışsanda, bir süre sonra “ben buradayım” diye ortaya çıkıyor tekrar tekrar.. Sanırım  insanı en çok acıtan; yaşayabilecekken, ve bunu biliyorken, ve ona tutma mesafesinde adım adım yaklaşmışken, yaşayamadığı, dokunamadığı, pas geçtiği ya da bir şekilde ıskaladığı mutluluklar.. Hayat diye bize öğrettikleri böyle birşey miydi ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1151708764527826977?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1151708764527826977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1151708764527826977&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1151708764527826977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1151708764527826977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/03/sakladklarm-ix.html' title='(S)akladıklarım IX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3545973636353398423</id><published>2011-03-15T16:39:00.000+02:00</published><updated>2011-03-15T16:41:34.343+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım VIII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı&lt;br /&gt;Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım&lt;br /&gt;Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya&lt;br /&gt;Manzaraysa ayrılığa sıfır&lt;br /&gt;İşte her şey hazır&lt;br /&gt;Acılarımla iki lafın belini kırdık&lt;br /&gt;Yokluğunda bir kuş sütü eksik&lt;br /&gt;Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik.” &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Beklentileri yüksek bir adam olamadım ben.. Hırs, ego nedir bilmem. Kimseyi hiçbir şey için zorlamadım, bekletmedim, alıkoymadım. Gitmek isteyene dur demedim, geleni de yalnız bırakmadım. İlk önceleri böyle değildi. Elbette –en az herkes kadar- bir beklenti içine giriyordum. Ama beklentiyi oluşturan her ne ise, onunla ilgili bütün duygularımı gözden geçirip, dikkatli davranıyordum. İsteğim çok basitti aslında. Çevremde bütün olup bitenlerin karşılıklı faydalar üzerine değil, doğası gereği gelişmesini istiyordum. Böyle olursa, belki bu bi’çare ademoğulları maskelerinden kurtulup, daha dingin, dengeli ve sevgi dolu bir yaşama merhaba diyebileceklerdi. Ve kimbilir belki de ruhlarını, o bitip tükenmeyen cehennem azabından kurtarabileceklerdi. Ne yalan söyleyim ben de çok sonra öğrendim; -ne kadar iyi niyetli olursan ol- meğer düşündüklerinle ilgili beklenti içine girmek insanı yerinde saydırıyormuş. Düş olarak başlayan şey zamanla umuda dönüşüyormuş. Ve daha da kötüsü; insan umut ettiği şeyin gerçekleşmesi için bütün duyularını körleştirip, hiç bıkmadan usanmadan bekliyormuş. Sonrası hep aynı zaten: Hayal kırıklığı..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“…&lt;br /&gt;döndüğünde bulamayacak olmak beni,&lt;br /&gt;korkutmuyorsa seni...&lt;br /&gt;bu son satır fazladan yazılmış demektir!..” &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bugüne kadar hiç kimse düşlerime sınır koyamadı. Çünkü kimseyi varlık ya da yokluğuna göre değerlendirmedim. İşin en zor kısmı gerçek dünyaya geçtiğimde başlıyordu. Zira hayalini kurduğum şeyler gerçek dünyada camdan kalp gibi; ince ve kırılgandı.. Onlar, birileri tarafından her defasında fütursuzca yere atılırdı. Yüzlerce parçaya ayrılırlardı. Toplayamazdım hiçbirini. Korkardım, içim acırdı.. Toplarken, o küçücük parçaların yüreğimde açacağı yeni yaralardan korkardım.. Ya da yaralanmayı göze alsam bile kanamayı durduramamaktan korkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybettiklerimin sayısı arttıkça herşeyi bıraktım. Gitmem gereken yerlere gitmedim mesela. Yapmam gerekenleri yapmadım. Dostlarımı, sevdiklerimi aramadım. Dışarı hiç çıkmadım, gezmedim, eğlenmedim.. İşten eve, evden işe.. Kimseyle görüşmedim, ne düzenli bir uyku, ne de bir öğün yemek.. Hayat ile olan bütün bağı kestim. “Ölmekten ne farkı var ?” diyeceksin şimdi biliyorum. Öyle değil ama.. Hem kolay mı sanıyorsun bir insanın kendi ölümünü planlaması ? Ayrıca öleyim diye bir çabam da yok !.. Benimkine “yaşamak ile ilgili çabayı kesmek” diyelim, ağır kaçmasın.. Görüyorsun ya,  insan zamanla herşeyden vazgeçebiliyor. En sevdiklerinden bile..  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“son isteğin nedir ?" sorusu&lt;br /&gt;çok çok kolaydır,&lt;br /&gt;"ilk isteğin nedir?"sorusundan.&lt;br /&gt;çünkü, o soruyu&lt;br /&gt;kimse kimseye soramadı,&lt;br /&gt;korkusundan.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Seninle ilgili -aylar öncesinden- son hatırladığım şey "İnsan neyle yaşar ?" sorusu.. O zaman cevap yazmamıştım hatırlarsan. Yüzünü göremesem bile, en azından “sesini duymak” türünden lükslerim vardı. Bu kadar zamandır yaşadığım eksiklik ve yarım kalmışlığın ardından, ancak şimdi yüzleşebiliyorum bu soruyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülüklerin dünyaya saçılmaya başladığı günden beri, sorduğun sorunun cevabı aynı: Umut..  Kimilerine göre “İyi şans”, kimilerine göre ise “Kötülüklerin en kötüsü”.. İşkenceyle mutluluk arası birşey, nasıl oluyorsa artık !..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kötülüklerin en kötüsü” düşüncesini savunanlar için “Umut etmek”, karşındakine farkında olmadan bir takım anlamlar yüklemekle eşdeğer... Oysa hiçkimse bir başkasının beklentileri için yaşamaz hayatını. Kendini bir başkasının ellerine teslim edip, sorumluluk vermek ya da onun sorumluluğunu almak istemez. Uzak olmak, yabancı kalmak (ileride yalnız kalacağını bile bile) korunma içgüdüsüyle birleşip  daha rahatlatıcı gelir..  Zaten hepimizin yıllarla birlikte eksilmemizin nedeni de bu değil mi ?  Böyle bir hikayenin sonu kaçınılmaz olarak hayal kırıklığı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Pandora’nın kutusu açıldıktan sonra ne olur ? Kötülüklerin etrafa hızla yayıldığını gören Prometheus, son anda yetişerek kutunun kapağını kapatır. Böylece umudun da uçup gitmesini engeller. Çünkü o, kötülüklerle başa çıkabilmenin tek yoludur. Mitolojik efsane, “Umudun” Zeus tarafından, Prometheus’un emrine verilmesiyle biter. Ve o günden sonra  Prometheus diyar diyar gezip, insanlara ihtiyaç duydukları kadar umut dağıtır.. İşte “İyi şans” değerlendirmesini yapanların hikayesi de bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana gelince..Başıma gelen onca şeye, yapılan onca kötülüğe rağmen hâlâ umudumu kaybetmedim. Belki ara ara zorlanıyorum, doğru.. Ama vazgeçmedim. Çünkü umut denince benim aklıma özgürlüğüm geliyor.. Mesela çıkmışım bir tepeye, sırtımı yaslamışım bir ağaca ya da uzanmışım çimlerin üstüne, gökyüzünü seyrediyorum. Böyle bir maviyi rüyanda bile göremezsin. Hele hele hemen altında desenlenmiş sıra sıra, köpük köpük bulutlar yok mu, öm’re bedel.. Ya da kar yağmış, yağmur yağmış mahsur kalmışım evde..  Üşümemek için demlemişim çayı, geçmişim pencerenin önüne. Ve bir an düşündükten sonra buğulanmış cama parmaklarımla güneş resmi çiziyorum. Nasıl bir turuncu, nasıl sıcak.. Elini uzatsan, sanki elini yakacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Umut” iyi bir şeydir, belki de yaşadıklarımızın içinde en iyisi. Ve unutma ki, iyi şeyler asla ölmezler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3545973636353398423?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3545973636353398423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3545973636353398423&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3545973636353398423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3545973636353398423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/03/sakladklarm-viii.html' title='(S)akladıklarım VIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1263687765586030531</id><published>2011-03-04T19:30:00.002+02:00</published><updated>2011-03-04T19:41:27.099+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım VII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“En fazla içimde ölürsün&lt;br /&gt;Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana&lt;br /&gt;Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.&lt;br /&gt;Ve susmak inceltiyor her yarayı&lt;br /&gt;Ve susmak bakmak oluyor&lt;br /&gt;Gitmediğin her yere..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aynadaki adamın haline üzülüyorum. Çok yorgun görünüyor.. Biraz durgun, biraz uykusuz, biraz kayıp, belki biraz da kimsesiz. Bakışlarında yıllardır çözemediğim bir hüzün var. Gözbebeklerindeki ışık, günden güne soluyor. Başını bir sağa bir sola çevirip, aynadaki yansımanın kim olduğunu anlamaya çalışsa da, başarılı olduğu pek söylenemez.. Mesela adam, yüzündeki yaranın ne zaman çıktığını hatırlamıyor ama, aynadaki yerini biliyor, o gösteriyor yarayı.. Göz altındaki mor halkaları, dudak kenarlarında derinleşen kırışıklıkları, şakaklarında gün geçtikçe sayısı artan akları hiç görmemiş ama aynadaki adam bütün çizgileri, akları her gün ve tek tek saymış. Bütün bedeli o ödemiş sanki.. Kimbilir sesinin çıkmayışı da belki bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ve yansıması; aynı dili konuşsalar bile yabancılar. Birbirlerine böylesine benzemelerine rağmen, her defasında ilk kez karşılaşıyorlar gibi.. Ve aslında, her ikisinin de aklında hep aynı soru : “Hangimiz daha gerçeğiz; O mu, Ben mi ?”..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçime ne kadar işlediysen, gelmeyeceğini bildiğim günden beri aynadaki adamı bile tanıyamaz oldum - gerisini artık sen düşün… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Kimi sevsem sensin, hayret !&lt;br /&gt;Senden nedense vazgeçilemiyor...”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Seni düşünmediğim herhangi bir saat, bir saniye, bir an dahi yok... Hani belki diyorum uyuyunca unuturum ama, o da olmuyor. Çünkü uyuyamıyorum. Uyursam rüyaya dalarım diye korkuyorum. Gerçek hayatta yüzyüze gelmeyi başaramasam da, rüyada karşılaşma olasılığımız beni tedirgin ediyor. Hatta öyle bir anda bile ne söyleyeceğimi, nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Düşüncesi, yüzümün kızarmasına yetiyor. Bu nasıl bir çaresizlik ya da nasıl bir utangaçlıksa, bu kadar yıl geçti hala çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman hiç geçmiyor.. Ya da o geçiyor, ben duruyorum. Geceler uzun, uçsuz, bucaksız ve aynı.. Okuma, yazma, dinleme üçgeninin batık yolcuları.. Başlarda heyecan verici gibi görünse de, bir süre sonra aynılaşmanın verdiği rahatsızlık, harcanan zamanla güç birliği yapıp, intikam almaya başlıyor. Ben çoğalmayı ve başkalaşmayı umarken bir de bakıyorum ki, azala azala tek kalmışım. Yani “suçlu” yine benim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gece bir kitapta rastladım. “Öğretilmiş Çaresizlik” diye bir başlık atmışlar. İlgimi çekti. Hızlıca bir göz gezdireyim derken, takıldım kaldım. Bir yandan hoşuma gitti, ama okurken ara ara kendimden şüphelenmedim değil “Acaba bende mi bu gruba dahilim ?” diye. Öte yandan “Öğreti” ve “Çaresizlik” gibi, biri olumlu biri olumsuz, iki kelimenin birbirine iliştiğinde, böyle bir anlama geleceği hiç aklıma gelmezdi :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Öğretilmiş çaresizlik kültüründe, bireylere neleri yapmamaları gerektiği o kadar güçlü bir şekilde öğretilir ki, o kişi o alanda yeni bir denemede bulunmayı aklından bile geçirmez. Kişi deneyip yanılmadan doğuştan kaybetmeyi kabul eder! Batılılar deneyip yanılıp çaresizliği öğrenir. Bizse çaresizliği doğar doğmaz öğreniriz ki, deneyip yanılmayalım! Bu kadar iyi kalpli insanlar olduğumuz halde, bu kadar çaresizlik içinde yaşamamızın tek nedeni bu..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şimdi sen söyle, biz hangi taraftayız ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı&lt;br /&gt;Vaktinde anlamanın sevinci mi&lt;br /&gt;Ya da biraz geç kalmanın&lt;br /&gt;O gereksiz tedirginliği mi&lt;br /&gt;Hangisi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama belli ki sonundayız her şeyin&lt;br /&gt;En sonunda.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Biz seninle hiç beraber olmadık. Ne aynı sabahı birlikte karşılamışlığımız, ne aynı havluya yüz sürmüşlüğümüz, ne aynı kaldırımda yürümüşlüğümüz, ne de aynı soğukta üşümüşlüğümüz var. Hatta ikimizi yanyana görenlerin sayısı “Üç” bile değil. Öyleyse niye bir yanım sürekli eksikmiş gibi hissediyorum. Mesela, insan hiç hayatında olmayan biri için “sabahları onsuz uyanmak beni mutsuz ediyor” cümlesi kurar mı, ya da çocuk gibi mızmızlanır mı ? Ne bileyim öğle arası verilen bir kahve molasında “iyi ki hayatımda o var, bu da iyi birşey” deyip, ortada hiç bir neden yokken gülümser mi ? Durduk yerde “ben iyiyim, iyi olmalıyım” telkini yapar mı kendi kendine, karşısındaki üzülmesin diye ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar hep, hayal etmenin yaşamın yarısı olduğuna inanırdım.. Ama gel gör ki, bu kez ben yarım kaldım…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1263687765586030531?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1263687765586030531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1263687765586030531&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1263687765586030531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1263687765586030531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/03/sakladklarm-vii.html' title='(S)akladıklarım VII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5610114668581097877</id><published>2011-03-02T21:17:00.004+02:00</published><updated>2011-03-04T19:38:10.435+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım VI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Siyah beyaz tuşlarında piyanomun&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;seni çalıyorum şimdi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;çaldıkça çoğalıyorsun odada&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;sen arttıkça ben kayboluyorum..”&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şimdi beni tanıyan herkes, sana kızıyor.  Tanıdıklarından değil, yalnızca okuduklarından çıkardıkları sonuç bu. Kızma.. Belki onlar da tanısalar ya da en azından benim gözümden bakabilseler, farklı düşünecekler. Ayrıca senin bir yanlışın da yok. Çok muhtemel ki, olanların hepsi benim hatam. Çünkü benim hayatım zaten “Ne kadar çok insan tanırsa, o kadar yalnız kalanlar” treninde, üçüncü mevkii biletle yolculuk yaparak geçti. O halde, günden güne böylesine azalırken, kaza süsü verilmiş bu cinayetin suçunu üzerime almakta ne sakınca olabilir ki ? Kimseyi suçlamıyorum artık. Yardım da istemiyorum; bu kadar kanayan yerim varken, yara bandı olarak kullanılmak da...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Üzülme, senin yaptığın bilinen bir gerçeğin altını kalınca bir kalemle çizmekten öteye bir şey değil. Bu gerçeği hatırlamak, belki bir tarafımı acıtmış olabilir ama, gerçek her zaman gerçek, doğru her zaman doğru. Her ne kadar kabullenmek istemesek de… Hem “şimdi ne olacak” diye düşünmen de yersiz bence, seni zaten kimseler bilmiyor. Bazen ben bile kendi kendime şüpheye düşmüyor değilim; var mısın, yok musun ve gerçekten yaşıyor musun ?  Aradan o kadar uzun zaman geçti ki, artık varlığın da yokluğun da bir. Ne garip, insanın bir gün en sevdiği için böyle bir cümle kurabileceği kimin aklına gelirdi ki ?..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Biliyorum sana giden yollar kapalı&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ne kadar yakından ve arada uçurum;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Uyandım uyandım, hep seni düşündüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yalnız seni, yalnız senin gözlerini..”&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Beni en çok yoran, unutmak zorunda kalacaklarımın sayısının günden güne artıyor olması.. Genelde yaşadığım her ayrıntıyı saklamayı tercih ederim ama, bir gün sakladıklarımdan da vazgeçmek zorunda olma duygusu ağır ve zor geliyor.  Mesela unutmak istemediğim bir ayrıntıyı aradan beş ay da geçse, beş yıl da geçse hatırlıyorum.. Büyük bir keyifle yenmiş akşam yemeği ve ardından içilen bir kahve; belki bir çiçek, yakaya iliklenen bir nazar boncuğu ya da duygulu kısa bir mesaj..  Diğer yandan, yapan her kim olursa olsun, gerçekten affedemiyorsam, hiç beklemeden bir dakikada içerisinde herkesi/herşeyi unutup silebiliyorum.. Bir fotoğraf, bir ses, bir adres, bir telefon numarası, belki de sayfalarca yazılmış bir mektup, hiç farketmiyor..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Unutmak ve affetmek.. Ne kadar birbirinden ayrı, ama bir o kadar da bitişik iki kelime değil mi ? Madeni bir paranın iki yüzü gibi.. Tek bir vücutta sırtsırta vermiş olsalar bile, yanyana gelmeleri mümkün değil. Hep birinden birini seçmek zorundasın. Sanırım hayat bana, yeni bir şeyler daha öğretmeye çalışıyor. Yoksa böyle bir sessizliğin nedeni başka ne olabilir ki ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Oysa yoruldum &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;körebe oynamaktan&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;nereye saklansam &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;avucundayım.”&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Herkes benden birşeyler çalıyor biliyor musun ? Üstelik sormadan. Öylesine sesim kısıldı ki, sanki her gün bir başka parçamı kaybediyor gibiyim. Daha da kötüsü, doğruluğunu / yanlışlığını bile sorgulamıyorum. Çünkü yoruldum artık: Güçlü olmaktan, konuşmaktan, anlatmaktan, sevmekten, emek vermekten, zamansızlıktan, dengelemekten, gitmekten, inanmaktan, yazmaktan… Hepsinden yoruldum…Oysa tek isteğim vardı; birinin sesimi duyması.  Sandım ki o biri sesimi duyarsa, bahar gelecek. Bahar gelecek çiçekler açacak. Sümbüller mi dersin, laleler mi, erguvanlar mı yoksa gelincikler mi ?..  O yeşil ki, görsen toprağı çatlacak.. Kuşlar kendi halinde kanat çırpacaklar gökyüzünde özgürce. Hatta belki içlerinden biri gelip omzuma konacak ve “boşver işi gücü, herşeyi bırak, ona git” diyecek.. Güneş en tepede, bütün sıcaklığıyla içimi ısıtacak; gözlerimi kısacağım ona bakarken.  Sonra bir ağaç gölgesi bulup yere oturacağım. Sırtımı gövdesine verip çimlere, toprağa dokunacağım. Parmaklarımın arasından belki karıncalar geçecek, kulaklarımda gelinciklerin üzerinde uçuşan arıların vızıltıları.. Yaşadığım onca kötülükten arınıp, yarı şaşkın yarı mütebessim bir ifadeyle sevineceğim bu halime ve “o iyi ki var benim hayatımda” diyeceğim bütün evrene. Belki biraz daha çocuklaşarak, hiç bıkmadan ve usanmadan yine seni düşleyeceğim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hani hep derler ya “hayat vedalarla biter” diye.. İnanma sakın.. Hayat vedalarla bitmez, vedalarla başlar…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5610114668581097877?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5610114668581097877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5610114668581097877&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5610114668581097877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5610114668581097877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/03/sakladklarm-vi.html' title='(S)akladıklarım VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-6060337791635699702</id><published>2011-02-22T21:52:00.002+02:00</published><updated>2011-03-02T21:14:26.708+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım V</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“Önce sesin gelir aklıma&lt;br /&gt;Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm&lt;br /&gt;Sonra cumartesi günleri gelir&lt;br /&gt;Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum&lt;br /&gt;Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yağmurun ince ince ve kalabalıklar halinde yağmasını izlemek hoşuma gidiyor. Damlaların yoğunluğu arttıkça kendimi daha rahatlamış hissediyorum. Özellikle yere düştükleri zaman çıkardıkları ses ve sesteki uyum dinlemeye değer. İşte bu yüzden herkes ıslanmamak için kaçışırken, ben durmayı tercih ediyorum. Çünkü yağmur bana yaşadığımı hissettiriyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan insanların düşen her damlayı, birazdan elbiselerini-ayakkabılarını kirletecek çamur tanesi ya da saçlarının formunu bozacak sıvı kütlesi olarak görmesi hoşuma gitmiyor. Çünkü ben ne zaman yağmurun sesini dinlesem, sanki çok tanıdık bir melodinin notaları çınlıyor kulaklarımda. Ruhum huzur buluyor. Mesela Vivaldi’nin 4 Mevsim’i hatırlar mısın ? Hani yaz aylarını anlattığı kısımın son bölümünde (Summer 03, Presto) kemanların, viyolonsellerin hep birlikte çaldıkları bir yer vardır. Sanki sonbaharın gelişini müjdeler gibi orkestra hep bir ağızdan bulutları toplayıp, yağmuru yağdırır. Duyduğum müzik işte o.. Kemanlar çalıyor, yağmur müzikle aynı ritimde yağıyor ve ben başımı gökyüzüne doğru kaldırıyorum. Bütün damlalar yüzüme çarpıyor, gözyaşlarımla karışıp birlikte akıp gidiyorlar. Tıpkı film gibi.. Aslında insanların yağmuru değil de, ağladığı belli olmasın diye yağmurda yürümeyi sevdiklerini söylerler hep.. Ama ben her ikinizi de seviyorum..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“Kendimi sileceksem,&lt;br /&gt;Bilirim sende varım.&lt;br /&gt;Senin ben yarısıyla&lt;br /&gt;Seni ben tamamlarım.&lt;br /&gt;Seni sende bütünler,&lt;br /&gt;Sana sende inanır,&lt;br /&gt;Seni sende silerim,&lt;br /&gt;Seni bende yazarım..”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Beyoğlu’nda yürümeye devam ediyorum, nereye gittiğimi bilmeden. Hava bir hayli soğuk. Nasıl bir zamansa geçmiyor bir türlü. On gündür senden haber çıkmadı ya, aklımda hep aynı soru; “Niye aramıyor ?”.. Sorunun cevabını bilmiyor olmak çok daha kötü. Soğukla birleşince tokattan beter ediyor insanı. Diğer taraftan elim ikide bir telefona gidiyor. Cevapsız bir arama ya da gelen/giden bir mesaj var mı diye kontrol ediyorum: “Arayacak mı ?”, “Aramayacak mı ?”..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak aklıma ne geldi, küçükken kelebek ile papatyanın masalını anlattılar mı sana da ? Gerçi ayrıntılarını ben de unuttum, ama hatırladığım kadarıyla şöyle birşeydi :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Sadece 3 günlük ömrü olan kelebek papatyaya aşık olmuş... Etrafında kanat çırpıp durmuş günler boyu.. Ama ne yaptıysa derdini anlatamamış.. Ancak üçüncü günün sonunda öleceğine saniyeler kala “seni seviyorum” demiş. Papatya sadece “ben de” diyebilmiş. Ve kelebek ölmüş. Sonra gel zaman git zaman, “Ona sevdiğimi zamanında ben niye söyleyemedim” diye papatya üzüntüsünden yapraklarını dökmeye başlamış. Aslında döktüğü her yaprakta “seni seviyorum” diyormuş, ama diğer taraftan elinden gelen birşey yokmuş.. Çünkü giden gitmiş.. Ve son yaprağın yere düştüğü gün papatya da ölmüş. İşte o gün, bugündür sevdiğini söyleyemeyen herkes papatyaya sorarmış : &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Seviyor mu, Sevmiyor mu ?”&lt;/em&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;N’olur hayatımın papatya fallarına dönmeyeceğini söyle bana… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç&lt;br /&gt;dokunmuyorsun bana&lt;br /&gt;sen gibi bir şimşek çakıyor&lt;br /&gt;tam kalbime düşüyor yıldırımı&lt;br /&gt;ben gidiyorum...”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aslında eskiden bu kadar umursamazdım. Bilirdim ki uzun bekleyişlerin ardından gelen hep ayrılık olurdu. “Gitmek” ya da “kalmak” arasında bir seçim yapmak zorunda kalırdım. Ama şimdi bir türlü anlam veremiyorum; ne sana, ne de kendime. Zaten senin hayatında ayakkabıların ya da gömleğin kadar “herhangi birşey” iken, sessiz/tepkisiz kalıp, beni iyiden iyiye “hiçliğe” itmene üzülüyorum. Giydiğin ceketin rengine uygun bir çanta seçerken bile böylesine özen gösterirken, tanıdığın bir insana “merhaba” demek ne kadar zor gelebilir, anlamakta zorluk çekiyorum. Bak birşey söyleyeceğim; duygularını ifade ederken, utanan yahut yüzü kızaran bir insanla tanışırsan birgün, onu hiçlik kuyusuna atma olur mu ? Çünkü atarsan, bir daha çıkamaz oradan. Yorgun bedeni ve kırılgan ruhu onu karanlığa hapseder, kurtulamaz. Ama “yapamam” diyorsan, belki de en iyisi kuyuya atmak yerine basit bir veda cümlesi hazırlamak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Merhaba” demesi kolaydır kolay olmasına da, “elveda” demek zordur, bilirim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-6060337791635699702?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/6060337791635699702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=6060337791635699702&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6060337791635699702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6060337791635699702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/02/once-sesin-gelir-aklma-caresiz-kaldkca.html' title='(S)akladıklarım V'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8454135367420106882</id><published>2011-02-09T12:07:00.001+02:00</published><updated>2011-02-09T12:10:28.711+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım IV</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..&lt;br /&gt;Sana diyeceklerim söylemekle bitmez.&lt;br /&gt;Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar&lt;br /&gt;Adında düğümlendi.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Susmanın bir bedeli var, farkındayım. Sen bir başka şehirdeyken ve ben seni hiç göremiyorken, masada duran kağıda boş boş bakıp düşünmek, kelimelerle oynamak anlamsız geliyor.. Yazıyorum ve siliyorum.. Sonra yine yazıyorum, yine siliyorum.. Bu döngü hiç bitmiyor. Günlerce, gecelerce uğraştığım tek şey; doğru anlatılması gereken iki satır, üç cümle.. Haliyle hepsinin bir araya gelip, o boşluğu dolmayan duyguyu anlatması oldukça zor oluyor. Diğer yandan ben aklımdakileri söylüyorum söylemesine de, henüz bunları okuyup okumadığını bile bilmiyorum. Oysa hepsi senin için. Hayat ne garip değil mi ? Susarak söylediklerim, konuşarak söyleyemediklerimden daha çok. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Sen say ki&lt;br /&gt;ben hiç ağlamadım,&lt;br /&gt;hiç ateşe tutmadım yüreğimi.&lt;br /&gt;Ve say ki&lt;br /&gt;bütün şiirler gözlerini,&lt;br /&gt;bütün şarkılar saçlarını söylemedi..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey; hayal ettiği herhangi birşeyin gerçekleşmemesi ya da yaşanması mümkünken teğet geçen mutluluklar.. Bu beni oldum olası üzer. Düşünsene bir; başlangıcı ve bitişi belli iki nokta arasında yürüyorsun ama bu yolun ne kadar süreceği ile ilgili en ufak fikrin yok. Üstelik yaşadığın her dakika, "gelecek" dediğin şey şimdiki zamana dönüşürken, yaşadıkların da an be an "geçmiş" oluyor. Daha da kötüsü tutamıyorsun.. Mesela yıllar geçmiş yaşlanmışsın ve bir sabah uyandığında bakıyorsun ki, herşey eksik hayatında. Sadece minik bir cesaret kıvılcımı yakalayamadığın ve herşeyi umarsızca zamana bırakıp, ertelediğin için ne karadan uzaklaşabilmişsin ne yıldızlara dokunabilmişsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim çok sevdiğin bir el aynan var. Olmaz ya, bir gün yere düştü ve kırıldı. Ama ayna, senin için o kadar değerli ki vazgeçmen imkansız. Yere eğiliyorsun, bütün cam parçalarını toplayıp yeniden yapıştırıyorsun bir umutla. Sonra aynayı eline alıp, her zaman olduğu gibi yüzüne doğrultuyorsun. Bir de bakıyorsun ki, görüntü paramparça.. O kırıkları toplamasan, her parça kalbinde açılacak başka bir yara. Onarmaya çalışmanın verdiği umut ise, Pandora’nın kutusunda kalan son kötülük. Ne yapsan nafile, geri dönüşü yok ! Şimdi sen söyle, hiç kırılan bir aynadan, aynı görüntüyü vermesi beklenebilir mi ? İşte yaşam da böyle. Bir hayat kırıldığı zaman, yere dağılan parçalar yeniden bir araya gelemiyor. Ne düşlerin yetiyor ne de elinde kalan zaman.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Bugün yağmur&lt;br /&gt;bir kadın saçıdır&lt;br /&gt;yeryüzüne dökülen&lt;br /&gt;upuzun, ince ince&lt;br /&gt;karanlık kokulu&lt;br /&gt;sen ki aşkta aldatıldın,&lt;br /&gt;yüreğin taş parçası&lt;br /&gt;dinle yağmuru dinle&lt;br /&gt;teselli bul türküsünden.&lt;br /&gt;Herşey olur,herşey büyür&lt;br /&gt;herşey geçer hayat kalır.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Az önce Bülent Ortaçgil’den dinledim bu şarkıyı. “Benimle Oynar mısın” albümünde seslendirmişti ilk kez.  Kimse bilmez ama, Ortaçgil şarkıları içinde sözleri kendisine ait olmayan tek şarkıdır bu. Hatta evvelsi yıl açıkhava konserinde "bu şarkıyı kıskanıyorum, çünkü bu sözleri ben yazmak isterdim" demişti. Şarkıyı dinlerken, yukarılarda bir yerlerde sonunu getiremediğim Beyoğlu hikayesi aklıma geldi. Yarım kalmasın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, hiç şemsiyem olmadı benim ve taşımayı da oldum olası sevemedim. Elimde şemsiye varken saklanıyormuşum ya da kötü birşeylerden gizleniyormuşum gibi geliyor – ki içimdeki çocuk ziyadesiyle rahatsız bu durumdan.. Oysa en güzel oyuncaktır yağmur, öyle değil mi ? Koşarsın, dans edersin, su birikintilerinin üzerinde “cıp cıp” atlarsın. Hem şeker değiliz ki eriyelim.. Büyümüş halimin düşüncesi de pek farklı değil, o’da şemsiye taşımayı yasaklayalım diyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke burada olsan şimdi, sonra bir yağmur  başlasa ufaktan, sonra dışarı atsak kendimizi – şemsiyesiz ama-, beraber ıslansak…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8454135367420106882?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8454135367420106882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8454135367420106882&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8454135367420106882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8454135367420106882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/02/sakladklarm-iv.html' title='(S)akladıklarım IV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5670870523782129987</id><published>2011-02-01T02:55:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T02:59:25.215+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım III</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Başlangıçta doğruydu belki.&lt;br /&gt;Sıradan bir serüven,&lt;br /&gt;rastgele bir ilişki gibi başlayıp,&lt;br /&gt;gün günden hayatıma yayılan,&lt;br /&gt;büyüyüp kök salan ,&lt;br /&gt;benliğimi kavrayıp,&lt;br /&gt;varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.&lt;br /&gt;Oysa bilmediğin bir şey vardı&lt;br /&gt;Ben sende bütün aşklarımı temize çektim..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan böylesine özlerken bir tek şeyin farkına varıyor; “yokluğun”.  İster istemez hep bunu sorguluyor, içindeki fırtınayı dindiremiyor. Çaresizlik de karışınca işin içine, sanki kocaman bir taşı göğsüne oturtmuşlar da nefes alamıyormuşsun gibi geliyor. Yokluk nasıl anlatılır ki ? Yalnızlık mı denir mesela, yoksa eksiklik mi ? Yenilmişlik ve unutulmuşluk var mıdır içinde ya da yarım bırakılmışlık ? Uğruna kocaman bir hayatı adamayı düşündüğün bir sevgili için “gitti artık, o yok” nasıl denir ? Değil midir ki en zoru bir insanın sevdiğini son kez görmesinden çok, bir daha hiç göremeyeceğini bilmesi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela ben.. Şu anda ve şimdi, herşeyi bıraktım seni düşünüyorum. Benim de aklımdaki tek şey yokluğun. 1 ay önce senin için birkaç satır karalamışım, onu okuyorum. Bir yandan da şimdi yazdıklarıma göz atıyorum. Her şeyinle aynı kalmışsın, bir satırım bile değişmemiş.. Dahası aradan geçen onca zaman, hiç görüşmesek bile, seni azaltmamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Tek kişilik miydi ki bu şehir ?&lt;br /&gt;Sen gidince bomboş kaldı...”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hep tam tersini söylerler değil mi ? Zamanın uzaması, en acısına yahut en yakıcısına bile tanık olsan, bir süre sonra en olmaz yerlerini törpülemeye başlar. Böylesine bir yoklukla yaşayamacağını düşünürken, gün gelir bir bakarsın ki bitmiş. “Ben bu acıyı ömrüm boyunca çekeceğim” derken; sesleri, yüzleri, isimleri, anıları, mutlulukları kaybetmişsin ve hikayen de sona ermiş. Karşıma çıkabilecek bütün zorlukları göze alıp, inadına yazmak isteyişimin bütün nedeni bu işte : Unutmamak ! Biliyorum ki her şeyi olabildiğince yalınlığıyla kağıda dökersem, kullandığım her kelimede, kurduğum her cümlede biraz daha çoğalacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yine de ara ara zorlamıyor değilsin. Bazen gerçekten “varlığın mı yok ediyor” yoksa “yokluğun var ediyor ?” ya da hangisi daha umut dolu diye düşünürken buluyorum kendimi. Çünkü özlüyorum: Ruhumu eriten kronik bir hastalık gibi; görmeden geçirdiğim her saniyenin bir ömür gelmesi gibi;  boşluğu hiç doldurulamayacak bir eksiklik gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Sevmek&lt;br /&gt;güzel meslek&lt;br /&gt;ama zor&lt;br /&gt;can dayanıyor&lt;br /&gt;dayanmasına&lt;br /&gt;ama yürek&lt;br /&gt;gitti gidecek..”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hep tek bir kişiyi özlüyorsun, bak bu doğru.. Onu anlatabilecek başka duygu yok ki elinde... Zamanla her yer ve her şey ıssız geliyor. O kadar arıyor, o kadar özlüyorsun ki, özlemenin verdiği o acıyı bile artık kaybetmek istemiyorsun. Çünkü onun olmadığı her yer, çıkışı olmayan ıssız bir hapishane. Ve kendi ellerinle kurduğun bu hapishanenin karanlık odalarından birinde, güneşli bir gökyüzünü hayal ediyorsun... Bir süre sonra hayaller yerini geçmişteki güzel günlere bırakıyor. O cânım, tekrar tekrar yaşanası anılar, saklandıkları yerden bir bir dışarı çıktıklarında anlıyorsun ki, artık yalnızsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“Sen gittikten sonra&lt;br /&gt;yalnız kalacağım.&lt;br /&gt;Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,&lt;br /&gt;ya canım ellerini tutmak isterse.." &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman susmak ve hiç konuşmamak istiyorum. Yazmak bile ağır geliyor. Gitmeyi  düşünüyorum bazen.. Uzaklara ama, çok uzaklara.. Gitsem ve dönmesem diyorum.. Vazgeçiyorum.  Biliyorum ki nereye ya da ne kadar uzağa gidersem gideyim, bu sol göğsümde yıllardır taşıdığım ağırlık yine bana ihanet edecek, yine benimle gelmeyecek.. O’da öğrendi sonunda, aslında gittiğim yerin hiç bir önemi yok.. Gitsem de, kalsam da önemli olan yanımda kimin olduğu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5670870523782129987?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5670870523782129987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5670870523782129987&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5670870523782129987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5670870523782129987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/02/sakladklarm-iii.html' title='(S)akladıklarım III'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4764038499311557584</id><published>2011-01-16T22:08:00.005+02:00</published><updated>2011-01-26T02:30:32.993+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım II</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Şemsiye yapımcıları&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;ıslanmaktan&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;tek kişiyi koruyacak genişlikte&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;kesince kumaşları&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;yağmur değil&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;yalnızlıktır yağan..”&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;Geçen akşam canım eve gitmek istemedi. Bir tarafta yağmur, bir tarafta soğuk. Hiçbirine aldırmadan attım kendimi yollara. Beyoğlu yağmurdan kaçışan insan seli sanki.. Cadde ışıl ışıl. Yeni yıl için hazırlanan süslerin ışıkları yere vurmuş. Işıklar alabildiğine derinlikte gölgelerle buluşunca Rembrandt tablolarına benziyor.&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İnsanlar ve yansımaları.. O kadar büyük ve canlı bir resim ki, görmelisin. Tam fotoğraflık. Üstelik hepsi hareket halinde. Farklı hızlarda bile yürüseler, kendi içlerindeki gölge ve ışık oyunu, ritim duygusuyla birleşince inanılmaz bir kare çıkıyor ortaya. Gökyüzünde solda oluşan boşluğa da bulutlu bir yarımay eklenince, “niye yanımda kamera yok ?” diye hayıflanıyor insan. Ha, “kimin umurunda ?” dersen, benim dışımda hiç kimsenin. Biliyorum.. Ben de onun rahatlığıyla yürüyorum zaten. Keşke sen de burada olsaydın şimdi..&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çoğu yağmuru sevmez. Zira ıslanmak eylemi biz ademoğulları için icad edilmemiştir. Olsa olsa, evsiz barksızlara ya da yolda yağmura hazırlıksız yakalananlara mahsustur. Cümle içinde yaygın kullanılış biçimi bile “ıslanmak” değil, “ıslanmaktan korunmaktır”. Yani ya evlerin çatısı, ya sundurması, bilemedin otobüs durakları ya da Eminönü’nde yüzyıllık bir hanın bodrum katında güneşsiz kalan şemsiye imalatçısı içindir yağmur. Öyle ya, yoksa niye bu kadar insan iki damla düştüğünde bunlardan birinin altına sığınmak için koşuştursun ki ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hiçbirşeye aldırmadan yürümeye devam ediyorum. Bir ara yanımdan geçenlerin bakışlarını üzerimde hissettim. Garip bakıyorlardı. Anlamadım önce. Odakule’nin önünden geçerken “Haydi beş lira beş lira, şemsiyeler beş lira.. Şemsiye lazım mı abi ?” sorusuyla kendime geldim. Öyle ya, koca caddede bir tek bende şemsiye yoktu ve çoraplarıma kadar ıslanmış olsam da, yolu ortalayıp sakin sakin yürüyen bir tek ben vardım. Şemsiye taşımayı oldum olası sevemedim.&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;“Çay bardağında&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bırakılan dudak payı&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kadar bile&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Uzak kalamam&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Gözlerine..&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yakın olsun isterim&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ellerime ellerin&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yanındaki beton binaya&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yaslanması gibi&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Köhne bir evin.. ”&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şu anda dördüncü sayfayı yazıyorum. Ve üç aşağı beş yukarı, bu satırları okurken bana kızdığını tahmin edebiliyorum. Bu kadar sessizliğin başka bir nedeni olamaz. Muhtemelen içinden “Niye ?” diye soruyorsun ya da en kestirmesinden “Kimi ne kadar ilgilendirir ?” cümlesi aklından geçiyor. Hatta belki de açık verdiğimi düşünüyorsun. Doğru, “yumuşak karın” psikolojisini kundaktaki çocuk bile öğrendi. Üstelik sızlayan bütün yaralarım hep o yumuşak bölgede. Ve haklısın, herkes bir kolu yukarıda gardını alıp yaşarken, dışarıdan gelecek herhangi bir tehlikeye/darbeye karşı savunmasız şekilde beklemek “saflık” derecesinde “salakça” bir davranış biçimi. Ama korkmuyorum. Sen de korkma, saklımdasın... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Söyledim ya, aklımda karşılığını bulamadığım pek çok soru var. Gerçi bir sorunun başına gelebilecek en kötü şey “cevabı”, biliyorum. Bu sessizliği bana bırakıp gittiğine göre, cevapları senin vermen yine en doğrusu.  Merak ediyorum, mesela biz neyiz şimdi ? Sen ve ben yani ?  Örneğin “sevgili” desen, değiliz.. Arkadaş demeye dilim varmıyor, çünkü isteğim o değil. Farkında mısın, yalnızca telefonun öbür ucundaki ses kadar birlikteliğimiz.  Ve gün batımında çöken sisle, yalnız kalan iki yabancı şehir kadar uzak gözlerimiz. Peki ne olacak bize ? Yolunu kaybedip soğuk iklimlere kanat çırpan kuşlar gibi kimsesiz mi kalacağız, yoksa yarım bırakılmış cümleler gibi buruk mu ? Kış güneşini bahar sanıp, çiçek açan ağaçlar gibi şaşkın mı olacağız, yoksa kumdan kaleleri yıkılmış çocuklar gibi üzgün ve ağlamaklı mı ? Sorular, sorular ve hep aynı sorular..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ben ağır, kalem ağır ve kelimeler çok anlamsız.. Bir özlemek ki, sorma…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4764038499311557584?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4764038499311557584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4764038499311557584&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4764038499311557584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4764038499311557584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/01/sakladklarm-ii.html' title='(S)akladıklarım II'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-76120729162278459</id><published>2011-01-02T01:38:00.006+02:00</published><updated>2011-01-19T10:55:35.507+02:00</updated><title type='text'>(S)akladıklarım I</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;‘Vermeden alınamayan tek şeydir “mutluluk”..’&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;Aylar önce en son bu cümlede kalmıştım..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Merak edenler için: “Bulabildin mi ?” ya da “Alabildin mi ?” sorusuna  verilecek henüz bir cevabım yok. Üzgünüm diyecek durumda da değilim. Karşılığını  bulamadığım pek çok soru var. İşin kötü tarafı bu soruları hep kendime sormam,  farkındayım. Ve kaçınılmazdır ki, altbilinç hep aynı oyunu oynuyor. Verdiğim her  cevap, yine bana çıkıyor. Soruyla-Umut arasındaki yakınlık.. Ne garip..  Beklentim neyse, sorulaştırdığım da o aslında.. Cevabı belli bile olsa, kendi  verdiğim cevabı bekleyip, yine umutlanıyorum.. Ortada hiç bir neden yokken  kendimi daha bir iyi, daha bir sevinçli hissediyorum. Ama gel gör ki, bu beni  daha çok mutsuz ediyor. Çünkü kendi verdiğim cevapların umut dolu olması,  sensizliğin  duvarlarından geri dönüp yüzümde bir tokat gibi patladıkça, canım  yanıyor...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Oysa bu cevapları vermesi gereken kişi sensin öyle değil mi ?&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“özledim seni...&lt;br /&gt;ayrılık yüreğimi uyuşturuyor,&lt;br /&gt;karıncalandırıyor nicedir.&lt;br /&gt;beynimi uyuşturuyor özlemin...&lt;br /&gt;çok sık birlikte olmasak bile&lt;br /&gt;benimle olduğunu bilmenin&lt;br /&gt;bunca zamandır içimi ısıttığını&lt;br /&gt;yeni yeni anlıyorum..”&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;Genelde bütün arkadaşlarım bana kızar, “felsefe yapma” diye. Çok uzun  anlatıyormuşum. Onların deyimiyle “Dünya ateşten bir toptu” teorisiyle  başlıyormuşum herşeye. Aslında kimse beni dinlemiyormuş, "nezaketen" dinliyor  gibi yapıyorlarmış. E, haliyle bu da beni “sıkıcı” bir adam yapıyormuş.  Haklıdırlar belki.. Savunma yapacak durumda değilim. Ama kimse şu açıdan  bakmıyor; lezzetli bir yemeği, güzel bir filmi, keyifli bir müziği ya da kocaman  bir sevgiyi tek bir cümlede özetlemek, kısa bir “evet”/”hayır” yargısına  indirgemek ne kadar doğru olabilir ki ? Örneğin şimdi içlerinden biri çıkıp seni  sorsa, ne olacak ? Basitleştirip en kısa yoldan mı anlatacağım ? Yani  “bana o  kadar çok benziyor ki, sanki aynadaki yansımam” desem yetecek mi, anlayacaklar  mı ? Ya da “öyle güzel gülüyor ki, gözlerinin içi parlıyor, her defasında  kendimden geçiyorum” kafi gelecek mi seni tanımlamaya ?  Ne bileyim “geçen gün  buluştuk, hiç aralıksız beş saat konuştuk” cümlesi her ikimizi de sıkıcı insan  sınıfına mı sokacak ?.. Oysa ben hiç felsefe yapmadım. Yalnızca bildiklerimi ve  hissettiklerimi, bir adım daha ötesinde öğrendiklerimi paylaştım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Haliyle sonunda durdum.. Uzun zaman oldu. Susuyorum.. Susuyorum ve hiç  konuşmuyorum. Ama senin için biriktirdiğim, cümle haline gelememiş  o kadar çok  kelime var ki, o dalga geçtikleri “ateşten top” başlangıcı bile yetmiyor artık.  Üstelik nasıl ve nereden başlanır, nasıl toparlanır, bu kez gerçekten  bilmiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazen hayatı bir kadeh şaraba benzetiyorum. Önemli olan şarabın kalitesi  değil, kiminle içtiğin…&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-76120729162278459?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/76120729162278459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=76120729162278459&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/76120729162278459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/76120729162278459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2011/01/adrese-teslim-mektuplar-i.html' title='(S)akladıklarım I'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2314771578377860735</id><published>2010-10-13T01:44:00.001+03:00</published><updated>2011-12-07T13:19:32.001+02:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar VII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;SON BÖLÜM&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;Vermeden alınamayan tek şeydir “mutluluk”..&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;İşte bitti ! Günler ve geceler süren bu kâbus bitti. Elimde son bir sigara var ve dumanı parmaklarımın arasından uçuşup havaya dağılıyor. En son 40 yıllık ömrün dağılışınıda böyle seyretmiştim. Hesabını verememiştim hiçbir şeyin. Nasıl verebilirdim ki ? Bütün hayatı “gecikmişlik” üzerine yazılı bir adam, zamanı geri alabilir mi, hiç yaşanmamış sayabilir mi ?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sorular, sorular.. ve hep aynı sorular; Birilerini kırdım ya da incittim mi ? Sevdiklerime gerçekten onları sevdiğimi söyleyebildim mi ? Kendimi değiştirebildim, dönüştürebildim mi ? Kime ne dedim ve gerçekte ne söylemek istedim ? Mutluluk, çocukluğuma ait siyah-beyaz bir fotoğrafta mı kaldı ? Hâlâ masum muyum yoksa onuda mı kaybettim ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Artık yolun sonuna geldim. Oysa senin için, onca zamandır biriktirdiğim ve yazmam gereken daha onlarca, yüzlerce cümle var. Hepsi kelime kelime aklımda. Ancak hiçbirinin artık gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ne söylesem, ne yapsam; içimdeki yeri doldurulmaz boşluğun, sessiz duvarlarından geri dönüyor. Bugüne kadar hiç alışkanlığım olmayan birşeyi ilk kez yaşama geçirme kıvancıyla “susuyor” ve “yarım bırakma” lüksünün tadını çıkarmaya çalışıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: lucida grande;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Sen benim son gördüğümsün,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;son sevdiğim,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;arayıpta bulamadığım,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yerini dolduramadığım,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yüreğime sığdıramadığım…&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Bu seni düşleyerek yazmaya başladığım ilk şiirin girişi. Hiç haberin olmadı. Hoş haberin olsa bile büyük bir haz duyarak okur muydun, bilemiyorum şimdi. Çünkü hiçkimse bir ayrılığın ardından kendi için yazılan cümleleri duymak istemez. Uzak gelir. Cümleler ne kadar güzel olursa olsun, o güne kadar görmezden geldiği ya da artık küllenmiş ve yürekten atılmış duyguların tekrar hatırlanması, afişe olması, kabuk tutmuş bir yarayı yine/yeniden kanatacaktır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;Sen yaşamak gibisin,&lt;br /&gt;nefes almak gibi,&lt;br /&gt;uyanmak gibi,&lt;br /&gt;dokunmak gibi…&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yıllar sonra ilk kez buluştuğumuz günü hatırlıyor musun ? Hani sıkıntılı bir Salı’ydı. Yağmur boşalıyordu gökyüzünden. Herkesin saklanmak için telaşla sağa-sola koşuşturduğu günlerden biriydi. Kendimizi bir sundurmanın altına atmayı başarmıştık. -Şiirin devamı işte o akşam şekillendi aklımda.- Bir taraftan elimizde mis kokulu kahve fincanları, diğer taraftan bardaktan boşanırcasına yağan yağmur. Kesik kesik ama birbirini tamamlayan cümleler ve iki adım ötedeki fırtınaya aldırmadan geçen zaman.. Önce farketmemiştim ağladığını -ne garip, oysa böyle kareleri hiç kaçırmam. Tamam görünüşte ağlamıyordun belki ama, yağmur güzel saklıyordu içine akan gözyaşlarını. Çok sonra ses tonun ele verdi kendini. Saklamaya çalışsan da, bakışların yetiyordu. Anladım ki aynı hapishanede ve belki de yan yana hücrelerde kilitli kalmıştık.. Üstelik arayacak, kurtacak hiç kimsemiz yoktu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;Bir bebeğin ilk adımı&lt;br /&gt;ya da günün ilk ışığı,&lt;br /&gt;belki baharın ilk yağmuru,&lt;br /&gt;belki de bir dudaktan kalbe giden&lt;br /&gt;ilk “seni seviyorum” u..&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Biliyor musun neyi farkettim ? Meğer beni tanımlayan, yalnızlığımı dolduran, hayatımı tamamlayan senmişsin. Yaşamın içinde sen gezdirmişsin. Hep yanımda, yakınımdaymışsın. Yazdıkça anlıyorum şimdi, meğer sana söylemediğim ne çok şey varmış, anlatmadığım ne çok şey. Belki de yazmak bu yüzden zor geliyor. Unutmak, inan daha kolay...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;Ve sen,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ne zaman ölmeye kalksam&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;vazgeçişim&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;yaşarken&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kabullenişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dönüş yolum,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;gecemi aydınlatan tek yıldızım.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Sen benim herşeyimsin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ve sen,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yaşamak gibisin…&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Şiir, düzyazıların arasında dağılır, bölünür gibi oldu.. Aynı bu sıralamada olduğu gibi, hepsini farklı günlerde yazdım..  İlk defa burada biraraya geliyorlar. Aslında kadınlar şiiri pek sevmez bilirim, oysa “hayatın özetidir” şiir.. İşte benim hayatımda, senin özetin bu şiirdi..&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Evet, yalnızlığın ne olduğunu düşünmeye hiç vaktim olmadı bugüne kadar. Oysa yalnızdım hep. Bir iş yerinde çalışmam, sokaklarda kalabakların arasına karışmam sonucu değiştirmiyordu. Belki ait değildim hiçbirine ya da ait olmaya çalışıyordum onlar almıyordu beni içeriye. Susuyordum.. Ve bekliyordum.. Tıpkı gecenin ayazında, soba ateşini düşleyerek güneşin doğmasını bekleyen çocuklar gibi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;İşte bu uzun bekleyişlerin turuncuya döndüğü ikindi saatlerinden biriydi sanırım gittiğinde. Bir pazar mıydı neydi ? Tek hatırladığım yağmur önü rüzgârlı bir akşam vaktiydi. O rüzgâr öyle bir savurdu, öyle yerle bir etti ki.. Bittiğinde, artık ne sen o eski limandın, ne de ben dalgalardan kaçarken yorgun düşmüş o eski gemi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;i&gt;“Yarın güneş yine doğacak,&lt;br /&gt;perdeyi araladığında deniz,&lt;br /&gt;yine ayna tutacak yüzüne&lt;br /&gt;seninle şakalaşacak.&lt;br /&gt;Martılar yine Kadıköy vapurunun&lt;br /&gt;arkasında&lt;br /&gt;susamlı bir parça simit için&lt;br /&gt;kanat çırpacaklar.&lt;br /&gt;O güzelim tuz kokusu&lt;br /&gt;yine yakacak genzini&lt;br /&gt;balkonda çayını yudumlarken&lt;br /&gt;ve yine bir sundurmanın altına sığınacaksın&lt;br /&gt;yaz yağmurundan kaçarken&lt;br /&gt;ama bu kez yanında ben olmayacağım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elveda..”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;“Son Not” :&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Az önce çok sevdiğim biriyle telefonda konuşuyoruz. Bir önce eklediğim yazıyı okumuş (6.Bölüm), anladığım kadarıyla biraz da etkilenmiş ve belli etmese de sesi biraz endişeli :&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Sen iyi misin ?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Evet iyiyim.. Sadece yorgunluk var biraz, hepsi o. Niye ki ?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Ya oğlum ne öyle abidik gubudik şeyler yazıp da milleti ağlatıyorsun ?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;(Bir anlık duraksama...)&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Ağlama o zaman..&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Ne ağlaması ? Sence ben ağlar mıyım ?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-          Ağlarsın..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bu şekilde uzayan ilginç bir diyalogdan sonra anladım ki; hâlâ vakit varken birşeyleri anlatmanın tam zamanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın ben yazar değilim, şair hiç değilim. Böyle bir niteleme sıfatını hakettiğimi de düşünmüyorum. Üstelik yazdığım metinlerin hiçbir edebi değeri yok ve beni ebediyete de taşımayacaklar, biliyorum. Bu hikayelerin kahramanlarını kişileştirmek, “sen” ya da ”ben” haline dönüştürmek zor ve bir o kadar da yanlış. Beni tanıyan, daha doğrusu bu yazıları okuyan herkes kendi payına düşen parçaları zaten bulacak ve kendi çıkarımını yapacaktır. O yüzden sıkça karşılaştığım “Kime yazıyorsun ?” sorusunun karşılığı : “Hiç kimse”..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraf etmeliyim ki şu yaşa geldim hâlâ girişken, baştan aşağı medeni cesaret abidesi bir adam olamadım. Ne gidene “kal” dedim, ne kalana “git”.. Konuşmayı çok sevemedim. Yazı yazmamın tek nedeni bu . Çünkü konuşmaktan çekindiğim, söylemeye cesaret edemediğim akşam sefası korkularımı biriktirip biriktirip kağıtlara dökmeyi tercih ettim. Herşey bir paragrafla başladı, şimdi elimde yüzlerce sayfa cümle var. -En yakınlarım dahil- hiçkimse okumadı, görmedi ve bilmiyor. Yani özetle demem o ki; okuduklarınızla sınırlı bu metinlerin hepsi bir anlamda benim kendimle yüzleşme öykülerimdir. Yoksa sanıldığı üz’re; acıtmak, üzmek, yaralamak ya da kanatmak gibi bir derdim hiç olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yazıların en güzel kısmı yazana ait bu “itiraf” bölümleridir, tadını çıkarın. Seven-sevmeyen, okuyan-okumayan, beğenen-beğenmeyen herkese ; Eyvallah..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2314771578377860735?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2314771578377860735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2314771578377860735&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2314771578377860735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2314771578377860735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/10/adresini-kaybetmis-mektuplar-vii.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar VII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7601633766135591604</id><published>2010-10-05T00:22:00.004+03:00</published><updated>2011-02-09T19:18:41.106+02:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar VI</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;BÖLÜM 6&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Şimdi biz neyiz biliyor musun?&lt;br /&gt;Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.&lt;br /&gt;Birbirine uzanamayan&lt;br /&gt;Boşlukta iki yalnız yıldız gibi&lt;br /&gt;Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz&lt;br /&gt;Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca&lt;br /&gt;Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız…”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Garip ama yalnızlığın ne olduğunu bildiğim halde, bugüne kadar düşünmeye hiç vaktim olmadı. Çünkü sen vardın; ya yanımdaydın ya düşlerimde. Kendimi hiç birbaşına hissetmedim. Peki, ben ne zaman yalnız kaldım ?.. Gerçekten ama.. Yani sönmüş bir yanardağ ya da gökyüzünde artık parlamayan bir yıldız ya da ne bileyim kapağı hiç açılmamış bir kitap gibi.. ne zaman..? Yoksa sen miydin ? Sen mi yaptın, sen mi hissettirdin bütün bunların hepsini ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Kırılgan bir çocuğum ben&lt;br /&gt;Yüreğim cam kırığı&lt;br /&gt;Bütün duygulardan önce&lt;br /&gt;Öğrendim ayrılığı..” &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Seninle birlikte ama senden ayrı bir hayat yaşadım öyle mi ? Hiçbiri gerçek değildi yani; Farkında bile olmadan bir yalanın peşinden sürüklendim gittim.. Yani herşey güneşli bir kış sabahında başlayan sıcak bir “merhaba” ile, kül rengi ve yağmurdan bitap düşmüş bir ilkbahar akşamı söylenen “elveda” arasında geçen zaman kadardı. Ve Mayıs ayındaydık, ve ben kördüm; görmedim, anlamadım öyle mi ? Bırak yazmayı, cümlesini kurmak bile çok zor.. Bak, kalem her kağıda değdiğinde dağılan şey var ya; mürekkep değil artık o, kan.. Görüyor musun ? Yine başardın…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“daha az seviyorum seni&lt;br /&gt;giderek daha az&lt;br /&gt;unutur gibi seviyorum&lt;br /&gt;azala azala&lt;br /&gt;aramızdaki uzaklığın karanlığında.&lt;br /&gt;geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca&lt;br /&gt;daha az seviyorum seni&lt;br /&gt;kendini iyileştiren bir yara gibi&lt;br /&gt;daha az ve zamanla…”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tamam, belki ben azalıyorum, belki de parlamayan bir yıldızım artık. Hepsi olabilir. Peki sana ne demeli ? Aslında kocaman bir yalanın içinde yaşıyorsun, işin kötü tarafı bunun farkındasın. Çektiğin bütün acıların nedenini biliyorsun ancak kendine bile itiraf edemiyorsun. Farkındalık beraberinde ait olmamayı getiriyor ve yaşadığın herşeyde bir adım daha geri gidiyor, biraz daha kabuğuna çekilip, biraz daha kayboluyorsun. “Olması gereken” çok uzaklardan geçen bir yelkenli.. “Olan”ı değiştirmeye gücün zaten yetmiyor, biliyorum !.. “Kabullenmekle” yetinmek zorunda kalıyorsun -ki bu da beraberinde vazgeçmeyi getiriyor; vazgeçiyorsun.. herşeyden, herkesten, en kötüsü kendinden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sesini duyar gibiyim, içinden içinden, belli belirsiz bir gülümsemeyle “Evet, ben buyum ve böyleyim” diyorsun “Üstelik öyle ya da böyle ben kazandım”.. Haklısın ! Ama yine de bu kadar hızlı gitme derim ben. Arada bir dur. Arkanı dönüp bir bak bakalım ne kadar kan kaybetmişsin ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir&lt;br /&gt;bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa&lt;br /&gt;bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem.&lt;br /&gt;Oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü&lt;br /&gt;ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne&lt;br /&gt;sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz&lt;br /&gt;Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Artık bulunmam gereken nokta neresi ya da nerede durmam gerekiyor, gerçekten bilmiyorum ! Yaptığım herneyse doğru mu ya da ne kadar doğru ölçemiyorum. Dahası duramıyorum, içimdeki fırtınayı durduramıyorum.. Çoğaldığımı sanıyorum, azalıyorum. Sevdiğimi sanıyorum, bir başına kalıyorum. Gitgide aydınlanıyorum sanıyor ama karanlığa gömülüyorum. Yalnızlık dedikleri böyle birşey galiba..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ama çok eskiden kendi kendime derdim ki; Dünyada bir insanın başına gelebilecek en kötü şey, yalnız kalması olsa gerek. Ama geçen yıllarla birlikte anladım ki; en kötüsü yalnız kalmak değil, yalnız hissetmene neden olan insanlarla beraber yaşamakmış. Şimdi herşeye başka insanların hayatlarına tanık oluyormuş ve sanki bu benim hayatım değilmiş gibi yaklaşıp, bununla yetinmek zorunda kalıyorum. Sonunda Anton Çehov hikayelerindeki karakterlere benzemeye başladım.. Ancak payıma düşen “Vanya Dayı” olamadı, ne yazık !&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7601633766135591604?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7601633766135591604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7601633766135591604&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7601633766135591604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7601633766135591604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/10/adresini-kaybetmis-mektuplar-vi.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3534249858787568449</id><published>2010-09-24T02:31:00.001+03:00</published><updated>2010-09-24T02:37:15.987+03:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar V</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;BÖLÜM 5&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;“ Sana büyük bir söyleyeceğim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Kapat kapıları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Ölmek daha kolaydır sevmekten&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam..”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;İnsanın tek yaşamı yok. Peş peşe eklenen birçok yaşamı var. Sanırım çektiği acıların nedeni de bu... Umut edilen ama karşılığını bulamayan bir yaşam; bir yabancının elimden aldığı &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;ve şimdi yazılarımda can bulmaya çalışan yarım kalmış düşler; belki tam anlamıyla anlaşılamamak ve sessiz sakin geçen günler, aylar, yıllar... Yine de herşeye rağmen ve hepsine inat, tüm yalnızlık hesaplaşmalarından sonra kalabalığa dönüş... Canım acıyor biraz.. Farkında olmadan biraz da ben acıtıyorum galiba. Ama senden bir türlü vazgeçemiyor ve içimde kalan son parçayı korumaya çalışıyorum..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;“Herkes kendi ateşini &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;başkasının cehenneminde sınar,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;kendi külünde söner &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;bütün rüzgârlarına yazıldığın akşam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;ateş tadında kum tadında kalarak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;derinleştirir bazı ayrılıkları zaman…”&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Özlemek ve biraraya gelememek.. Zıtlıkların birliği – nasıl oluyorsa artık ? Bir de “ara vermek nefes aldırır" hikayesinden söz ederler değil mi ? Yok öyle birşey tabi ! Bu, biz sefil insanların kendi kendine uydurduğu -kulağa hoş gelse de- aslında kendisini ya da vicdanı rahattlattığını sandığı koca bir yalan. Belki de bir anlamda "zaman kazanma" taktiği. Ancak her ne olursa olsun "zaman kazanma" ya da "zamana bırakma" başlığı altında toplanan herşeyin sonu hüsran ! Zaman bir ilaç değil ki, yarana sürdüğünde seni iyileştirsin. Hem sonra hangi gönül yarası iyileşmiş ki bugüne kadar ? Harcadığın her zaman dilimi kendi hayatından yitirdiğin, kaza süsü verilmiş seri cinayetler silsilesi. Yoksa yara hep aynı yara. Bak kabuğu da üzerinde duruyor öylece.. Oynamaya kalkarsan yine kanayacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;“Zaman, alır sizden bunların yükünü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;sızılar diner, acılar dibe çöker.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;O boşluk doldu sanırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;Bir süre önce çok sevdiğim biri babasını kaybetti. Benim nasıl bir adam olduğumu ve ne kadar etkileneceğimi bildiği için telefonda söyleyememiş. Uzun zaman ses çıkmayınca ben aradım "Ne yapıyorsun ?" diye.. "İyiyim" kelimesiyle geçiştirdi o anı. Birkaç gün sonra yine aynı diyalogu ikinci kez yaşayınca, tedirgin oldum ne yalan söyleyim. Ardından bir süre telefonlarıma çıkmadı. Yaklaşık 1 &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;hafta sonra bir mektup aldım : "Artık babam yok hayatta, ne garip bir durum değil mi ? Sonsuz bir özlem ve yerine koyabileceğim hiçbirşeyim yok... Nedense seni arayamadım. Belki duygusallığın beni hep sarstığı için; belki de kendini yaralamayı çok iyi becerdiğini düşündüğüm içindir. “Seni seviyorum” ve “İmza”. Öylece çöktüm kaldım olduğum yerde ve üç nokta... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;“eski bir aşk &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;yeni bir ayrılıktır her zaman, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;bunu kuşlar sorar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;yıldızlar da anlatır, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;kimse bilmez &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;bir yara bir ömrü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;her gün nasıl kanatır..”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Tuhaftır, tam “İçimi sızlatacak kimse kalmadı” derken, sen çıktın karşıma; benim en güzel ve en derin yaram. Diğerleri gibi değilsin, ama yine de pekçok yaramdan birisin. Kimileri kabuk tutmuş, kimileri alttan alttan kanamaya devam ediyor.. Hatta bazıları var –ki kapanmış bile olsa dokundukça sızlıyor. Şimdi sana saçma gelecek biliyorum; o herşeye iyi geldiğini söyledikleri zaman var ya; beni sürekli acıtsa da, kanatsa da, yaralarımın hepsini seviyorum. Çünkü onlar da olmasa, geçmişi hatırlatacak hiçbirşey kalmayacak elimde.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3534249858787568449?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3534249858787568449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3534249858787568449&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3534249858787568449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3534249858787568449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/09/adresini-kaybetmis-mektuplar-v.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar V'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5509153690060418750</id><published>2010-09-16T14:22:00.001+03:00</published><updated>2010-09-16T14:26:51.784+03:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar IV</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;BÖLÜM 4&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;“Bilerek mi yanına almadın giderken&lt;br /&gt;başının yastıkta bıraktığı çukuru ? &lt;br /&gt;Güveniyordum oysa ben sevgimize &lt;br /&gt;vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki &lt;br /&gt;saatin doğruluğu kadar.. &lt;br /&gt;Beni senin gibi bir de annem terketmişti &lt;br /&gt;ki göbeğimde durur &lt;br /&gt;onun yokluğundan bana kalan çukur.”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ve sonunda bitti. Daha ben ne olduğunu anlamadan hem de. Kısa ve net. Son söylediklerin hala kulaklarımda. Oysa böyle değildi hayat, böyle yaşanmazdı sevgiler. İsimlerin mendillere yazıldığı, sevdaların yüreklere kazıldığı zamanlara ne oldu ? Çok mu eskidi yoksa ben mi kayboldum ? Anladım ki cevapsız gibi görünen ama cevabını bildiğin sorular daha fazla acıtıyor insanı.  Çünkü nedeni her ne olursa olsun, giden gidiyor.. Engelliyemiyorsun, durduramıyorsun.. Tıpkı senin gibi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;“İki rayı gibiyiz&lt;br /&gt;bir tren yolunun,&lt;br /&gt;yakın olması&lt;br /&gt;neyi değiştirir&lt;br /&gt;son istasyonun”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Aslında sen de bilmiyorsun değil mi ? Yalnızca kaçıyorsun, nereye gittiğini bilmeden. Belki yolun sonu çıkmaz, farkında değilsin. Belki farkındasın ama yok saymak daha kolay geliyor. Belki de farkındalık korkutuyor, kalamıyorsun. Bir tarafın çocuk, bir tarafın kadın. İçindeki çocuk “Gitme kal !” diyor, biliyorum. Kadınsa karşı çıkıyor :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;- Kalacaksın da ne olacak, ne değişecek ? Dünya aynı dünya, yaşam ise günden güne birbirine dolaşan yün yumağı. Sen yavru bir kedi. Elllerinle bir o yana, bir bu yana yumağı kovalıyorsun. Eee sonra ? Hayat hep böyle mi geçecek ? Birgün sen de büyüyeceksin. Ya o yumağa dolanıp kalırsan ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;“Aşkım da değişebilir gerçeklerim de&lt;br /&gt;Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı &lt;br /&gt;Yangelmişim diz boyu sulara &lt;br /&gt;Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.. “&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ben en çok, o çocuğu seviyorum. Önyargıları yok çünkü, sadece sevilmek istiyor. Yolda yürürken elimi hiç bırakmıyor, oturduğumda yanımdan hiç ayrılmıyor. Uykusu geldiğinde, başı ya dizlerimde ya göğsümde. Korktuğunda boynuma sarılıyor. Sevgisi karşılıksız ve şartsız. İşte içimdeki ışığı yakan, o çocuk. Ne de güzel gülüyor, gözleri ışıl ışıl. Kalbi kuş gibi, bıraksam sanki yerinden fırlayıp uçacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;"Bu nasıl sevgi böyle?&lt;br /&gt;Bu nasıl tutku?&lt;br /&gt;Bu nasıl özlem?&lt;br /&gt;Ne zaman gözlerini görsem&lt;br /&gt;Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum…”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ne çok şey söyleyebilirim aslında!  Senin için biriktirdiklerim o kadar çok ki.. Öykü mü istersin, roman mı, şiir mi ? Belki şarkılar daha güzel anlatır, ne dersin ? Belki serin bir Kadıköy akşamında denize karşı demli bir çay yudumlarken; belki de şehir hatlarıyla, iki ayrı yakada bıraktığımız yalnızlıklarımızı biraraya getirmeye çalışırken, ben anlatmalıyım hepsini. Hatta bu kez hiçbiri yarım kalmasın diye bir avuç jeton almalıyız belki. Bir o yaka, bir bu yaka derken, hiç ses çıkarmadan gözlerin kapalı dinlemelisin bütün hikayeleri.. Ve gecenin son seferini yapıp kıyıya çıktığımızda: “Bu mudur, budur!..” demelisin, gülen gözlerle. Sonra kanatlarını açıp uçmalısın. Uçup avuçlarıma konmalısın.. Seni bir ömür saklayabileyim diye…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5509153690060418750?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5509153690060418750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5509153690060418750&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5509153690060418750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5509153690060418750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/09/adresini-kaybetmis-mektuplar-iv.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar IV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4874618657715612057</id><published>2010-09-09T22:17:00.002+03:00</published><updated>2010-09-09T22:35:11.409+03:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar III</title><content type='html'>&lt;span lang="EN"&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;BÖLÜM 3&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;　&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yol kenarındaki&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span lang="EN"&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;yağmur mazgallarını&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;kumbara sanıp&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;harçlığımı atardım&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bu yüzden en çok&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;denizden alacaklıyım.."&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Aslında başka bir yazıya başlamıştım gecenin şu saatinde. Hatta başlangıcı bile yapmıştım ; &lt;i&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;“Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru ?"&lt;/span&gt; &lt;/i&gt;. Ne yalan söyleyim cümleler geldi, geldi ve takılıp kaldı kalemin ucunda. Baktım ilerlemiyor, bıraktım olduğu gibi. Zaman mevhumu ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşayan bendenizin aklına, bugünün arefe olduğu geldi. Eh, durum böyle olunca yarın da bayram öyle değil mi ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Haliyle eski bayramları yâdetme zamanıdır diye düşündüm. Açık söylemek gerekirse güzel günlerdi. Kendimi şanslı hissediyorum,çünkü ne kadar şikayet etsem de, o dönemin tanığı olan son adamlardan sayılırım. Siyah-Beyaz fotoğraflarda kalmış cânım anıları, bugün gibi hatırlıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Daha bayram gelmeden telaşı gelirdi bizim eve. Maddi durumumuz çok iyi değil o zaman, babam ay sonunu nasıl getireceğimizi, annem de bayramı en az masrafla -ama işi ucuzlatmadan- nasıl atlatacağımızın planlarını yapardı. Ne de olsa adı bayramdı ve senede bir defa geliyordu. Bayram şekerinden tutun, ne tür tatlı yapılacağına, kanepenin örtüsünden perdelerin yıkanmasına, camların temizlenmesinden evdeki sandalye sayısına (evimizde dört sandalye ve bir kanepe vardı, bir de küçük camlı-aynalı bir vitrin; misafir sayısı fazla olursa komşularımızdan sandalye, çay bardağı ya da tabak ödünç alırdık), kimlere misafirliğe gidileceğinden, gelen misafirlerin çocuklarına ne harçlık verileceğine hatta kaç mendil alınacağına kadar ( o zamanlar bayram harçlıkları mendillerin içine koyulup verilirdi) düşünülürdü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Tabi birde bayramlık kostümler var; kim, ne giyecek ? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Annemin ve babamın zaten her bayram giydikleri sabit giysileri vardı. Bir tek benim giyeceklerim problem olurdu, çünkü tek çocuktum. Onlar da doğal olarak tek çocuklarını bayramda en güzel giysiler içinde görmek isterlerdi. Hazır giyim pek yok o dönem, olanlarda zaten çok pahalı. Allahtan annem vardı, genç kızlığında biçki-dikiş kurslarına gitmiş sertifikalı bir terziydi. Ticaret yapmazdı ama, beni – ve benden yıllar sonra doğan kardeşimi- konfeksiyon gibi giydirirdi. Öyle yeni alınmış kumaşlar sanma, babamın giymediği küçülmüş gömlekleri ya da pantolonlarından, bilemedin eskiden alınıp dikilmiş kumaşların artıklarından. Marifetli kadındı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Konu biraz dağıldı farkındayım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bayramı anlatıyordum değil mi ? Bayram sabahları erken kalkılırdı. Zaten ben uyuyamazdım genelde. Bir gün önceden yeni elbiselerimle yanyana yatardım, sanki birileri gelip alacakmış gibi. Çocuk aklı işte. Sonra sabah olunca daha yüzümü yıkamadan doğru üstümü giymeye koşardım. Annem kızardı :&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;- Oğlum niye acele ediyorsun, kahvaltını yaptıktan sonra giyersin. Bak üstüne birşeyler dökersin sonra, karışmam .&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İşte sakinleşmem için gereken sihirli cümle buydu. Elbiselerim kirlenmesin diye pijamalarımla kahvaltı yapıp, işim bitince de, ok gibi yerimden fırlar, hemen yenilerimi giyerdim. Sonra saat 10 gibi düşerdik yollara. Çünkü bayramın ilk günü büyüklerin elleri öpülürdü. Benim en rahatsız olduğum, daha doğrusu utandığım durum harçlık verildiği anlarda yaşanırdı. Çünkü alamazdım, utancımdan kıpkırmızı olurdum. Harçlıklar o zamanlar, herkesin ortasında verilmezdi. Evin hanımı harçlık verilecek çocuğu mutfağa çağırıp, içine para konmuş mendili cebine koyardı. Ben utancımdan çağrılsam da gidemediğim için, istisna bir modeldim. Babamların yanında harçlık vermeye çalışırlardı, ben yine alamazdım. Bu kez ısrarlar başlardı :&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;- Hadi al oğlum, utanma. Bak bayram harçlığı veriyor teyzen.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Neyse, benim direncim kırılırdı, ama yine de son bir kez anne ve babamın gözlerinin içine bakardım. Yaptığım şeyin doğruluğunun onaylanmasını beklerdim kendimce. Babam “al” der gibi gözlerini yumardı, ancak öyle alırdım mendili. Herkes derin bir “oh” çekerdi, görsen sanki ikinci dünya harbinden çıkmışlar...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span lang="EN"&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ben bayramları severdim, bir de güneşli yazları, sonra bir de seni. Sonra sen bir gittin, yaz olmadı o sene. Bayram geldiğinde mevsimlerden kıştı. Kış güneşi ısıtamadı çocukların üşüyen ellerini. Onlar harçlıksız kaldı. Ben sensiz...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4874618657715612057?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4874618657715612057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4874618657715612057&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4874618657715612057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4874618657715612057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/09/adresini-kaybetmis-mektuplar-iii.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar III'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8786785997655339162</id><published>2010-09-06T14:12:00.004+03:00</published><updated>2010-09-06T14:19:02.982+03:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar II</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:arial;" &gt;BÖLÜM 2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı..”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Şimdi sana saçma ya da çocukça gelecek biliyorum ama, “gün saymama oyunu” diye birşey uydurdum kendi kendime. Her gün onu oynuyorum. “Saymayı bıraktığın gün unutmuşsundur” diyorlar ya, yalan ! Öyle olmuyor işte.. Her gece aynı kâbustan kan ter içinde uyanıp, ayılmak için bir bardak su içerken “taak” diye aklıma birşey düşüyor. Ben -ki, gün-ay-yıl-saat mevhumu nedir bilmem, takvim arıyorum evde. Hangi aydayız, bugün günlerden ne ve kaç gün olmuş ? Ne garip değil mi ? Senin olmadığın ve altmışa bölünebilen bütün zaman dilimlerini tek tek, hiç üşenmeden saymak..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;“ Yollarımız burada ayrılıyor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Artık birbirimize iki yabancıyız&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Herşeyi, evet herşeyi unutmalıyız…”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu kadar zaman geçti aradan, hala aynı çıkmaz sokaktayım. Ben bile tanıyamıyorum kendimi çoğu zaman. Anladım ki yokluk bana göre değil, hele hele alışmak hiç değil. Hangi yüze baksam seni görüyorum, böyle birşey olabilir mi ? Kiminle konuşsam sen. Kalbim çarpsa sen. Hatta kapı çalsa, mektup gelse yine sen.. Ve geride kalan onlarca gün, bir sürü yaşanmamış, harcanmış zaman parçacıkları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bazen düşünüyorum; örneğin biri seni merak etse, nasıl anlatırdım ? Gözlerinden mi başlardım acaba ? Yoksa gülüşünden mi ? Belki bana, o en sevdiğim tonda adımı söylemeni tarif etmeye çalışırdım.. Belki de ellerinin sıcaklığını…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Peki sorduklarında, “Sesini duyduğumda içim titriyor" desem yeterli olur muydu ya da "Sarıldığımda kalbim duracak gibi oluyor" ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;“Bir ayak sesi duymayayım&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Kapıya koşuyorum&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Gelen sen misin diye&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Bir siyah saç görmeyeyim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Yüreğim burkuluyor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:lucida grande;font-size:100%;"  &gt;Ağlamaklı oluyorum..”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Karşılığı olmayan sorular ve kelimelerin kifayetsiz kaldığı an !. Ne vazoda kurumuş iki çiçek, ne yarım kalmış bir not, ne bardakta kalan parmak izleri, ne de aynı çerçevede buluşmuş iki mutlu yüz. Elimde kalan yalnızca sessizlik ve sensizlik. Görsen onlar da iki düşman kardeş gibi; sessizliği bölen sen, seni bölen sessizlik. Ne matematik ama ! Sonunda “hiçlikler” abidesine dönmeyi başardım galiba. Daha kötüsü ne biliyor musun ? Bunların hiçbirine cevap bulacak kadar yaşamayacağım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8786785997655339162?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8786785997655339162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8786785997655339162&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8786785997655339162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8786785997655339162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/09/adresini-kaybetmis-mektuplar-ii.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar II'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1434744152195483636</id><published>2010-09-04T01:37:00.002+03:00</published><updated>2010-09-05T22:08:58.113+03:00</updated><title type='text'>Adresini Kaybetmiş Mektuplar I</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;BÖLÜM 1&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;“Herkes öldürür sevdiğini,&lt;br /&gt;Kimi bir bakışı ile yapar bunu,&lt;br /&gt;Kimi göz yaşı döker,&lt;br /&gt;Kiminin kılı bile kıpırdamaz...”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu sayfayı tekrar açmalı mıyım bilmiyorum !.. Elime kalem almayalı çok uzun zaman oldu. Kimseyi suçlamıyorum, benimki bilinçli bir seçim. Mürekkep kağıtta şekil almaya başladığında sesleri kaybetmeye başlıyorum, yüzler silikleşiyor, isimleri unutuyorum.  Sonra bir korku başlıyor içimde, herşeyi yitirecekmişim  gibi geliyor. Bir an duruyorum. Kendimi dinliyorum . Mantığım : “Yazmamalısın” diyor“;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yazarsan o gözyaşları sel olup, herşeyini alacak yine elinden. Madem yazacaktın ne diye yaşadın onca şeyi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimse başka bir yerde: “Yaz” diyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mürekkebi veren zaten benim. Ha bir eksik, ha bir fazla, ne farkeder ? Zaten gittiler ve dönmeyecekler. Yaz, yazabildiğince..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar kaçmaya çalışsam da, bu iki ses peşimi bırakmıyor bir türlü. Ama ne çare her defasında kendimi bulduğum yer aynı. Elimde kalem, önümde bir müsfette kağıt, yine masanın başındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnatla son 3 aydır, -uçurumun kenarından dönercesine- tek bir kelime bile yazmadan bırakıyorum. Tek tük karalamaları da çöpe atıyorum. Oysa edindiğim en güzel alışkanlıktı bu; Hayatın içinde gezerken aldığım küçük küçük notları, bir süre sonra biraraya getirmek.. Biraz uğraştırıyordu belki araları tamamlamak ama şikayetçi değildim. Bitirip, baştan okuduğumda aldığım key’fi anlatamam. Zaman dediğin nasıl birşeyse artık, insan vazgeçebiliyor hepsinden. Çünkü yazılanları sonradan okuyup zaman atlamaları yaşamak ve geriye dönmek –ben dahil- kimsenin hoşuna gitmiyor !..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;“En güzel deniz:&lt;br /&gt;henüz gidilmemiş olanıdır.&lt;br /&gt;En güzel çocuk:&lt;br /&gt;henüz büyümedi.&lt;br /&gt;En güzel günlerimiz:&lt;br /&gt;henüz yaşamadıklarımız.&lt;br /&gt;Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:&lt;br /&gt;henüz söylememiş olduğum sözdür..”&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sana merhaba bile demedim değil mi ? Merhaba.. Ne kadar dolduysam artık sen düşün. Uzun zamandır yazamadım sana, n’olur affet. Tembellik değil ama. Belki unutma ya da unutulma beklentisi. Belki de her ikisi, bilemiyorum şimdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah bir derginin sayfalarını karıştırırken denk geldim : “Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir” türünde bir cümleydi sanırım. Anahtar kelimeler “unutmak” ve “gerçekleşmek”. Evet, insan herşeyi unutabilir, umursamayabilir, ihmal edebilir… Yakalayabildiklerin şans.. Kaçırdıkların pişmanlık.. Iskaladıkların ise körlük.. Peki bu kadar sevginin ve emeğin sonunda elde kalan ya da gerçekleşen ne ? Hiç !.. Bir taraftan yaşam hiçbirşeye aldırmadan, kendi halinde bir su edasıyla avuçlarından pervasızca akarken, diğer tarafta birbirinden ayrı düşmüş ve varlık nedenlerini unutmuş; sen, ben yahut bir başkası, aynı çemberin içinde daralmaya, kaybolmaya devam ediyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence doğru cümle şöyle olmalıydı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;"İçinde varolamadığın bir hayatın ne kadarı sana ait olabilir ?”&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;Ya da,  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;“Ne kadarının ait olmasını bekleyebilirsin ?"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1434744152195483636?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1434744152195483636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1434744152195483636&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1434744152195483636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1434744152195483636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/09/adresini-kaybetmis-mektuplar.html' title='Adresini Kaybetmiş Mektuplar I'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5986979107660203765</id><published>2010-05-17T02:07:00.005+03:00</published><updated>2012-01-23T19:59:58.428+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan XII</title><content type='html'>&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Beni anla da, istersen öldür.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bu kez de katilim sen ol, ne çıkar ? "&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Konuşmak zordur. Düşündüklerini doğrudan ifadelendirmek, doğru atmosfer, doğru ruh hali, doğru zamanlama ve doğru insan derken uzar gider. Bir sevgiyi, yarın olmadan bütün gücüyle, kelimeleri kifayetsiz bırakmadan söylemenin eksikliğini yaşıyor gibiyim. Ne garip ! Bir taraftan ihtisas yap "iletişimci" ol, diğer taraftan dünyanın en güzel cümlelerinden birini kurmaya çalışırken tuhaf bir utanma duygusuna kapıl ve deyim yerindeyse "duvara tosla"..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;"Bir çocuk şarkısı vardı, kendi de hatırlattıkları da çok uzaklarda.. Bütün sevdiklerim ya da beni sevenlerin hepsi onunla birlikte gerilerde kaldı. Çocukluğum ve çocukluğumla ilgili aklımda kalanlar; sonra ergenliğim ve ilk aşklarım; yetişkinliğim ve hayatımın bir köşesinden kartpostal şeklinde geçen durağan kareler; olgunluğum ve olgunluğun getirdiği dinginlikle yaşadığım gerçek ve genç aşklar.. Hepsi ama hepsi artık unutulan bu şarkının gölgesinde kalmış hazin, bir o kadar da umutsuz anılar şimdi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bir çocuk şarkısı vardı , kendi de hatırlattıkları da çook ama çok uzaklarda.. Bugün duysam yine gözlerim dolu dolu olur, kimbilir belki de yaşıma başıma bakmadan oturur ağlarım :&lt;br /&gt;“Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür..”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Böyle bir duyguyu en son öğrenciliğimde yaşamıştım galiba. O zaman da utangaçtım. Açılamazdım kimseye. Kimsenin bilmediği, kendime sakladığım bir taraf hep vardı. Güvensizlik değil.. Ama korkardım; Reddedilmekten korkardım; Yarası kapanmayacak bir acıdan korkardım; Bir gün gidiyor olmaktan korkardım; Tutamayacağım bir söz vermekten korkardım; Kaybetmekten korkardım. İnsan korkularıyla yaşamayı ve onları yenmeyi geçen zamanla birlikte öğreniyor. Ben de öğrendim öğrenmesine ancak, yine de o "sihirli" cümleyi kuramadım sana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Korkuyorum. Gerçek değilmişsin gibi geliyor bazen. Bu kadar olamaz diyorum kendi kendime, yine korkuyorum. Karşına çıkmaya korkuyorum. Telefon etmeye korkuyorum. Birlikte olmaktan korkuyorum. Beni sevebilme ihtimalini düşünüyorum daha çok korkuyorum. Ne bu şimdi, bir savaş mı ? Öyleyse eğer, ben beyaz bayrağı çoktan çektim..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Neden korkuyorum o zaman ? Tamamlamaktan mı, kaybetmekten mi ?.."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sen daha cesurdun. Birgün öyle bir cümle kurdun ki.. Zaman durdu sanki.. Beklediğim bir cümle değildi belki. Ama yine de döküldü dudaklarından. Üstelik hiç duraksamadın, sesin bile titremedi. Ne garip, seni daha önce bu kadar kararlı, bu kadar net görmüş müydüm acaba ? Dedim ya ! Konuşmak "zordur".. Peki birşey soracağım; ne hissettim hiç düşündün mü ? Yani karşında olamayacağımı, duramayacağımı ve özgür bırakacağımı en başından biliyordun. O an ne hissedeceğimi de biliyor muydun ? Bilmiyordun... Dur ben söyliyeyim de son sahnede tamamlansın; rüzgarı almış bir yelkenlinin yön değiştirmesi, dalgalarla boğuşurken yenik düşmesi ve alabora olması gibi. Ama hayat dediğimiz şey bunlarla ilgilenmiyordu değil mi ? Önemli olan yelkenliyi, limana sağsalim getirmekti...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Gözlerimde&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;kötü günler için sakladığım&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;son bir damla gözyaşı vardı.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bugün o da düştü, vakitsizce...&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Tıpkı daha öncekiler gibi...&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Önce,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yavaş yavaş süzüldü havada,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yere yaklaştıkça yayıldı, büyüdü.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Son bir nefes,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bir nefes daha derken&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yere çarpma&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;ve parçalanıp dağılma..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Başlangıç ile son arasında&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;hepsi hepsi iki saniye..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Oysa ben onu&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;yıllarca saklamıştım..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Bazen düşünüyorum; örneğin biri merak etse, seni sorsa, nasıl anlatırdım acaba ? "Sesini duyduğumda içim titriyor" desem yeterli olur muydu dersin ya da "Sarıldığımda kalbim duracak gibi oluyor" ? Bak gördün mü, kelimelerin yetersiz kaldığı an, işte tam burası. Bırak söylemeyi, daha yazarken bile yüzüm kızarıyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;"Bu gece yıldızlar hiç çıkmadı. Saatlerdir bekliyorum, gözlerim açık. Duyduğum yalnızca sokak köpekleri ve rüzgarın sesi. Balkona bile çıkmadım, pencereden seyrediyorum gökyüzünü. Hani bir tane görsem rahat uyuyabileceğim onun ışıltısıyla. Peki ya bunlar hiç çıkmazsa sabaha kadar, ben saçlarına ne takacağım senin ? "&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Hâlâ vazgeçmedim.. Anlamaya çalışıyorum.. Herkesi, herşeyi.. Seni, onu, bir başkasını.. Bugünü, yarını hatta belki daha sonrasını... Tünel'de elinde gitarla türkü söyleyip, eve ekmek götürmek zorunda olan teyzenin sesindeki yanıklık bile dokunuyor bazen biliyor musun ? Ağlıyor mu, gülüyor mu belli değil. Demir 50 Kuruş ve 1 Lira'lardan oluşan bir hayat; güftesi başka, melodisi başka.. Daha nicesini bilmediklerim gibi, belki de senin gibi.. Ama dedim ya, gerçekten anlamaya çalışıyorum. Asıl suçlu hangisi dersin ? Neden mi, sonuç mu ? Olan mı, olması gereken mi ? Ben mi, sen mi ? Korkma ! Karşılığı olmayan soruların cevabı da olmaz, biliyorum..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Yarım kalan hikayeleri hiç sevemedim ben.. Açık uçlu filmleri de. "Efendim seyirci kendi yorumunu yapsın" cümlesi hiç yakın gelmedi. Filmin bir anlatıcısı varsa, ben neyin yorumunu yapabilirim ki ? Saçma ! "Nedensiz sonuç" ya da "sonuçsuz neden" gibi bir hipotez öne sürülebilir mi ?&lt;br /&gt;Yine de yarımsın ama. Seni bir türlü tamamlayamadım. "Seni seviyorum" ile başlayan cümlenin "sus" ile kesilmesi gibi. Ne yazsam, ne söylesem nafile.. Karşılığı yok. Ne garip; hayat bir kibrit kutusu gibi, "vasati 40 çöp". İçinden 39'da çıkabilir, 41'de.. Hatta bazıları yanmayabilir.."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Yazmak daha zor galiba. Konuşmak gibi değil. Yani aklına gelen ilk cümlenin dudaklarından dökülmesi gibi bir şuursuzluk durumu yok ortada. Doğru atmosfer, doğru ruh hali, doğru zamanlama ve doğru insan başlıklarından mütevellit bir "zamanlama" harikası yaratmak mümkün değil. Kelimeleri doğru seçeceksin, söylemek istediklerini özenle belirleyeceksin, yazanın dışında kimsenin canı yanmayacak ya da acımayacak, hedef seçmeyeceksin, belden aşağı vurmayacaksın, ama biri okuduğu zaman üç aşağı-beş yukarı ne olduğunu anlayacak vesaire.. derken, uzar gider bu hikaye. Eskiler der ya "söz uçar, yazı kalır".. İşte tam olarak karşılığı bu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Kağıdı kalemi elime aldığımda, seni ne kadar çok sevdiğimi yazacaktım sözüm'ona. Uzamayan, esnemeyen ve yan anlamlar çıkmayacak basit bir cümle olacaktı. Bütün cesaretimi de toplamıştım bunu yazmak için.. Sanırım 41'inci çöp bozdu işi :) Yine yarım kaldı."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Sen şimdi gittin ya.. Bana ne olacağını bilmiyorsun. Başlangıçta bir akıl oyununun içinde gibi hissedeceğim. Tıpkı sigarayı bırakmak gibi. Günleri saymayı unuttuğunda, bırakmışsın demektir. Sonra bilinç yavaş yavaş üstünü örtecek yakın geçmişin. Önce yüzün silikleşmeye başlayacak, sonra gözlerin, sonra ellerin.. Derken birgün adını unutacağım. Ne kadar kötü ! Adını yerden göğe, dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar kendi ellerimle yazdığım kadını "unutmak".. Her ne kadar istemesen de, sana yazdıklarım işte bu yüzden. Unutmamak için...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Bir varmış bir yokmuş masalları gibiydik..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bir görünüp, bir kayboluyorduk.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Zaman hızla akıp geçiyordu,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bir türlü buluşamıyorduk.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Evvel zaman içinde,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;kalbur zaman içinde derken,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;güneşler ardarda batıyor&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;ve o cânım şehir,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bütün düşlerimizle birlikte&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;ağır ağır sulara gömülüyordu..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ölüyorduk..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Haydi birde itirafım olsun sonunda. Hiçbirşey hatırlanmasa bile, en azından bu kalır hafızlarda. Kocaman bir ömrü tükettim ve bu yaşa geldim. Hâlâ karşılıklarını bulamıyorum, acaba hangisi daha doğru dersin ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Duymak mı, duymazdan gelmek mi ?&lt;br /&gt;İçinde olmak, dışında kalmak mı ?&lt;br /&gt;İsabet ettirmek mi, ıskalak mı ?&lt;br /&gt;Tutmak mı, bırakmak mı ?&lt;br /&gt;Bağlanmak mı, ayrı kalmak mı ?&lt;br /&gt;Ağlamak mı, gülmek mi ?&lt;br /&gt;İsimler mi, yüzler mi ?&lt;br /&gt;Düşünceler mi, duygular mı ?&lt;br /&gt;Duvarlar mı, pencereler mi ?&lt;br /&gt;Yaşlılık mı, gençlik mi ?&lt;br /&gt;Dostluk mu, arkadaşlık mı ?&lt;br /&gt;Sevmek mi, sevmeyi görmezden gelmek mi ?&lt;br /&gt;Yaşamak mı ölmek mi ?&lt;br /&gt;Yazmak mı yoksa yazmamak mı ?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Şu ana kadar yazdıklarımın hepsini baştan okudum. Bu kadar sorunun karşılığında "Yazmamak" daha doğru bir seçenek gibi geliyor şimdi şimdi. Bir nevi sessizlik yemini gibi. Hem bugüne kadar yazdım da ne oldu ? Ya da benim dışımda bugüne kadar yazanlara, yayımlayanlara ne olmuş, neyi değiştirebilmişler ? Hiçbirşeyi.. Bireysel med-cezir manzaralarının dışında yaşanan/değişen birşey yok ! O halde yazmanın ne gereği var ? Gerçekliğin en yalın haline teslim olmanın zamanı geldi.. Oyun bitti ve ben artık yokum..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;"Biz hayatla hiç barışamadık.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Aramızda yıllardır süregelen&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bir kavga hep vardı.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ben her daim&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;içeri girmeye çalışıyordum,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;o da her defasında&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;dışarı atıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Oyunumuzun adı “çember”di&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;-ve ne yazık ki ben-&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;hep dışında kalıyordum..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Kimseyi suçlamıyorum;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;geldi, geçti, gitti..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Annem hala çok güzel,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Babam hala çok yakışıklı,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Üstelik ben hala&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;20 yaşında gibiyim..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bir de kardeşim ve çocukları olmasa...&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Sonunda öğrendim,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;ama bu kez geç kalmıştım.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bak bir varmış bir yokmuş misali,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;zaman akıp gitmiş avuçlarımdan.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bir kırk yıl daha yaşamayı&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;kim garantiliyebilir ki ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ya da hoyratça kullandığım&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;bu beden, bu ruhu&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;daha ne kadar taşıyabilir ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Parçaladıklarım, kırdıklarım,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;üzdüklerim, terkettiklerim,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;hangisi geri gelebilir ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bu yalnızlar senfonisinin&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;orkestrasız tek maestrosu&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;benim galiba..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Belki de senfoniyi&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;sessiz yazdım,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;herneyse..&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Kelimeler şimdi varsayım&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;ve ben hala yalnızım..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5986979107660203765?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5986979107660203765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5986979107660203765&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5986979107660203765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5986979107660203765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/05/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-xii.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan XII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1404005664517409959</id><published>2010-03-27T01:44:00.002+02:00</published><updated>2010-03-27T01:52:47.371+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan XI</title><content type='html'>  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Hiç vazgeçmedim. Hâlâ anlamaya çalışıyorum..&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Herkesi, herşeyi.. Seni.. Onu.. Bir başkasını.. Bugünü, yarını hatta belki daha sonrasını... Buğulu camların arkasından duyduğum eskicinin sesindeki vazgeçmişlik bile canımı yakıyor artık. Ciğerine çektiği derin bir nefesten sonra, gırtlakta yankılanan acı bir ses; yarı ağlıyor, yarı gülüyor. Makamını bilmediğim bir şarkı gibi.. Senin gibi.. Söylesene bana, ben nerede hata yaptım ? &lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Gittikçe yalnızlaşıyorum biliyor musun ? "Olan" la, "Olması gereken" arasında sıkıştım kaldım. Bir sen vardın oysa. Tutsan belki düşmeyecektim. O küçücük ama dokundukça büyüyen öpülesi ellerin, kocaman bir ağırlığı ayağa kaldırmaya yetecekti belki de.&lt;SPAN style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/SPAN&gt;&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Ama bıraktın, artık geri dönemezsin. Bir sabah uyandığında, hiçbirşey olmamış gibi, vazgeçtiğin hayalleri geri isteyemezsin. Çünkü insansın, dahası masum değilsin. Ve içgüdün böyle; hep en yakınındakini öldürürsün. Çünkü bilirsin, şimdi sen onu öldürmezsen, bir gün gelip o seni öldürecek. &lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;"Yani.." diyorum, yaşamak için, içindeki sevgiyi yok ettin. Yani arkanda kalan herşeyi öldürdün. Yani katilim bu kez sensin. Bir tarafta sevdiğim kadın, diğer tarafta ölüm meleğim. İkisi de aynı kişi.. Ne garip !&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Oysa ben, kendimi hep bu hikayenin kahramanı sanmıştım. Hani kahramanlar hiç ölmez ve hep mutlu sonla biter ya hikayeleri.. Öyle değilmiş meğer. Bir başkasının hikayesinde rolünün gelmesini bekleyen, iki bilemedin üç repliği olan bir figüranmışım.. Ne kadar yazık !&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Aslında iki tür insan var : "Gidenler" ve "Kalanlar". Kendi hikayesini yazamayan ya da başkasının hikayesinde yaşayan ikisini de yapamaz. Tam ortada durur. Karar veremez çünkü.. Ve her iki tarafa da bakar. Yönünü kaybetmiştir; neresi geçmiş, neresi gelecek belli değil. Biz hangi taraftayız dersin ? &lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;En zoru bu galiba, "kalan" olmak yani. Artık kimin arkasından ağlayacak ya da mendil sallayacaksan. Sonrası zaten kocaman bir hayal kırıklığı, bir o kadar da mutsuzluk. Hangisi daha gerçek sen söyle şimdi : "Olmak mı, Olmamak mı", "Kabullenmek mi, Vazgeçmek mi", "Sen mi, Ben mi" ? &lt;SPAN style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/SPAN&gt;Ya da dur !.. Cevap verme. Karşılığı olmayan soruların cevabı da olmaz, öğrendim...&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;  &lt;P class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;SPAN lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;font-family:00250"&gt;Ama biliyor musun, o hayalin kırıkları artık canımı çok acıtıyor...&lt;/SPAN&gt;&lt;/P&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1404005664517409959?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1404005664517409959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1404005664517409959&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1404005664517409959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1404005664517409959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2010/03/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-xi.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan XI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7843314112365310572</id><published>2009-10-27T00:50:00.001+02:00</published><updated>2009-10-27T00:52:24.776+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan X</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;Bir ben vardım, bir sen.. &lt;br /&gt;Sonra yine bir ben vardım,&lt;br /&gt;ama sen yoktun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir varmış bir yokmuş masalları gibiydik..&lt;br /&gt;Bir görünüp, bir kayboluyorduk.&lt;br /&gt;Zaman hızla akıp geçiyordu,&lt;br /&gt;bir türlü buluşamıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvel zaman içinde, &lt;br /&gt;kalbur zaman içinde derken,&lt;br /&gt;güneşler ardarda batıyor &lt;br /&gt;ve o cânım şehir, &lt;br /&gt;bütün düşlerimizle birlikte&lt;br /&gt;ağır ağır sulara gömülüyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüyorduk...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7843314112365310572?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7843314112365310572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7843314112365310572&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7843314112365310572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7843314112365310572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2009/10/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-x.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan X'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3113257613204794156</id><published>2009-10-03T19:16:00.001+03:00</published><updated>2009-10-03T19:26:17.034+03:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan IX</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Anlamaya çalışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Herkesi, herşeyi.. Seni, onu, bir başkasını.. Bugünü, yarını hatta belki daha sonrasını... Kapıdan geçen kokoreçcinin sesindeki yanıklık bile dokunuyor bazen biliyor musun ? Ağlıyor mu, gülüyor mu belli değil. Yarım ekmek arası  3 lira'lık bir hayat; şarkısı başka, melodisi başka.. Daha nicesini bilmediklerim gibi, belki de senin gibi..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama dedim ya, gerçekten anlamaya, anlam vermeye çalışıyorum. Asıl suçlu hangisi dersin ? Neden mi, sonuç mu ? Olan mı, olması gereken mi ? Ben mi, sen mi ? Korkma ! Karşılığı olmayan soruların cevabı da olmaz, biliyorum. Bu yüzden bir cevap beklemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Beklentim yok" dedim ama, 40 yıldır göğüs kafesimde taşıdığım bu kalp bana ihanet içinde. Durduramıyorum. Ağır ritimli bir melodinin, aniden hızlanması gibi. Ne o duruyor, ne ben ilerleyebiliyorum. Üstelik söz de dinlemiyor. Oysa bir nebze "mantıklı" olduğumu düşünmüşümdür hep. Verdiğim kararlarda "aklı selim" olmayı tercih etmişimdir. Mantığımın reddettiği bir düşünceyi, kalp süzgecinden geçirmemişimdir mesela. Bu yüzden yıllardır "akıl adamı" benzetmesiyle tanımlamıştır arkadaşlarım beni. Şimdi içinde bulunduğum durumu bilseler...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kalmaya çalışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki de ömrümde ilk kez gitmek istemiyorum ya da gitmek ilk kez bu kadar zor ve ağır  geliyor. Oysa ben hep gittim ya da gitmelerine izin verdim. Kimseyi zorlamadım, zorla alıkoymadım ağlaklık senfonisiyle. Şimdi şimdi ait olmaya, ilişik/bitişik yaşamaya ve buna alışmaya çalışıyorum. "Erken" lik, "geç kalınmış" lık cümleleri kurmak için gerçekten çok geç; elimde bir zaman makinası olmadığına, geçmişe hızlı bir dönüş yapamayacağıma göre.. Elimde olanla yetinmek zorundayım, her ne kadar ben ona yetemesem de..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sevmeye çalışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bedenimle, tüm kaslarımla, tüm ruhumla. Geri dönmemecesine. Bütün hayatım birini sevme ve kendimi sevginin kollarına bırakma isteğiyle geçtiğini söylesem inanır mısın ? Bir sevginin meyvesi olarak dünyaya gelen çocuk olamadım örneğin. Annem, Babam.. Beraber büyüdük neredeyse. Onlar bir çocuklarının, bense bir ailem olduğunun farkına varamadık yıllarca. Ta ki kızkardeşim doğuncaya kadar. Bir bebeğin 3 kişilik bir aileyi böylesine birleştireceği kimsenin aklına gelmezdi herhalde. Ne bileyim şimdi itiraf etmesi zor belki ama, elimden tutan bir büyüğüm ya da saçlarımı okşayan bir dedenin bir anneannenin olmayışı, bir tarafımın hep eksik kalmasına neden oldu. Kendi okuduklarımın dışında hiç masal dinlemedim ve ne yazık ki anlatacak masalım hiç olmadı. "Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde; develer berber pireler tellal iken.." şeklinde başlayan bir cümleyle, geçmişin muhasebesini yapmak belki yanlış; kim kimdi, neredeydi, ne kadar az/çok istedi, ya da ne kadar dayanabildi ?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Unutmamaya çalışıyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hiç düşündün mü, insana en büyük ihaneti yine kendisinden bir parça yapıyor. Mesela aramıyorsun sormuyorsun, herşeyi zamana bırakıp yayıyorsun ya - ki bu durumdan hiç hoşnut değilim ; işte o anda başlıyor akıl oyunları. Bilinç yavaş yavaş üstünü örtmeye çalışıyor yakın geçmişin. Yok sayıyor beni. Önce yüzün silikleşmeye başlıyor, sonra gözlerin, sonra ellerin.. derken adını unutuyorum. Ne kadar kötü ! Adını yerden göğe, dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar kendi ellerimle yazdığım kadını unutmak.. Sana yazdıklarım işte bu yüzden. Hayatımda belki de ilk kez birini "hatırlamak" ya da "unutmamak" için...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sen şimdi gittin ya.. Bu şehir dar geliyor bana. Bir taraftan kendimi dört duvara hapsediyorum, diğer taraftan kendi ördüğüm duvarı kendi ellerimle yıkmaya çalışıyorum. Bir tarafım "git" diyor", diğer tarafım "kal". Bir yanım karanlığa gömülüyor, diğer yanım aydınlığı arıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık dışarı bile çıkmak istemiyorum biliyor musun ? Niye mi ? Çünkü karşılaştığım ilk yüzün sen olmasından korkuyorum. Ne yazık !&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Keşke gitmeseydin!..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3113257613204794156?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3113257613204794156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3113257613204794156&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3113257613204794156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3113257613204794156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2009/10/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-ix.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan IX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3763068199497342521</id><published>2008-09-16T03:08:00.002+03:00</published><updated>2008-09-16T03:15:14.925+03:00</updated><title type='text'>30 Günlük Bir Hikaye...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;i&gt;1. Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkmaz sokaktayım. Yönümü kaybettim. Nereye ve nasıl gideceğim konusunda en ufak bir fikrim yok.. Kuracağım cümleler tükendi. Ne söylenir, nasıl söylenir bilmiyorum. Dahası artık söylemek gerekir mi, o da meçhul. Hayatım bir Attila İlhan ya da Can Yücel şiiri değil, üstelik 81.0 vapuruna hiç binmedim. Ama gel gör ki, iki de bir elini başına götürüp rüzgarda dağılan yalnızlığını toplayan hep ben oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;3. Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Sen şimdi gittin ya, bu şehir dar geliyor bana.. Nefessiz kalıyorum. Ne bu şimdi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;6. Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece oturdum.. Bütün lambaları kapattım. Bir fotoğrafın var elimde. Sabaha kadar ona baktım. Metin Erksan filmindeki "Müşfik Kenter" karakterine benzettim kendimi bir an. Traji-komik. Hanginizi daha çok sevdim acaba; fotoğrafını mı, seni mi ? Eğer bu sorunun karşılığı "sen" ise, elimdeki gitarla bu şarkıları niye fotoğrafına söylüyorum o zaman ? Ya da bu satırları ilk okuyan, niye o fotoğraf oluyor ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;8. Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde yaşamaktan sıkıldım ben. ebelenmekten de, sobelenmekten de sıkıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;9. Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece yıldızlar çıkmadı. Saatlerdir bekliyorum, gözlerim açık. Duyduğum yalnızca sokak köpekleri ve rüzgarın sesi. Balkona bile çıkmadım, pencereden seyrediyorum gökyüzünü. Hani bir tane görsem rahat uyuyabileceğim onun ışıltısıyla. Peki ya bunlar hiç çıkmazsa sabaha kadar, ben saçlarına ne takacağım senin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;11. Gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günleri saymayı bıraktım artık.&lt;br /&gt;hatırlamıyorum kim kimdi,&lt;br /&gt;hangisi gerçek, hangisi düş ?&lt;br /&gt;elimde kalan&lt;br /&gt;bir sessizlik bir de sensizlik.&lt;br /&gt;onları da görsen&lt;br /&gt;düşman kardeşler gibi ;&lt;br /&gt;sessizliği bölen sen,&lt;br /&gt;sensizliği bölen sessizlik.&lt;br /&gt;ne matematik ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben en çok yağmuru özlüyorum...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;15.Gün&lt;br /&gt;hazırlanmaya başladığımda,&lt;br /&gt;yağmur çiseliyordu&lt;br /&gt;inceden inceye&lt;br /&gt;ve gökyüzü yağıyordu,&lt;br /&gt;ben susuyordum.&lt;br /&gt;bir gece vaktiydi,&lt;br /&gt;yola çıkıyordum&lt;br /&gt;-bir daha hiç dönmemecesine-&lt;br /&gt;uyuyordun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyandırmaya kıyamadım...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;17.Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimde kötü günler için sakladığım son bir damla gözyaşı vardı. Bugün o da düştü.&lt;br /&gt;Zamansızca.. Tıpkı diğerleri gibi... Önce, yavaş yavaş süzüldü havada, yere yaklaştıkça yayıldı, büyüdü. Son bir nefes, bir nefes daha derken yere çarpma ve parçalanıp dağılma.. Başlangıç ile son arasında hepsi hepsi iki saniye.. Oysa ben onu yıllarca saklamıştım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;19.Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Söyleyemediğim çok söz var daha. Kuramadığım bir dolu cümle. Sanma ki kırgınım. Belki biraz yorgunluk; hepsi o...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;21.Gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben,&lt;br /&gt;en çok yağmuru özlüyorum&lt;br /&gt;gözyaşlarımı sakladığı için...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;25.Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerim, saatlerim,  hatta altmışa bölünebilen bütün zaman dilimlerim seni düşünmekle geçiyor. Aklımdan çıkmıyorsun. Bildiğim bütün sokaklar, sorulan bütün sorular, yürüdüğüm bütün yollar sana çıkıyor. Ve kafamda hep aynı soru :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nerdesin  ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çocukluğumu hatırlıyorum. Bir resim geliyor aklıma. Bruno Amadio isimli bir İtalyan ressama ait:  “Ağlayan Çocuk”. Üzerinde eskimiş kahverengi bir kaban, rengi solmuş bir atkı ve gözlerinde iki damla yaş... O zaman çocuk aklımla “kimbilir anne ve babası nerdedir, acaba yalnız mı bırakıp gittler, zavallı nasıl da ağlıyor” der, üzülürdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip, bugün yine aklıma o “Ağlayan Çocuk” karpostalı geliyor. Üstelik bu kez karpostaldaki o çocuğun yüzünü çıkarıp yerine kendi yüzümü koyuyorum. Sonra arkasına birşeyler karalayıp sana gönderiyorum, iadesiz ve taahhütsüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;29.Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olacak benim sonum ? Hep böyle birileri karşıma çıkacak ve her defasında çekip gidecekler mi ? Ya da hep böyle sıkılacak mıyım kendimi doğru ifade edebilmek için, ayağım hep frende mi olacak ?  Tükeniyorum artık, bitiyorum. Dahası alışamıyorum. Varsın desem değil, yoksun desem değil. Ve biliyorum sen de alışamadın bana. Tenin, kokun, kalbin çekmedi beni. Çeken tekşey aklın ve mantığın. Aklın "bu doğru adam" diyor ama kalbin değil. Mantığın "aşk yok diyor" ama tenin aşk istiyor. Farkındayım “ben o adam değilim” ve farkındayım ikimizde “yalan söylüyoruz”… Korkma ama ! Uzun sürmeyecek.&lt;br /&gt;Ben trenin son vagonundayım, sen ilk. Ben hep "bu son olsun diyorum", senin karşına daha "ilk" bile çıkmadı. Biliyorum, birgün sen de gitmek isteyeceksin. Çünkü her mutsuz olduğunda, her hüznünde, her kaybolduğunda, her olmadı dediğinde  karşına beni çıkaracaklar ve çok bilmiş bir tavırla “biz söylemiştik” diyecekler. Dayanmak mümkün değil.  Bugün benim diğer yarım olmak isterken, yarın özgürlüğünü isteyeceksin. Gideceksin. Benden sana kalan, yalnızca seninde bildiğin ancak emin olmadığın doğrular ve onlarla beraber yaşamayı öğrenmek olacak… Bir de “ben özgürüm…” cümlesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;30.Gün&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Hayat bu, nereye sürükleyeceği bilinmez;  kendi çıkmaz sokak ama bir çıkış yolu hep var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3763068199497342521?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3763068199497342521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3763068199497342521&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3763068199497342521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3763068199497342521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/09/30-gnlk-bir-hikaye.html' title='30 Günlük Bir Hikaye...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1413179459420288152</id><published>2008-06-21T19:48:00.001+03:00</published><updated>2008-06-21T19:52:24.836+03:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm VI</title><content type='html'>Ne zaman seni düşünsem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1413179459420288152?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1413179459420288152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1413179459420288152&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1413179459420288152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1413179459420288152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/06/srad-notlar-blm-vi.html' title='Sıradışı Notlar Bölüm VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-490728993802434498</id><published>2008-05-10T00:12:00.001+03:00</published><updated>2008-05-10T00:16:52.246+03:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VIII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Uzun zaman oldu yine farkındayım. Yazamadım bir türlü. Kusura bakma n'olur. Aramamak ya da görüşememek "unuttum" anlamına gelmesin. Unutmadım. Bir yerlerde varsın hep, öylece duruyorsun ve bekliyorsun. O yer çok uzakta değil biliyorum. Belki beni ayakta tutan da bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel ! Varlığım, varlığınla bir anlam buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen akşam çocuklar sordu "nerede ?" diye, "bilmiyorum" dedim, "buralardadır herhalde".. Sesim kısıldı, devam edemedim. Hava almak için dışarı çıktım, elim telefona gitti. Arayamadım, saat oldukça geçti. Oysa yanımda olmalıydın. Daha bir sevebilmeliydim, kucaklayabilmeliydim, doyasıya öpebilmeliydim. Hatta seni onların yanından kaçırıp götürmeliydim. Birlikte gün doğumunu seyretmeliydik bir deniz kıyısından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım kalan hikayeleri hiç sevemedim ben.. Açık uçlu filmleri de. Efendim "seyirci kendi yorumunu yapsın" cümlesi hiç yakın gelmedi. Filmin bir anlatıcısı varsa, ben neyin yorumunu yapabilirim ki ? Saçma ! "Nedensiz sonuç" ya da "sonuçsuz neden" gibi bir hipotez öne sürülebilir mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de yarımsın ama. Seni bir türlü tamamlayamadım. "Seni seviyorum" ile başlayan cümlenin "sus" ile kesilmesi gibi. Ne yazsam, ne söylesem nafile.. Karşılığı yok. Biz, anlatıcının hangimiz olduğuna karar veremedik galiba. Belki de asıl sorun bu.. Ne garip; hayat bir kibrit kutusu gibi, "vasati 40 çöp". İçinden 39'da çıkabilir, 41'de.. Hatta bazıları yanmayabilir..Seni öyle özledim ki !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben küçükken aşkın filmlerde yahut masallarda olduğunu sanırdım biliyor musun ? Ayhan Işık- Belgin Doruk gibi, belki Ferhat ile Şirin, belki de Clark Gable-Vivian Leigh. Bütün dünyam onların etrafında dönerdi. Hepsini gerçek sanırdım. Böylesine sahici, insanın içini sızlatan bir duygu olduğu aklımın ucundan geçmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylesene ben nerede hata yaptım ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum. Gerçek değilmişsin gibi geliyor bazen. Bu kadar olamaz diyorum kendi kendime, yine korkuyorum. Karşına çıkmaya korkuyorum. Telefon etmeye korkuyorum. Birlikte olmaktan korkuyorum. Sesini duyduğumda içim titriyor, korkuyorum. Beni sevebilme ihtimalini düşünüyorum daha çok korkuyorum. Ne bu şimdi ? Bir savaş mı ? Öyleyse eğer, ben beyaz bayrağı çoktan çektim.. E, neden korkuyorum o zaman ? Tamamlamaktan mı, kaybetmekten mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalemi elime aldığımda aslında sana, seni ne kadar çok sevdiğimi yazacaktım sözüm'ona. Uzamayan, esnemeyen ve yan anlamlar çıkmayacak basit bir cümle olacaktı. Bütün cesaretimi de toplamıştım bunu yazmak için.. Sanırım 41'inci çöp bozdu işi :) Yine yarım kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten var mısın sen ve yaşıyor musun ?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-490728993802434498?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/490728993802434498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=490728993802434498&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/490728993802434498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/490728993802434498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/05/uzun-zaman-oldu-yine-farkndaym.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5970447954780325588</id><published>2008-04-25T00:26:00.002+03:00</published><updated>2008-04-25T00:29:14.270+03:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VII</title><content type='html'>param olmasa;&lt;br /&gt;iki göz odam, sigaram, rakım olmasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkım olmasa;&lt;br /&gt;güneşim, suyum, kalbim olmasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi ki sen varsın be umut!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kandır beni,&lt;br /&gt;onar beni,&lt;br /&gt;sonra da yaşat biraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimbilir&lt;br /&gt;belki elim uzanır mutluluğa..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;*Fiko'ya selam olsun..&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5970447954780325588?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5970447954780325588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5970447954780325588&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5970447954780325588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5970447954780325588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/04/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-vii.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5271036937287497815</id><published>2008-03-19T22:57:00.002+02:00</published><updated>2008-03-19T23:03:16.002+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Mantıklı ve makul birşeyler yazmak için defter kalemi elime aldım. Aklım hala “belirli bir konusu olmayan günlük” tamlamasında. Saçma ama neyse. İşin doğrusu “günlük” tutacak durumda değilim. Hani bu kadar koşuşturmanın arasında ya da dışardan göründüğü üz’re “oldukça renkli” bir dünyanın içinde olupta hiç mi birşey yazmaz hatta hiç mi birşey yaşamaz bir adam sorusunun bir karşılığı var elbette : Yaşamaz ve doğal olarak yazamaz. Hadi daha da ileri gidelim bir itiraf çıksın ortaya :)  bugüne kadar yazdıkları, biriktirdikleri ya da ifade edemedikleridir bu adamın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hayatın bu kadar içinde olup ama bir o kadar da uzak yaşayan kaç kişi kaldı ben de bilmiyorum. Aslında artık bu sayının da bir önemi yok. Çünkü yaşadığım herşey bir anlamda “doğrudan pazarlama”. Çalıştığım iş, ürettiklerim, aile ilişkilerim, sevgililerim, arkadaşlarım, çalışanlarım. Herkes birşeyler istiyor ve “niye” diye sorduğumda hepsinin kendilerine göre mantıklı bir önermesi var..Örneğin annem -40 yaş grubunda olduğumu da hesaplayarak- bir an önce evlenmemi ve çocuk yapmamı istiyor işin pazarlama kısmındaki önermesi ise biraz daha gecikirsem yaşlanacağı ve torununa bakamayacağı yönünde. Örneğin patronum, 11 ay boyunca anam ağlıyor iş yapacağım ve yetiştireceğim diye. Çalışırken sorun yok “iyi gidiyoruz abi, aslan abi, kaplan abi”, ancak iş 12’inci aya yani zam ayına geldiğinde çok ilginç bir önermede bulunuyor “tamam çok iyi kazandık ama giderimizde o ölçüde arttı, zarardayız” deyip zam oranını en düşük seviyede bırakıyor. Örneğin işim; adı lazım olmayan ajanslardan birine, bir reklam filmi yapıyorum. Filme başlamadan önce –yapılacak işle ilgili fikirleri olmadığı için- herkes teslim bayrağı çekip “aman efendim siz daha iyisini biliyorsunuz, biz karışmayalım” diyor ancak gel gör ki iş bitiminde verdikleri tepki komik : “abi olmamış” :) Tabi önermesi çok daha komik “sizde haklısınız, brief’I doğru vermedik ama yapacak birşey yok artık, nasıl kurtarırız ona bakalım”… İşte bendeki eksiklik bu. Doğrudan pazarlama ve pazarlama iletişimi “sıfır”. Çünkü hiçbirine verecek –en azından onların bakış açısından- mantıklı bir cevabım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar karmaşanın ve aynılığın arasında anlatacak yahut kalemi elime aldığımda biraraya getirecek cümleler bütününün oluşamaması bu yüzden. Kelimeler yanyana gelipte mantıklı bir cümle yapısına dönüşemiyor bir türlü. Aklımdaki herşey cevapsız ve üç noktalı. Eksik kısımda bu. Yoksa ilkokul dördüncü sınıfta bir arkadaşım bana hatıra defteri hediye etmişti ama o zamanda “günlük” tutacak durumda değildim. Çünkü çevremdeki herkes, herşey, hergün aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Özetle; Bugün aslında dündü, dün belki daha evvelsi gün, bugün aslında hiç olmuyordu ve sanki hiç kimse yarın ne demek bilmiyordu. Ayrıca benim hakkımda ““belirli bir konusu olmayan günlük” yazan adamda haklı, ben daha blogumu ve yazdıklarımı bile pazarlayamıyorum –ki adam ne yapsın :) ???&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5271036937287497815?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5271036937287497815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5271036937287497815&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5271036937287497815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5271036937287497815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/03/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-vi.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7557388385211626490</id><published>2008-03-04T01:30:00.002+02:00</published><updated>2008-03-04T01:35:54.749+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan V</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugünlerde canım çok sıkılıyor. İçim içime sığmıyor, ben işe - eve sığamıyorum, şehir bana dar geliyor, gitmek istiyorum -ama ne çare- gidemiyorum. Son zamanlarda elim kitaplara gitmiyor, nasıl bir sıkıntısıysa artık !  &lt;span&gt;(Saat : 22.15)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım hala sıkılmaya devam ediyor. Az önce kütüphaneyi karıştırırken Orhan Veli'nin bütün şiirlerinin olduğu kitap elime geçti. Tekrar bir göz atayım dedim. "Hürriyete Doğru" ya takıldım kaldım. Hatırlayacak birileri var mıdır bir yerlerde ? Hani :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;i&gt;"Gün doğmadan,&lt;br /&gt;Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.&lt;br /&gt;Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,&lt;br /&gt;İçinde bir iş görmenin saadeti,&lt;br /&gt;Gideceksin..."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;diye başlayıp,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;i&gt;"Heeey&lt;br /&gt;Ne duruyorsun be, at kendini denize:&lt;br /&gt;Geride bekliyenin varmış,&lt;br /&gt;aldırma;&lt;br /&gt;Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;&lt;br /&gt;Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;&lt;br /&gt;Git gidebildiğin yere..."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;mısrasıyla biten..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam olarak, beni anlatıyordu. Ama hala gidemiyordum. &lt;span&gt;(Saat : 23.10)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bişeyler karalamak için defteri elime aldım -teknolojiyle haşır neşir olmayı sevsem de, hala kalem kullanıyorum. Birkaç satır yazdım, içime sinmedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;i&gt;"Değişen ben değilim yalnızca geçen yıllar,&lt;br /&gt;Aklımda üç noktalı cümleler..&lt;br /&gt;Bir senin yüzün, bir senin gülüşün;&lt;br /&gt;Ve çıkmaz sokakların sonunda bile sen..&lt;br /&gt;Hep sen, yine sen.."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beğenmedim. "Ne gerek var ?" diye düşündüm. Sayfayı olduğu gibi yırttım attım. Henüz sahibini bulamamış bu kadar yazı varken elimde, suç dosyasına bir yenisini daha eklemek istemedim açıkçası. Çöpe atması kolay geldi. Sonra bir miktar suçluluk duygusuyla birlikte çöpten geri aldım yırtılan kağıt parçalarını. Kurtarabildiğim kısmı yukarıda yazıyor. Devamını hatırlamıyorum zaten. &lt;span&gt;(Saat : 24.00)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça yorucu bir gündü. Şirket dışında 3 ayrı toplantı ve İstanbul trafiği. O kadar trafikten sonra toplantılarda müşterilerin taleplerini dinlemek, katkıda bulunmak ya da ayaküstü yeni fikirler üretmek zor. Hele işin alınma kısmında bu çok önemli, bir şekilde şovu yapamayıp oyunu oynayamazsanız yandınız. Herşey uçtu gitti ! İlk yerde sorun olmuyor genellikle, ama ikinci durak epey zorluyor, hadi onuda geçtim üçüncü durakta bu hangi müşteriydi ve nasıl bir tanıtım/reklam filmiydi hatırlamıyordum. -Ki yol boyunca bana attıkları mail'i ezber yapar gibi sürekli okudum. Bitmedi ; işe döndükten sonra yaşanan bir kabir azabı var ki dostlar başına :). Bütün toplantıların üstünden geçip kime nasıl birşey yapalım, nasıl bir tasarım önerelim ve bütçelendirme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gooonnng !   Goonng ! Gooonnnggg ! ve NAKAVT...  &lt;span&gt;(Saat : 21.20)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuzbuçuk gibi işten çıktım. Allahtan trafik bitmişti eve gelmem uzun sürmedi. Karnım açtı ama -her zaman olduğu gibi- evde yiyecek birşey bulamadım. Sipariş vereceğim yerlerde kapanmıştı. Büyükçe bardak bir bardak süt alıp internetin başına oturdum. Blogger sayfama kimse uğramamıştı. Sonra aklıma nerden geldiyse hadi beni blogumu aratayım dedim google'dan.. Bir sürü başlık çıktı türkçe sayfalarda. Sayfalara bakarken birde ne göreyim ?  Beni blog adresimin karşılığında "içeriği belli olmayan site" gibi birşeyler yazıyor. Olur mu böyle saçma birşey illa günlük mü tutmak lazım ? Hayır benim "sepet sepet yumurta sakın beni unutma" defterim bile olmadı ki bugüne kadar.. Ne yani şimdi benim yazdıklarımın hepsi çöp mü ?&lt;br /&gt;Canım çok sıkıldı.. &lt;span&gt;(Saat : 21.55)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon çaldı. Arayan eski bir kız arkadaşım. Sesi biraz alkollü. Eminim görüntüsü daha kötü. Herneyse bu kadar can sıkıntısının arasında onu dinliyorum. Cevap vermezsem arada "beni dinlemiyorsun" diyor. Cevap verince de "araya girme" diye uyarıyor. Fe Supanallah ! Bir ara "evdeysen sana gelicem" diye tutturdu. "Aman gelme evi bulamazsın bu saatte" şeklinde ikna etmeye çalışırken "Sen gel beni al, beyoğlu'ndayım" dedi. "Çattık" dedim içimden. Herneyse uzatmayım, ben "yahu çok yorgunum, üstelik yarın işim gücüm var bir taksiye binip eve gitsene" derken karşı önerme hemen geldi "Herşeyi bırakıp beni gelip alıyorsun sonra eve gidip çocuk yapıyoruz. Soyadını ver yeter ben başka birşey istemiyorum.. Valla bak istemiyorum"..&lt;br /&gt;Buyurun buradan yakın ! Yarım saat sonunda ben ikna edemedim canım arkadaşımı  ama allahtan telefonun şarjı bitti de kurtuldum bu işkenceden. Salak salak bakınacağıma keşke elime bir kitap alsaydım da okusaydım. Kitap okurken telefonu kapattığım için böyle bir tacize maruz kalmayacaktım en azından. Bakalım az önce söylediklerini yarın da hatırlayacak mı ?&lt;span&gt;  (Saat : 22.50)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyoyu açtım. En incesinden buselik makamında bir soprano ses. Bildiğim çok eski bir şarkıyı söylüyor. Belki 5-6 yıldır dinlemiyordum. Çok iyi geldi. Sonradan hatırladım "Ezginin Günlüğü" besteleyip seslendirmişti bu güzel Orhan Veli şiirini.. Hemen elimdeki kitaptan sayfaları karıştırıp tamamını tekrar okudum.. Adı "Ayrılış" ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;i&gt;"Bakakalırım giden geminin ardından,&lt;br /&gt;Atamam kendimi denize,&lt;br /&gt;Dünya güzel.&lt;br /&gt;Serde erkeklik var,&lt;br /&gt;Ağlayamam.."&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;(Saat : 23.25)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma gerçekten yaşanmış bir hikaye geldi. Büyük bir gazetede yönetici olan bir ağabeyin başından geçmiş bir olay. Bir akşam iş dönüşü evine arabasıyla giderken, trafik ışıklarına yakalanıyor. Malum her lambada bir dilenci ya da cam silmeye çalışan küçük çocuklar.. Orada da bir küçük kız çocuğu var. Kız arabaya doğru gelirken "amaaan bu kaçıncı trafik ışığı ve bu kaçıncı çocuk" diye aklından geçiriyor. Ama çocuk birşey istemiyor, tam tersine elinde duran yarım sayfa bir kağıdı ağabeyimize uzatıp kaçıyor. Bu sırada yeşil ışık yanınca ağabeyimiz ne olduğunu anlamak için ileride sağa çekiyor ve kağıdı okuyor.&lt;br /&gt;Kağıtta yazan ne biliyor musunuz ? Orhan Veli'nin "Hürriyete Doğru" şiiri.. Abi ağlamaya başlıyor ve arabadan çıkıp o küçük kız çocuğuna bakınıyor. Bulamıyor ama. Sonra eve gidince eşiyle şu konuşmayı yapıyor -eşide büyük bir bankada üst düzey yönetici- ; "Hanım ister gel, ister gelme.. Ama ben yarın istifamı verip bu şehri terkediyorum".. Eşi ne olduğunu anlayamadan, ertesi günü gerçekten istifasını veriyor ve bir sahil kasabasına yerleşiyorlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ? Güzel hikaye değil mi ? İşte tam benlik bir iş :) &lt;span&gt;(Saat : 00.30)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde youtube sitesine "sevgilerde" ve "8.10 vapuru" şiirlerini koymuştum. Can sıkıntısı sen nelere kadirsin. Onca işin arasında ve gece yarıları çalışıp montajını ve miksajını yapmıştım. Tamam bir karşılığı yok belki ama en azıdan kendimi iyi hissettim. Onlara bir bakayım dedim. Ortalama 50 kişi izlemiş ya da dinlemiş her birini, sevindim. Bu arada sayfama uğrayınca aklıma geldi, 3 gün önce de Ataol Behramoğlu'nun "Aşk iki kişiliktir" şiirini yüklemiştim. İzin çıkmış youtube ahalisinden yayımlanmış. Herneyse "thatsjazz" ismiyle aratırsanız hepsini bulursunuz. &lt;span&gt;(Saat : 00.10)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;___________________________o____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yelken, kürek, dümen" olamadım belki ama " gidebildiğim yere.." ulaşmaya karar verdim sonunda. Üstümü giydim, arabaya binip Aşiyan'a, Orhan Veli'nin yanına gittim. Onun baktğı yerden denizi izledim, biraz da temiz havayı ciğerlerime çekip eve döndüm. Bir de gecenin o saatinde sıcak çay içebileceğim bir yer bulabilseydim harika olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak canım hala çok sıkılıyor ve özellikle benim blogum için "içeriği belli olmayan site" tanımlamasını yapan adamı da bir bulursam bütün hıncımı ondan çıkarmak gibi hain planlarım yok değil.. &lt;span&gt;(Saat : 01.29)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7557388385211626490?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7557388385211626490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7557388385211626490&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7557388385211626490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7557388385211626490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/03/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-v.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan V'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4816546400555815631</id><published>2008-02-29T19:25:00.001+02:00</published><updated>2008-02-29T19:39:07.881+02:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>Siyah en çok bana yakıştı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4816546400555815631?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4816546400555815631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4816546400555815631&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4816546400555815631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4816546400555815631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/02/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3831508588874745763</id><published>2008-02-14T18:32:00.004+02:00</published><updated>2008-02-14T19:03:23.792+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan IV</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün "Sevgililer Günü"ymüş.. Sabah işe gelir gelmez - 09.00 civarları- sekreterim hatırlattı sağolsun. Düşünsenize daha afyon patlamamış, günün ilk çayı ya da kahvesi yudumlanmamış, hatta işe nasıl-hangi yoldan ve kaç saatte geldiğime dair bile en ufak fikrim yok iken; 25 yaşında gülümseyen bir yüz "sevgililer gününüz kutlu olsun" diyor.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüketim günlerine toptan karşı bir adam olarak -yeğenlerimin doğumgünleri hariç- içimden "hööööö" diyesim geldi bir an, yalan söylemeyim.. Durdum. Bekledim. Verecek bir cevabım yoktu açıkçası.. Ben içimden geçirdiğimi düşünürken meğer cümlelere döküldü "Nasıl yani ?" deyiverdim. Kız da kekelemeye başladı "Hani 14 Şubat ya.. Aziz Valentayn falan..filan.." derken anladım. Benim için olmasa bile; görüşebilen, elele tutuşabilen, sevişebilen, öpüşüp koklaşabilen kocaman bir çoğunluk vardı bir yerlerde ve onlar bu önemli günü kutlamaya kararlıydı. Eskiden olsa kapitalizm ve onun yarattığı tüketim toplum modeline kadar herşeye saydırabilirdim, ama bu kez sustum. O genç kızın umurunda değildi çünkü. Onun bildiği tekşey, bugünün sevgililer günü olduğuydu. Cumhuriyet Bayramı'yla ilgili hiçbir fikri olmasa da - 1 günlük resmi tatil yapılması dışında- , 14 Şubat'ı unutmamak ve kutlamak şarttı. Hoş, zaten sonu -izm ile biten düşünce akımlarını umursayan ya da hatırlayan kimse de kalmamıştı. Öyleyse bozmaya ne gerek vardı ??? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bozmadım bende.. Aynen kutlamayı kabul ettim. Yetmedi, aynı iyi dilekleri kendisine ilettim. Cümlemin sonunda aklıma geldi, sordum : "Behçet Necatigil" okudun mu hiç ? Sabah geyiğinin devamını anlatmayacağım elbette.. Ancak "Sevgi" deyince ilk aklıma gelen bir Behçet Necatigil şiirini sizlerle paylaşacağım.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beklentim ve isteğim o'dur ki hiçbirşeyi "ertelemeyin"... Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sevgileri yarınlara bıraktınız,&lt;br /&gt;Çekingen tutuk saygılı&lt;br /&gt;Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;&lt;br /&gt;Bitmeyen işler yüzünden&lt;br /&gt;( Siz böyle olsun istemezdiniz )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi&lt;br /&gt;Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı&lt;br /&gt;Siz geniş zamanlar umuyordunuz&lt;br /&gt;Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek&lt;br /&gt;Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,&lt;br /&gt;aklınıza gelmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı&lt;br /&gt;Gecelerde ve yalnız&lt;br /&gt;Verneye az buldunuz yahut&lt;br /&gt;Vakit olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet Necatigil &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3831508588874745763?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3831508588874745763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3831508588874745763&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3831508588874745763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3831508588874745763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/02/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-iv.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan IV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5309269557672587573</id><published>2008-01-11T00:20:00.000+02:00</published><updated>2008-01-11T00:22:10.400+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan III</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;i&gt;Dün hayal ettiklerimi bugün yaşıyorum;&lt;br /&gt;Bugünküleri yarın,&lt;br /&gt;Ama yarından sonra ne olur&lt;br /&gt;Zaman ne getirir, ne gösterir&lt;br /&gt;Ben de bilmiyorum...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu giden kaçıncıydı hatırlamıyorum. Sanırım perdeyi dedem açmıştı -lise son sınıftayım o zaman- , sonra anneannem. Sonra babaannem, derken küçük dayım, fikri ağabey, büyük teyzem, sonra onun bir küçüğü, eniştem, büyük dayım ve bugün bir teyzem daha..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi akşam geldi. Duramadım iş yerinde, herşeyi olduğu gibi bıraktım, kendimi yollara attım. Çoraplarım terleyene kadar yürüdüm. Bir tarafta cıvıl cıvıl yüzleri ve parlak ışıklar arasında gezen insan seli Beyoğlu, öbür tarafta siyah yarım balıkçı kazağı ve eski yün siyah kabanıyla -ha ağladı, ha ağlayacak-, ben. Galatasaray lisesinin önünde durdum bir an: Annem geldi aklıma. Gelen telefonda kuzenimle Tekirdağ'a gittiklerini söylemişlerdi. Bir saat kadar önce telefonla aradığımda ulaşamamıştım. Bir kez daha deneyim dedim. Aradım, telefon çaldı bu kez. Sesi kötüydü. Sakinleştirici vermişler, yarı baygın bir diyalog oldu. Belki de monolog demek lazım, daha çok ben konuştum. O sadece dinledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşme bittiğinde ilk aklıma gelen benim nereye gittiğimdi.. Bilmiyordum. Aslında gidecek bir yerim var mıydı gerçekten ? Bir sevgili ya da kapısını çalabileceğim bir dost kalmış mıydı bir yerlerde ? Ben mi onları bırakmıştım yoksa onlar mı beni unutmuşlardı artık hatırlamıyordum. Cep telefonumdaki isimleri tek tek okumaya başladım. Yaklaşık 223 isim saydıktan sonra anladım ki nafile. Arayabileceğim kimse yoktu. Hadi vardı diyelim, nasıl bir cümle kuracaktım : "Selam Nasılsın..... Ben iyi değilim.. Şey..Teyzem öldü de, sana gelebilir miyim ?" ... Telefonu kapattım ve yürümeye devam ettim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride kalan son 40 yılda, 40 kez görmemiştik birbirimizi belki. Hani "bir anında mı yok ?" deseniz ; Yok !.. En azından hemen aklıma gelecek ya da iz bırakan hiçbirşey... O şehirden bu şehire memur hayatı sürmek dağıtmıştı bütün aileyi. Görüşmek, birarada olmak -hele hele 60'larda, 70'lerde- imkansız gibi birşey. Ayrı ayrı yerlerde yaşanan farklı hayatlar. Ne ben onları, ne de onlar beni tanıyabildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol beni Taksim meydanına kadar getirdi. Aklımda cevapsız birçok soru ve yoğun ağlama isteği.. En çok yalnız ölmesine üzüldüm teyzemin. Yalnız ve kimsesiz. 1 gün geçip, sesi soluğu da çıkmayınca çilingir çağırmış komşuları. Birde bakmışlar ki beden salonun ortasında yığılmış kalmış. Hemen çocukları gelmiş ama cesedi morga kaldıramamışlar. Yalnız ölümlerde uygulanan prosedür başkaymış. Devlet kanadından birilerinin gelip kendi kendine öldüğüne kanaat getirmesi gerekiyormuş anladığım kadarıyla. Özetle hayattayken yaşadığın eziyet ölünce de bitmiyormuş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanın soğuğu ciğerden vurmaya başlayınca gelen ilk otobüse bindim ve eve doğru yola koyuldum. Kimbilir yarın belki benide evde aynı vaziyette bulabilirler duygusu yakamı bırakmadı yol boyunca. Eve girer girmez gözyaşlarım dökülmeye başladı. O sırada evin telefonu çaldı, arayan babam... O da "Oğlum doğanın kanunu, hepimiz birgün öleceğiz.. E artık sırada biz varız.." demez mi ? İşte o an hayat durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yutkunduğumu ya da nasıl nefes aldığımı bile hatırlamıyorum. Telefonu kapattım ve kendimi balkona attım. Soğuk hava biraz çarptı ama iyi geldi. Sonra aynaya baktım, yüzüm gözüm şişmişti. - Oysa ağlamayı da, ağlayanları da hiç sevmem.- Kendi yüzümü hiç böyle görmemiştim. Karşımdaki sanki başkası gibiydi. Sinirlerim bozuldu, gayrı ihtiyari gülmeye başladım. Ağlamaya mecalim kalmamıştı ama son 8 saatte yaşadıklarım, aklımdan hiç çıkmayacak, belki biraz  paranoyakça bir soruyu da beraberinde getirmişti : "Bundan sonra sırada kim var ? "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle Güle Teyzeciğim.. Yolun Açık Olsun.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5309269557672587573?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5309269557672587573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5309269557672587573&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5309269557672587573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5309269557672587573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2008/01/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-iii.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan III'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7854405069939329382</id><published>2007-12-06T18:08:00.000+02:00</published><updated>2007-12-06T18:10:36.522+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan II</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Saçlarımdaki beyazların sayısı iyiden iyiye artmaya başladı.. Zaman durduramıyor..Bundan şikayetçi değilim. Hatta  artık  nerede  ve kiminle yaşadığımın, kimlerle birlikte olduğumun, aldığım eğitimin, bitirdiğim okulların artık hiçbir önemi yok.. Oysa çocukluğumda bunun çok önemli olduğunu söylemişlerdi, belli ki onlarda  yanılmış.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7854405069939329382?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7854405069939329382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7854405069939329382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7854405069939329382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7854405069939329382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/12/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-ii.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan II'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2825289466823801370</id><published>2007-11-14T22:26:00.000+02:00</published><updated>2007-11-14T22:28:18.435+02:00</updated><title type='text'>Seyir Defterini Kaybeden Kaptan I</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bir çocuk şarkısı vardı , kendi de hatırlattıkları da çook ama çok uzaklarda.. Bütün sevdiklerim ya da beni sevenlerin hepsi onunla birlikte gerilerde kaldı. Çocukluğum ve çocukluğumla ilgili aklımda kalanlar; sonra ergenliğim ve ilk aşklarım; yetişkinliğim ve hayatımın bir köşesinden kartpostal şeklinde geçen durağan kareler; olgunluğum ve olgunluğun getirdiği dinginlikle yaşadığım gerçek ve genç aşklar.. Hepsi ama hepsi artık unutulan bu şarkının gölgesinde kalmış hazin, bir o kadar da umutsuz anılar şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden büyüklerim anlatırdı ve “hayal gibi geldi geçti” deyip bitirirlerdi hikayelerini. Anlamazdım, uzak gelirdi. Meğer doğruymuş, gerçekten hayal gibi; hangisi doğru hangisi yalan ya da hangisi gerçekten yaşandı ben bile hatırlamakta zorluk çekiyorum artık. Nasıl bir hafızaysa, o bile güvenilirliğini sınayabiliyor geçen zaman içerisinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz bahar bir saksı çiçeği aldım eve. Alı al, moru mor, kadife gibi parlak ve iri yeşil yaprakları vardı. Güneş gören bir pencere önüne koydum ve her sabah sevgi sözcükleriyle su verdim toprağına. Bir neşelendi, bir sevindi, bir renk verdi, bir çoğaldı ki görmeniz lazım. Gel zaman git zaman benim işlerim yoğunlaştı ve 4 günlüğüne şehir dışına çıkmam gerekti, çıktım da.. Ama döndüğümde gördüğüm manzara hiç de hoş değildi. Çiçeğimi unutmuştum, o da güneşin bilmem kaç derece sıcaklığına dayanamamış ve ölmüştü. Sonra anladım ki dostluklar da böyle, unutulunca ya da su vermeyince kuruyor, hayal oluyor ve gökyüzünde dağılıp gidiyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk şarkısı vardı , kendi de hatırlattıkları da çook ama çok uzaklarda.. Bugün duysam yine gözlerim dolu dolu olur, kimbilir belki de yaşıma başıma bakmadan oturur ağlarım :&lt;br /&gt;“Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür..”&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2825289466823801370?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2825289466823801370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2825289466823801370&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2825289466823801370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2825289466823801370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/11/seyir-defterini-kaybeden-kaptan-i.html' title='Seyir Defterini Kaybeden Kaptan I'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4055449042278909249</id><published>2007-10-22T21:22:00.000+03:00</published><updated>2007-10-22T21:34:20.167+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yazmayalı neredeyse 1 ay olmuş.. Bu kadar ara vereceğim belki de bir anlamda yazmayı "boşvereceğim" aklıma gelmezdi.. Ne de olsa adı "günlük" bunun.. Olmadı ama yazamadım işte, hatta biraz daha öteye giderek yazmayı "ihmal ettim" "unuttum".. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İnsanoğlu böyle galiba; yol alırken karşılaştığı farklı etkenlere karşı -biraz da hayatta kalma içgüdüsüyle- farklı tepkiler veriyor. Genelde sık karşılaştığımız durum "kaçmak" ya da "uzaklaşmak".. Sanırım bende öyle yaptım..  Yazarak yaşadıklarımı resmileştirmek istemedim, kağıda dökmedim belki de sonrasında hatırlamak istemedim.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kimbilir ???&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tekrar merhaba.. Aramayanlara da... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama sen.. keşke sen arasaydın.. bir kere hiç değilse.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4055449042278909249?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4055449042278909249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4055449042278909249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4055449042278909249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4055449042278909249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/10/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-315194194421194657</id><published>2007-09-23T20:47:00.000+03:00</published><updated>2008-12-09T21:52:00.770+02:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XXIII</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/RvaoOAPJPwI/AAAAAAAAADU/MzXyMRh6ltk/s1600-h/ozgur_jrr.JPG"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/RvaoOAPJPwI/AAAAAAAAADU/MzXyMRh6ltk/s400/ozgur_jrr.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113459385460932354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Özgür'ün tuvalet derdi bitti sonunda.. Meğer keramet bizde değil "feyyayi" deymiş :) Hoş ferrari de bulamadım, yerine go kart yarış arabalarının akülüsünü yapmışlar mecburen onu almak zorunda kaldım. Nasıl mutlu oldu anlatamam.. Durup durup gidip arabasına bakıyor "bu benim mi" der gibilerinden.. Biniyor, çalıştırıyor, altına yatıyor, direksiyonuyla oynuyor.. Demeyin keyfine.. Ha ! bir de ablası dahil kimseye el sürdürmüyor.. Cinayet sebebi yani :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/RvarkwPJPxI/AAAAAAAAADc/7abf7RPb1Ss/s400/ekinn.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113463074837839634" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ablası Ekin, okulun ilk haftasını tamamladı.. Sabahtan akşam 4'e kadar okulda. Etüd saatleri var öğleden sonra, eve ödev/ders kalmıyor. Servise de alıştı kerata.. Birkaç gün yabancılık çekse de sorun yok artık. E kolay değil tabi evinden yuvasından ciddi anlamda ilk ayrılışı. Hiç tanımadığı çocuklarla aynı arabaya biniyor, aynı okula gidiyor, sıraya giriyor; derstir, etüddür, tenefüstür derken canı çıkıyor kızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemesine göre hala okula alışamayan ve velileri okula gelmek zorunda kalan birçok sınıf arkadaşı varmış.. Biz önce inanmadık ama dün bir veli toplantısı yaptı öğretmeni. Kızkardeşim gitti. Tabi hepimiz heyecanla onun yolunu gözlüyoruz.. Meğer bizim kız sınıfın en metanetli, derslerine, beslenmesine, temizliğine, arkadaşlarına yardım etmeye kadar örnek iki öğrenciden biriymiş.. Öğretmeni kardeşime teşekkür etmiş, bizimkide deyim yerindeyse koltukları kabarmış bir şekilde ayrılmış okuldan.. Şimdi ona da sözüm var eğer okuma yazmayı ilk o sökerse, en çok sevdiği barbie bebeği alacağım. Çocuk her yaşta çocuk işte:  Sözü vermemle birlikte iki gündür yapmadığı ev ödevini bugün 1 saatte bitirdi. Keramet bizde değil oyuncaklarda valla....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-315194194421194657?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/315194194421194657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=315194194421194657&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/315194194421194657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/315194194421194657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/09/seyird-notlar-xxiii.html' title='Seyirdışı Notlar XXIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/RvaoOAPJPwI/AAAAAAAAADU/MzXyMRh6ltk/s72-c/ozgur_jrr.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3869644462270515647</id><published>2007-09-13T18:01:00.000+03:00</published><updated>2007-09-13T18:02:10.273+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hayat hiçbirimize adil davranmıyor. Bunu bildiğim halde hala niye şaşırıyorum ? Ya da hayat hala niye şaşırtmaya devam ediyor beni ? Ne bu, bir köşe kapmaca oyunu mu çocukluğumdan kalma ? Yoksa bir maymun zeka testi mi  ? Çözemedim. Belki de çözdüm, kendime bile itiraf etmekte zorlanıyorum.&lt;br /&gt;Sonuç mu ??? Hepsi muamma..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3869644462270515647?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3869644462270515647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3869644462270515647&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3869644462270515647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3869644462270515647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/09/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi_13.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5673019683114990247</id><published>2007-09-10T19:22:00.001+03:00</published><updated>2007-09-10T19:50:06.395+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XXII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Zamanın nasıl geçtiğini anlamak için çocuklara bakmak yeterli galiba. Yüzümüze ayna tutan onlar. Bugün büyük yeğenim Ekin bugün ilkokula başladı. Bu kadar hızlı büyümesi bir yana, doğduğunda sanırım şöyle bir hisse kapıldık ; o hep küçük bir bebek olarak kalacak bizlerde hep o genç halimizle.. Şaşırtıcı ve bir o kadar da saçma.. Ama düşündük işte :) Bunun için suçlayacak kimse yok.. Zaman işte, o geçti, biz farkına varmadık, aslında kimse farkına varmadı ve sanki bir gecede sihirli bir değnek geldi hepimize dokundu, çocuklar büyüdü bizlerse yaşlandık :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekin bu durumdan çok memnun.. Haftasonu okul alışverişini tamamladık, jiledir gömlektir, çoraptır, hırkadır herşeyi tamam.. Aslında okullar bir hafta sonra açılıyormuş ama bunlar yeni başladıkları için bir hafta boyunca anneleriyle gideceklermiş okula.. Ama anneler sınıfa girmiyorlarmış, bahçede bekliyorlarmış çocuklarının ağlama durumlarına göre.. Neyse az önce telefonda konuşuyoruz,  diyor ki "dayıcım arkadaşlarım hep ağladı ama ben ağlamadım".. Onlar okula gelmek istemiyorlarmış, niye diye bana soruyor kerata.. Diğer taraftanda ağlamamanın ödülü ne olabilir diye alttan alta beni didikliyor.. Neyse artık barbie cinsi bir bebeğe anlaşabildik sonunda :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl bomba Ekin'in küçüğü ; Özgür.. Oğlan felaket, durmuyor yerinde.. Kimseye rahat yok.. Kasımda 3 yaşına girecek ama hala tuvaleti öğrenemedi.. Bez kullanıyorlar.. Bir haftasonu gezerken akülü arabalardan gördü bu.. 1 aydır onları sayıklıyor "dayı bana feyyayi (ferrari) alsana" diye.. Bende geçenlerde dedim ki "tamam kakanı ve çişini tuvalete yaparsan sana ferrari alıcam".. Kız kardeşim de "tamam sen tuvalete yaparsan ben dayını arayıp hemen söylicem" dedi.. Bağladık işi.. Neyse birkaç gündür tuvalete gidiyormuş tuvaleti yaptıktan sonra sifonu çekip bıraktıklarına el sallıyormuş sıpa :)  Tabi tuvaleti kullandı ya, annesine beni aratıyor "dayı tuvaletimi yaptım fayyayiyi unutma" diyor.. Bunlar feci yahu. Ben 3 yaşındayken -tabiri caizse- sesim çıkmadan mal mal otururdum. Bu ne yani ?? Sen ferrariyi nerden biliyorsun ? Benden istemek nerden aklına geliyor hadi istedin nasıl unutmuyorsun ??? Çok eğleniyorum çoooookkk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın hangi hızla geçtiğini anlamak için saymaya gerek yok, çocuklara bak yeter :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5673019683114990247?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5673019683114990247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5673019683114990247&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5673019683114990247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5673019683114990247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/09/seyird-notlar-xxii.html' title='Seyirdışı Notlar XXII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8385316163340314802</id><published>2007-09-01T02:34:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T02:50:15.111+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün 1 Eylül.. Nihayet doğumgünü hengâmesi bitti ve sözümü tuttum, telefonu kapattım :) Böyle daha güzel oluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan yalnız geçirememenin burukluğu da yok hani.. Oysa böyle düşünmemiştim.. Eve gelecektim, kendime enfesinden bir yemek hazırlayacaktım, gelirken en kalitelisinden beyaz şarap alacaktım, özetle geçen bir senenin daha  keyfini yalnız başına çıkaracaktım.. Ama ne yazıktır ki olamadı. Şu saate kadar çalıştım ve işten yeni geliyorum.. Yeni hazırladığım bir reklam filminin revizyonlarını yapmak için saati 3 ettim :)) Tabi akşamın kör vaktinde revizyon getiren ajanstaki dostlarıma kurduğum cümleler pek hoş değildi ama.. Onların da pek memnun ayrıldığını söylemem mümkün değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse az önce telefonumu açtım, mesaj üstüne mesaj ve bir çok telesekreter kaydı. Hiçbirine cevap vermeme gibi hain planlarım yok değil :) Bakalım yarın olsun, hayır olsun.. Zira sabah 09 itibarıyla yeniden işte olmam gerekiyor :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu arada bugünün anısına anladım ki&lt;br /&gt;saymamak lazım, saymaya başladığın an  hapı yuttun demek  :))&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8385316163340314802?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8385316163340314802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8385316163340314802&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8385316163340314802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8385316163340314802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/09/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2895994839325312039</id><published>2007-08-29T01:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-30T09:35:07.334+03:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm VI</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aslında bu sayfalara ilk sahip olduğumda kendi kendime "günlük tutacağım" demiştim. Çünkü çocukluğumdan bu yana sahip olamadığım bir alışkanlıktı kendimle ilgili birşeyler yazmak. Zaman unutturuyor herşeyi malum. An geliyor en hatırlamak istemediğiniz olayları hatırlıyor, tadı damağınızda kalan sohbetleri, yüzleri, dostları, sevgilileri unutuyorsunuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç : Beceremedim.. Bırakın günlük tutmayı, kendimle ilgili ciddi kararları bile almakta zorlandım.. 4'e-5'e bölünmeye çalışan ama bir türlü bunu beceremeyen bir hayatın içinde sıkıştım ve zamanı yettiremedim. Belki pişmanlık değil ama yüreğime işleyen çok yer var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela kaybettiklerim: Semih Balcıoğlu - Semih Abimiz, Attila İlhan- Attila Hocamız, Cemal Kutay - Tarih Hocamız, Melih Kibar - Sayın Kibar'ımız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semih Abi'nin askerliğini yedeksubay olarak yaparken, Ankara'da Orduevinde, Garson askere "Paşam, bir tabak çorba getir" dediğinde bütün kıdemli subayların ona nasıl baktığını katıla katıla anlatmasını bir kez daha yaşayacak mıyım ? Hayır !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da Melih Abi'nin ölmeden birkaç gün önce yatağında "Biz ne zaman birlikte çalışmaya başladık ?" diye sorduğunda "1999 yılıydı abi, 24 Şubat ilk canlı yayını yapmıştın" demiştim. Onun cevabı ne olmuştu : "Ben o zaman kansermişim biliyor musun ?" Dünya omuzlarıma çökmüştü ve ben altında kalmıştım.. Tarifi yok.. Devamı var mı ? Hayır !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attila Hocam haftanın iki günü gelirdi.. Salı ve Perşembe günleri, öğleden sonra.. Hasbelkader yazdıklarımı verirdim "Yazmaya devam çocuğum, sakın bırakma" derdi.. Arada sırada Tarih Hocamız Cemal Kutay'a kızardı "O olay öyle değildi, yaşlandı unutuyor artık" diye.. Onunla konuşmak başka bir duyguydu.. Olayları ve zamanları birbirine bağlamasını hayranlıkla dinlerdim.. Ama bitti, bir daha dinleyebilecek miyim ? Hayır !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de yaşarken kaybettiklerim var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezgin Korkuluğum "Sunay Akın; Sana yakın, bana yakın, cana yakın..." Uzun zamandır göremiyorum.. Her hafta "Oğlum bu hafta Doğu'dan kaç mail geldi ? 100 mü off süper, bütün hediye cd'leri oraya gönderelim ?" diyen ünlü cazcım Kerem Görsev.. 2 Yılda 4 ya da 5 kez ben aradım görüşemedik bir türlü.. "Yorumsuz'dan herkese kocaman bir merhaba, yine bizler burada sizler ekranlarınız başında birlikte bir buçuk saati paylaşıcaz" cümlesiyle gönüllerimizde 6 yıl ve yaklaşık 300 canlı yayınla taht kuran, orta yaşlı kadınların korkulu rüyası hattı zatında Grup Gündoğarken'in en küçük üyesi Burhan Şeşen.. Yaklaşık 1 senedir yüzyüze gelemedik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bir de çalışma arkadaşlarım var -ki hayırsızlar bandosu.. O konuya hiç girmeyelim.. Can sıkıcı sonuçlar çıkabilir zira :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse bütün bunlar niye diye soranlara cevabım şu ; efendim pek yakın zamanda şahsen bizzati kendimin doğumgünü.. İnsanlar genelde doğumgünlerinde eğlenirler ama benim aklıma genelde böyle garip şeyler geliyor. Hani "nereden geldim nereye gidiyorum, kimler vardı kimler yoktu" muhasebesi.. Bende bir tuhaflık olduğunu annem-babam çok önceleri çözmüşler ama psikiyatri bundan 30 yıl önce böylesine kullanılan bir yöntem değilmiş.. Şimdi ruhsağlığı dediklerine bakmayın eskiden "deli ya da deli doktoru" ydu benzetmenin adı.. Ne yapsınlar benimkilerde korkmuşlar işte "bizim oğlan elden gitmesin" diye bişey yapamamışlar :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle doğumgünümde eğlence falan yok, yalnız başına geçirmeyi düşünüyorum, lütfen aramayın zira cep telefonum kapalı olacak, kutlamaları kabul edemeyeceğim üzgünüm :) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-2895994839325312039?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/2895994839325312039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=2895994839325312039&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2895994839325312039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/2895994839325312039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/08/srad-notlar-blm-vi.html' title='Sıradışı Notlar Bölüm VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8469738450082514022</id><published>2007-08-22T23:59:00.000+03:00</published><updated>2007-08-23T00:02:44.583+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XXI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Gözyaşım hiç olmadı benim, ağlarken kimse görmedi. Serseriliği zaten bilmem, kötülük desen hiç...Hayatı planlamayı sevemedim. Sonlara inandım ama sonu düşünmedim..Cahit sıtkı’nın “35 yaş” ı yazdığı yaşa geldim, gözlerimin içinin güldüğünü söyleseler de içten bir gülüşüm hiç olmadı.. Aşık oldum. Sevdim. Sevil(e)medim.&lt;br /&gt;En iyisi bile rüzgara karıştı gitti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğum hiç olmadı benim, oyuncak nedir bilmem. Benim canlı bir oyuncağım vardı zaten adı “Eylem”.. Okula gitmeyi sevemedim bir türlü ama tokat yiyen bir asker için üzülüp -yüksek dahil- tam 17 yıl okudum. Şimdi durup geriye bakınca koca bir hiç... Shakespare’in “Hamlet”i yazdığı yaştayım ve hala karar veremiyorum acaba hangisi doğru; Olmak mı, Olmamak mı ?&lt;br /&gt;Keşke ben de rüzgara karışsaydım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençliğim hiç olmadı benim, mutluluk nedir bilmem. İlk aşkım terkettiğinde henüz 19’undaydım, hayata elveda dediğimde 20...Yaşamayı sevemedim nedense ama bir anne, bir baba, bir kardeş yetti yeryüzündeki memuriyetime... Oğuz atay’ın “Tutunamayanlar” ı yazdığı yaşı geçeli çok oldu ve hala bilemiyorum hangimiz gerçekten “Selim” ?&lt;br /&gt;Sanırım sonunda bütün rüzgarlar bitti..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8469738450082514022?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8469738450082514022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8469738450082514022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8469738450082514022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8469738450082514022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/08/seyird-notlar-xxi_22.html' title='Seyirdışı Notlar XXI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5063240259842756657</id><published>2007-08-15T00:42:00.000+03:00</published><updated>2007-08-15T01:04:25.289+03:00</updated><title type='text'>15 yıl sonra, bugün..</title><content type='html'>Aslında cevap olarak bir önceki yazının "yorum" kutucuğuna yazacaktım  bunu,  sonra vazgeçtim.. Çünkü 15 yıl sonra bugünün başka bir açılımı var "yaşıyorum ve varım ; ama nedense gülümseyemiyorum"..   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sorunun cevabını bir yerde toplamak mümkün değil bunun farkındayım. Şimdi yaşadığım pek çok acının nedeni çocukluğum ve ergenliğim, bunu öğrenecek kadar kitap da okudum.. Ancak herşeye rağmen kavrayamadığım birşey var ve ben buna gerçekten çok üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorum şu "Nasıl oluyorda bir insanın - kendisiyle ilgili- en güçlü sandığı yer, aslında en zayıf noktası olabiliyor ?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunun cevabını bulduğum an, sanıyorum tekrar gülümsemeye başlayacağım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım biraz yardıma ihtiyacım var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5063240259842756657?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5063240259842756657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5063240259842756657&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5063240259842756657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5063240259842756657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/08/15-yl-sonra-bugn.html' title='15 yıl sonra, bugün..'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1255598298461974277</id><published>2007-08-07T00:37:00.000+03:00</published><updated>2007-08-07T00:50:27.012+03:00</updated><title type='text'>15 yıl önce, bugün..</title><content type='html'>Bilirler ki;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;hiçkimsenin geçmişi zaferle dolu değil, yenilgiler de var yaşamda ve kabullenmek gerek...Onlar da ikiz kardeş gibi hangisinin yüzüne ayna tutsan yansıyan bir diğeri, ayırmak mümkün değil. Çoğu hatırlamak istemez yenilgileri düşlerini zaferler üzerine kurar, kimi zaferlerin kıymetini bilmez yenilgileri alnına, avuçlarına kazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve eklerler ki;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;anılar da böyle, onları da ayıramazsın "iyi", "kötü" diye...Kötüleri bir köşede bırakıp, iyileri seçemezsin. Birini kabul ediyorsan, diğerini de etmek zorundasın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Derler ki;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;her inişin bir çıkışı, her çıkışın da bir inişi var. Ne yaşam düz bir yol, ne de yürüdüğün bir gül bahçesi, üstelik son pişmanlık faydasız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Hatırla ki;&lt;br /&gt;herşeyin sonlu olduğu bir dünya bu, denizdeki kum tanesi veya yere düşen yağmur damlası için bile böyle. Ve sonu değiştiremezsin; ya ölüsündür ya da ölümsüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümse; &lt;br /&gt;      varsın çünkü,&lt;br /&gt;yaşıyorsun çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1255598298461974277?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1255598298461974277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1255598298461974277&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1255598298461974277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1255598298461974277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/08/15-yl-nce-bugn.html' title='15 yıl önce, bugün..'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-6844964831730036812</id><published>2007-07-30T22:50:00.000+03:00</published><updated>2007-07-30T22:54:01.906+03:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm V</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bir film seyretmiştim, kadınlar matinesinde üstelik. Çocuğum o zamanlar. Yer İzmir, Şirinyer... İpek sineması, evimizin hemen yanıbaşı. Sene ya 1970 ya ’71. Başrolde Sadri Alışık oynuyor. Hatırladığım kadarıyla fakir bir aile öyküsü, fakir ama namuslu. Bir talihsizlik sonucu Sadri Baba’nın eşi hapise düşüyor,   3 çocuğuyla bir başına kalıyor. Çocuklara hem annelik hem babalık yapmaya çalışıyor. Arada birde hapishanenin önünden çocuklarla birlikte geçiyor –ki anneleri görebilsin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde hiç unutamadığım bir gece sahnesi var; Sadri Baba kötü,  “Ne yapacağım şimdi ?” bakışları var yüzünde. Dertler tütsülenmiş ve acılar su üstüne çıkmış. Derken yerinden kalkıyor ve udunu alıp vuruyor tellerine :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Ben seni unutmak için sevmedim&lt;br /&gt; Gülmen ayrılık demekmiş bilmedim&lt;br /&gt;  Bekledim sabah akşam yollarını&lt;br /&gt; Ölmek istedim, bir türlü ölmedim...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ah be Sadri Baba, ah be Sadri Baba oldu mu şimdi ? Bir şarkı bu kadar mı içten, bu kadar mı doğru, bu kadar mı güzel söylenir ? Bak aradan geçti 35 yıl, sesin hala kulaklarımda...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-6844964831730036812?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/6844964831730036812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=6844964831730036812&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6844964831730036812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6844964831730036812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/07/srad-notlar-blm-v_30.html' title='Sıradışı Notlar Bölüm V'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4167126784942312397</id><published>2007-07-24T23:29:00.000+03:00</published><updated>2007-07-24T23:46:48.328+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün -hala inanmakta zorluk çektiğim- birşey oldu... Telefon çaldı. Ve ben yine "nasılsa tanıdık biridir" edasıyla açtım telefonu.. Önceleri tanıyamadım sesi. Çok sonra -tabi işittiğim  sitem dolu cümleleri saymıyorum- algılamaya  başladım. 14.Temmuz'da  ismini belirtmeden yazdığım, 6 yıl ve yirmiyedi gündür görüş(e)mediğim kadındı arayan.. Artık "kaderin oyunu mu derler", "rastlantı olarak mı nitelenir" ya da "birşeyi çok isteyince/düşününce gerçekleşir" yorumu mu yapmak lazım bilemiyorum. Uzunca konuştuk ve görüşmek dileğiyle kapattık telefonu. İlginçtir, bir beklenti içine girmedim.  Ama gerçek şu ki çok mutlu oldum, saatler geçmesine rağmen hala aynı halet-i ruhiye içerisindeyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Meraklısı için Not; 6 yıl ve 37 gün geçti aradan ama  yine o sihirli cümleyi     kuramadım.. Sanırım    artık     yaşlanıyorum :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4167126784942312397?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4167126784942312397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4167126784942312397&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4167126784942312397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4167126784942312397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/07/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi_24.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-5166865937600325880</id><published>2007-07-19T23:58:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T23:59:43.952+03:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm V</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ben bir asker çocuğuyum. Asker çocuğu olmayanlar bilmezler ; bizler kelimenin tam anlamıyla göçebe hayatı yaşarız. 2 sene o şehirde, 3 sene bu şehirde. Tam bir yere alışmışken, birden evin babası gelir "hadi gidiyoruz" der, "nereye yahu, dur daha yeni gelmiştik", "işte filanca şehire, filanca tarihte göreve başlamam lazım", "peki, ne yapalım..". Boş koliler aranmaya başlanır, bodrum katındaki eski koliler çıkartılıp içine eşyalar -gazete kağıtlarına sarılıp- doldurulur. Bu arada baban yeni görev yapacağı şehire önceden gider, ev kiralamaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O  zamanlar şimdiki gibi "hamallık" "evden eve nakliyat" gibi müesseseler de yok. Kamyon gelir, dayanır kapıya sabahın köründe, ma'aile tabii komşularında yardımıyla eşyalar taşınır. Sonra vedalaşılır, yola çıkmak üzere araca binilir, komşular arkandan bir maşrapa su dökerler ve hikaye de orada biter. Çünkü yere dökülen su kuruduğunda zaten seni hatırlayacak kimse kalmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;“ Uzun yolların, yalnız yolcuları...”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-5166865937600325880?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/5166865937600325880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=5166865937600325880&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5166865937600325880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/5166865937600325880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/07/srad-notlar-blm-v.html' title='Sıradışı Notlar Bölüm V'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-6961022077038308937</id><published>2007-07-14T00:49:00.000+03:00</published><updated>2007-07-14T00:51:08.767+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Az önce eski defterlerimi karıştırıyordum. Aldığım notlar, önemli günler, anılar vesaire..Bugün biz görüşmeyeli tam 6 yıl ve yirmiyedi gün olmuş. Telefon suskun, kapı suskun. Hiçbiri çalmamış.. Ama  içlerinden birisi çalsa sanki kendilerinden açılacaklar gibi. Belli onlar da özlemişler seni.&lt;br /&gt;Biliyorum şimdi sana komik gelecek; hala ayna karşısında “seni seviyorum” provası yapıyorum. Her defasında “ Bu kez tamam” diyorum kendi kendime: “ İlk görüştüğümüzde ya da ilk telefonlaşmamızda söyleyeceğim...”. Ama o “ilk” gerçekleşmiyor bir türlü. Zaman su olmuş, yaşamlar hikaye ve bir ömür geçmiş farkında olmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Telefon Sesi)&lt;br /&gt;Nihayet... Günlerdir bozuk sandığım telefon işte çalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- “ Alo..” &lt;i&gt;(Heyecanlı)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;- “ Merhaba oğlum ”&lt;i&gt;  (Şaşkın)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;- “ Ah ! Sen miydin anne ? “  &lt;i&gt;(Sesi tonu bozuk)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;- “ Niye şaşırdın, başkasından mı telefon bekliyordun ? “  &lt;i&gt;(Şaşkın)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;- “ Yok canım, televizyon seyrederken içim geçmiş...”&lt;i&gt;  (Esneyerek)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman bir hayalkırıklığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni düşünmediğim herhangi bir an, bir saat, bir saniye yok... Hani belki diyorum uyuyunca unuturum ama, o da olmuyor. Hergün yeniden başlıyorum hayata. Hem de sıfır noktasından. Bir önceki gün, hafta, ay.. Hiç değerli değil gibi. Öğrendiklerim yanıma kâr, tanık olduklarım deneyim, izlediklerim ders, ıskaladıklarım hiçlik..Bunu hiç öğrenemeyeceksin belki; ama biliyor musun, bunların nedeni hep sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bu nasıl bir aşk ?&lt;br /&gt;Yani niye “ sen elmayı seviyorsun diye elmanında seni sevmesi şart mı ?“ önermesi hediye paketi halinde bana sunuluyor her defasında ?&lt;br /&gt;Yani Nazım’ı sevmediğimden değil ama, niye hep ben ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu sorular yakamı bırakmıyor bir türlü. Bir tarafta benim olan sen, diğer taraftan bir başkasının olan sen... Hanginiz düş, hanginiz gerçek bulamıyorum ya da buluyorum, bulduğum anda da kaybediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat geceyarısını geçti. Ve altı yıl yirmisekizinci gün. Sensiz geçen diğer ikibin ikiyüz onyedisinden çok farklı değil. Gökyüzü aynı yerde, ay da öyle, yıldızlar da... Kapı, telefon çalınmayı bekliyor. Ben yine uykusuzum ve hayat hala hergün sıfırdan başlıyor. İçinde senin olmadığın hiçbir gün yaşanmış sayılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-6961022077038308937?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/6961022077038308937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=6961022077038308937&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6961022077038308937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6961022077038308937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/07/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3646387416545710565</id><published>2007-07-10T23:19:00.000+03:00</published><updated>2007-07-10T23:34:23.459+03:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm IV</title><content type='html'>Bu yaşa geldim ve hala karşılıklarını bulamıyorum, acaba hangisi daha iyi ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duymak mı, duymazdan gelmek mi ?&lt;br /&gt;Çalışmak mı,  işsizlik mi ?&lt;br /&gt;İçinde olmak, yoksa dışında kalmak mı ?&lt;br /&gt;İsabet ettirmek mi, ıskalak mı ?&lt;br /&gt;Tutmak mı, bırakmak mı ?&lt;br /&gt;Bağlanmak mı, ayrı kalmak mı ?&lt;br /&gt;Ağlamak mı, gülmek mi ?&lt;br /&gt;İsimler mi, yüzler mi ?&lt;br /&gt;Düşünceler mi, duygular mı ?&lt;br /&gt;Duvarlar mı, pencereler mi ?&lt;br /&gt;Evler mi, denizler mi ?&lt;br /&gt;Yaşlılık mı, gençlik mi ?&lt;br /&gt;Dostluk mu, arkadaşlık mı ?&lt;br /&gt;Sevmek mi  sevmeyi görmezden gelmek mi ?&lt;br /&gt;Yaşamak mı ölmek mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak mı yoksa yazmamak mı ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3646387416545710565?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3646387416545710565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3646387416545710565&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3646387416545710565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3646387416545710565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/07/srad-notlar-blm-iv.html' title='Sıradışı Notlar Bölüm IV'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1252592720493195545</id><published>2007-06-25T21:44:00.000+03:00</published><updated>2007-06-25T21:51:01.858+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XX</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bir çocuk şarkısı vardı , kendi de hatırlattıkları da çook ama çok uzaklarda.. Bütün sevdiklerim ya da beni sevenlerin hepsi onunla birlikte gerilerde kaldı. Çocukluğum ve çocukluğumla ilgili aklımda kalanlar; sonra ergenliğim ve ilk aşklarım; yetişkinliğim ve hayatımın bir köşesinden kartpostal şeklinde geçen durağan kareler; olgunluğum ve olgunluğun getirdiği dinginlikle yaşadığım gerçek ve genç aşklar.. Hepsi ama hepsi artık unutulan bu şarkının gölgesinde kalmış hazin, bir o kadar da umutsuz anılar şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden büyüklerim anlatırdı ve “hayal gibi geldi geçti” deyip bitirirlerdi hikayelerini. Anlamazdım, uzak gelirdi. Meğer doğruymuş, gerçekten hayal gibi; hangisi doğru hangisi yalan ya da hangisi gerçekten yaşandı ben bile hatırlamakta zorluk çekiyorum artık. Nasıl bir hafızaysa, o bile güvenilirliğini sınayabiliyor geçen zaman içerisinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz bahar bir saksı çiçeği aldım eve. Alı al, moru mor, kadife gibi parlak ve iri yeşil yaprakları vardı. Güneş gören bir pencere önüne koydum ve her sabah sevgi sözcükleriyle su verdim toprağına. Bir neşelendi, bir sevindi, bir renk verdi, bir çoğaldı ki görmeniz lazım. Gel zaman git zaman benim işlerim yoğunlaştı ve 4 günlüğüne şehir dışına çıkmam gerekti, çıktım da.. Ama döndüğümde gördüğüm manzara hiç de hoş değildi. Çiçeğimi unutmuştum, o da güneşin bilmem kaç derece sıcaklığına dayanamamış ve ölmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra anladım ki dostluklar da böyle, unutulunca ya da su vermeyince kuruyor, hayal oluyor ve gökyüzünde dağılıp gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk şarkısı vardı , kendi de hatırlattıkları da çook ama çok uzaklarda kaldı.. Bugün duysam yine gözlerim dolu dolu olur, kimbilir belki de yaşıma başıma bakmadan oturur ağlarım :&lt;br /&gt;“Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1252592720493195545?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1252592720493195545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1252592720493195545&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1252592720493195545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1252592720493195545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/06/seyird-notlar-xx.html' title='Seyirdışı Notlar XX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3003097078937962123</id><published>2007-06-20T00:56:00.000+03:00</published><updated>2007-06-20T00:59:18.555+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Herşey bıraktığın gibi.. Saksıdaki çiçek, çaydanlıktaki su, banyoda asılı lifler, makyaj yaptığın ayna, diş fırçan.. hatta en son kahve içtiğin fincan telvesiyle duruyor hala, falda ne çıktığını bilmeden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense bekliyorum hiçbirine dokunmadan. Dokunursam sanki hiç dönmeyecekmişsin gibi geliyor, korkuyorum.. Şimdi gelmezsen –bütün zamanları durdurup- sonsuza dek gideceğim haberin olsun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3003097078937962123?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3003097078937962123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3003097078937962123&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3003097078937962123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3003097078937962123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/06/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi_20.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-7780375475675910901</id><published>2007-06-18T20:31:00.000+03:00</published><updated>2007-06-18T20:33:29.872+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ne çok özlemişim seni ve ne çok sevmelerden dönmüşüm. Doya doya sarılamadım bile, on sene olmuş.. Sen başka bir bedende ben başka bir hiçlikte iki rayı olmuşuz bir tren yolunun. Seni yeniden görmek güzeldi..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-7780375475675910901?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/7780375475675910901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=7780375475675910901&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7780375475675910901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/7780375475675910901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/06/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-6472088533770140608</id><published>2007-06-10T04:26:00.000+03:00</published><updated>2007-06-10T04:31:29.213+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar IXX</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yerin seni çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengi.. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin. Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer. Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın, ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın. Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün, ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun. Çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli, bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevilirsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-6472088533770140608?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/6472088533770140608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=6472088533770140608&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6472088533770140608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6472088533770140608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/06/seyird-notlar-ixx.html' title='Seyirdışı Notlar IXX'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-4723556278815656088</id><published>2007-05-27T23:42:00.000+03:00</published><updated>2007-05-28T16:28:41.951+03:00</updated><title type='text'>Sıradan Notlar VIII</title><content type='html'>&lt;i&gt;olmadı işte, olamadı&lt;br /&gt;ne sen benim&lt;br /&gt;ne ben kimsenin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu sigaramın dumanı bile&lt;br /&gt;daha “özgür” iken,&lt;br /&gt;ya da sandalyede asılı kaban&lt;br /&gt;ya da masadaki boş bardak&lt;br /&gt;olamazdı da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben kendimde mahkum&lt;br /&gt;sen gökyüzünde bir uçurtma&lt;br /&gt;yaşadıklarımız ise&lt;br /&gt;rüzgarda salınan&lt;br /&gt;mis kokulu akasya ağacı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi sen yoluna&lt;br /&gt;ben yoluma..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç birşeye yanmıyorumda&lt;br /&gt;şu elmadan aldığım ısırık kadar&lt;br /&gt;tad kalmadı ağzımda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna da alışmak lazım galiba...&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-4723556278815656088?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/4723556278815656088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=4723556278815656088&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4723556278815656088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/4723556278815656088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/05/sradan-notlar-viii.html' title='Sıradan Notlar VIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3612343317176934263</id><published>2007-05-22T00:06:00.000+03:00</published><updated>2007-05-22T00:10:45.071+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hayatın matematiği biraz farklı, iki yarımı toplayınca "1" etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa, başka biriyle de mutlu olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3612343317176934263?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3612343317176934263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3612343317176934263&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3612343317176934263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3612343317176934263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/05/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8881743030748619232</id><published>2007-05-15T00:00:00.000+03:00</published><updated>2007-05-15T00:03:25.569+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XVIII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;“Hayattan beklentilerini karşılayamayanlar, intikam alırlar. İki ucu yanık meşale gibidir bu. Ya kendisine zarar verir ya da en yakınındakine. Ve ne yazıktır ki geç farkeder, canı yanan her kim olursa olsun, aslında hepsi aynı kişidir ” diye birşeyler karalamışım. Neredeyse iki yıl geçmiş. İlginçtir, o zaman bu zamandır elime kağıt ve kalemde değmemiş, okuyunca farkettim. Bir an şu geldi aklıma “acaba ben de intikamımı bu şekilde mi aldım ?”. Kimbilir, belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben doğduğumda televizyon yoktu. Yalnızca radyo. Hoş deneme yayınları ve paket yayınlar başladığında televizyon alacak para da yoktu ya. Hayır, hayır ! benim televizyoncu olacağım daha o günlerden belliymiş edebiyatı değil. Elbiselerin ve ayakkabıların 1-2 numara büyük alındığı zamanlardan bahsediyorum.  Her semte yaklaşık üç arabanın düştüğü, okulların hastanelerin uzak olduğu, yazlık sinemalarda haftada iki film seyredildiği, çay bahçelerinde ünlü sanatçıların bir saz eşliğinde şarkılar türküler söylediği,  hafta içi “arkası yarın” lara haftasonları ise radyo tiyatrolarına endeksli, komşular, arkadaşlar en önemlisi dostlarla geçen güzel zamanlar. Babam memurdu, iki sene orası üç sene burası gezdik. Bize kol kanat gerecek aile büyükleri yanımızda olamadı, uzaktık çünkü. Ama kötü günler geçirdiğimizi de söyleyemem. Ne zaman başımız sıkışsa dostlarımız yanımızda ve bizimleydi. Yalnız kalmadık hiç. Evimiz, aşımız, sevincimiz, kederimiz  hep bir oldu. Kesintisiz ve karşılıksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ilginç olabilecek bir de saptama yapmak istiyorum. Örneğin benim ailem hala gençlik yıllarında edindikleri o ilk dostluklarıyla yaşar, 40 yıl geçmesine rağmen hala onlarla görüşür, onlarla mutlu olurlar. Mesafenin ne olduğu ne kadar olduğu düşünülmez, gidilir, gelinir, misafir edilir, ağırlanır.. Olmadı mı, o kilometrelerce uzaktaki ses telefon tuşları kadar yakındır. Aranır “İyi misin ?” diye sorulur.. Akşam evlerinize gidince, anne ve babalarınıza sorun. Eminim onlar da benzer hikayeler anlatacaklardır. Bence, bir de onların ağzından dinleyin, aralarda sizin çocukluğunuzla ilgili hatırlamadığınız küçük küçük hikayeler de çıkacaktır. Hem fena mı olur ? Birazda keyiflenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki siz, biz bunların neresindeyiz ? Hani eski bir öykü vardır ; bilgenin birine sorarlar “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?” diye. O da “Terzimi severim” diye cevap verir. Soruyu soranlar şaşırırlar “Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı?”. Bilgenin cevabı çok manidar olur “Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Benim hakkımda bir kez karar verirler, ölünceye kadar da hep aynı gözle bakarlar.” Hoş hazır giyim çıktığından beri terzilerde kayboldu ama bizim bulunduğumuz nokta işte tam olarak burası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70’lerde çekilen “Neşeli Günler” “Mavi Bocuk” “Aile Şerefi” gibi filmleri televizyonlarda hala izliyoruz. Bilmediğimiz, yaşayamadığımız, adını bildiğimiz ancak bir türlü koyamadığımız o karşılıksız duyguya tanık oluyoruz. Çözmeye çalışmasak bile bu hoşumuza gidiyor. Şimdi madalyona bir de öteki yüzünden bakalım. Tamam onlarla beraber gülüyoruz, seviniyoruz da ağladığımız kim ? Cevabını ben vereyim : Kendimiz ve Yalnızlığımız.. Artık herkesin bir arabası var ama yalnız biniyoruz, yüksek yüksek binalarda oturuyoruz ama kimseyi tanımıyoruz, ilişkilerimiz yamalı bohça, teknoloji hayatımıza girmiş ama taşın sertliğini suyun soğukluğunu unutmuşuz, görüşmelerimiz televizyon programlarına endekslenmiş ve günde ortalama 100 kelimelik bir hazineyle konuşur duruma gelmişiz, arkadaşlarımız “merhaba” ya da “günaydın” ı hatırlamıyor, dostlarımızsa ya egoların kurbanı ya da üzerinde rakam yazan yeşil kağıt parçacıklarının esareti altında, dahası sıkıştığımızda kapısını çalacak kimsemiz yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılanlar fazla “nostaljik” gibi gelebilir. Kızmayın. Çünkü biz ve bizden bir önceki kuşak -henüz “medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar” ya da “vahşi kapitalizm” yuvasından çıkmadan önce-  “toplumun bize verdiği herşeyi, tüm bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi bizden sonrakilere anlatmak-aktarmak” kararlılığı ve hoşgörüsüyle yetiştirildik. Hala da aynı kararlılıkla bayrağı taşımakta  ısrarlıyız. Peki “Böyle bir konuya nerden geldik ?” derseniz : Bu blogu benim için hazırlayan dostum bir günlük tutmam temennisiyle “Sevgili komutanıma hediyemdir...” diye yazmıştı, 21.Mayıs.2005’de ve ben de  kendimi çok “özel” hissetmiştim. Konu başlığının “Dostluk” olması bu yüzdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Woody Allen’ın bir kitabında, komik bir öykü vardı : Adam hızlı okuma kurslarına gidiyor. Birgün yolda arkadaşıyla karşılaşıyor ve arkadaşı soruyor “kurs nasıl gidiyor” diye. Adam da cevap veriyor “harika, savaş ve barış’ı iki saatte devirdim”. Arkadaşı şaşkınlıkla soruyor “peki ne anlatıyor kitapta ?” “Valla bilmiyorum ama hikaye Rusya’da geçiyor”...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının tamamını okuduktan sonra bu türden bir sonuca varmak isteyenlere son sözüm :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İntikam Almayın” :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8881743030748619232?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8881743030748619232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8881743030748619232&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8881743030748619232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8881743030748619232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/05/seyird-notlar-xviii.html' title='Seyirdışı Notlar XVIII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-6036556203390519034</id><published>2007-05-09T02:01:00.000+03:00</published><updated>2007-05-09T00:05:09.569+03:00</updated><title type='text'>Sıradan Notlar VII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span&gt;Umudun yenisi eskisi olmaz. O ya hep vardır ya da hiç yok.. Benim vardı. İlk gençlik yıllarımdan beri uzun zaman da cebimde taşıdım. En son sende ödünç bıraktım, daha çok ihtiyacın vardı çünkü. Bak işe yaradı da.. İyi bir eş, bir çocuk ve mutluluk tablosu koskocaman bir aile...&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Şimdi diyorsun ki “niye aramıyorsun, niye sormuyorsun”.. Önce sende kalan parçamı vermen gerekmez mi ??&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-6036556203390519034?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/6036556203390519034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=6036556203390519034&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6036556203390519034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/6036556203390519034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/05/sradan-notlar-vii.html' title='Sıradan Notlar VII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-8337966446945520995</id><published>2007-05-01T05:10:00.000+03:00</published><updated>2007-05-01T00:14:43.087+03:00</updated><title type='text'>Seyirdışı Notlar XVII</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İşte bitti ! Günler ve geceler süren bu kabus bitti. Ben de bittim. Şu an son sigaramın dumanını  seyrediyorum. Parmaklarımın arasından uçuşup havaya dağılıyor. En son 35 yıllık ömrün dağılışını da böyle seyretmiştim. Hesabını verememiştim çünkü hiçbirşeyin. Çok üzülmüştüm, dibe vurmuştum. Sen benim hem “som” baharım oldun hem “son” baharım, hem de “sonuncu”  baharım. Güle güle son yolcu, düşler buraya kadar. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-8337966446945520995?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/8337966446945520995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=8337966446945520995&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8337966446945520995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/8337966446945520995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/05/seyird-notlar-xvii.html' title='Seyirdışı Notlar XVII'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-3460968495604022986</id><published>2007-04-24T03:14:00.000+03:00</published><updated>2007-04-24T01:20:07.468+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hepinizi çok sevdim. Belki anlatamadım ya da gösteremedim, hepsi olabilir.. Güneşli bir sabahta başlayan “merhaba” ile kül rengi bir sonbahar akşamı söylenen “elveda” arasında geçen zaman kadardı herşey. Ne daha uzun ne daha kısa... Soğuktu çünkü yaşam, kışları bilmezdiniz. Öyle bir kış ki başladımı bir türlü bitmezdi. Üşürdünüz, titrerdiniz. Oysa sıcaktı yüreğim, sıcaktı bedenim. Değerini bilmezdiniz. Giderdiniz ama, hep giderdiniz ; açtığınız yaralara aldırmadan, arkanıza bile bakmadan.. Sizi bekleyen birileri nasılsa vardı bir yerlerde, o halde beklemek niye ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittikçe kayboldum sayenizde ancak yine de sevdim hepinizi, belki gösteremeden belki gizlice...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-3460968495604022986?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/3460968495604022986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=3460968495604022986&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3460968495604022986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/3460968495604022986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/04/kaptann-seyir-defteri-yldz-tarihi.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-1982198341286045064</id><published>2007-04-19T04:53:00.000+03:00</published><updated>2007-04-19T19:17:00.228+03:00</updated><title type='text'>Sıradan Notlar VI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;“Sensiz yaşayamam” diyemedim sana. Diyemezdim de. Çünkü sensiz de yaşayabilirdim. Senden önce olduğu gibi ya da hep olduğu gibi, hayat ne getirdiyse, ne verdiyse.. Sonuna dek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensiz yaşayabilirdim ama öyle olsun istemiyordum. Hiç istemedim de.. Ama yine de gittin; bu kez kısa ve acısızdı. Hayat işte, her defasında tekrar ve sıfırdan başlıyor. Sanırım artık buna da alışmak lazım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-1982198341286045064?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/1982198341286045064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=1982198341286045064&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1982198341286045064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/1982198341286045064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/04/sradan-notlar-vi.html' title='Sıradan Notlar VI'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-117054259828760422</id><published>2007-04-14T02:52:00.000+03:00</published><updated>2007-04-14T02:55:04.667+03:00</updated><title type='text'>Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Suya girince su olmuyorum, su olup akamıyorum.. Ben ağırlığımla, su da bu ağırlığı kaldırdığı kadarıyla var.. Ne daha fazla ne daha  eksik.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/13057583-117054259828760422?l=gizliyuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gizliyuz.blogspot.com/feeds/117054259828760422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=13057583&amp;postID=117054259828760422&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/117054259828760422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13057583/posts/default/117054259828760422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gizliyuz.blogspot.com/2007/02/sradan-notlar-ii.html' title='Kaptanın Seyir Defteri, Yıldız Tarihi...'/><author><name>Gizliyuz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120361504876943067</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://2.bp.blogspot.com/-ZUibA4XjQtk/TwGOty2_sjI/AAAAAAAAAJs/x6RkGwjcXzY/s220/1395724_a.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13057583.post-2733246110719710764</id><published>2007-03-26T00:27:00.000+03:00</published><updated>2008-12-09T21:52:01.079+02:00</updated><title type='text'>Sıradışı Notlar Bölüm III</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/Rgbdz-7zqRI/AAAAAAAAAA0/bsXVEO4xzzc/s1600-h/NDVD_003.jpg"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_l9niummuVb0/Rgbdz-7zqRI/AAAAAAAAAA0/bsXVEO4xzzc/s320/NDVD_003.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045964317652134162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Kayboldum ben..&lt;br /&gt;Bedenimi ve ruhumu taşıyacak, sonsuza ulaştıracak dahası huzur bulmamı sağlayacak bir amacım  yok benim.. Olanlar zaten bana ait değil. Taşıması zor, ağırlığı çok; üstelik yaş 40 ve bir kırk yıl daha yaşamak -ki muhtemelen o da- yok..&lt;br /&gt;"Mış" gibi yapmaktan, böyle bir hayata tanık olmakta
